Skip to content
  • https://www.youtube.com/c/SanatsalHareketler
  • https://www.instagram.com/sanatsaalhareketler/?hl=en

Sanatsal Hareketler

  • anasayfa
  • zemin
    • zemin
    • ekip
  • film & dizi
  • edebiyat
  • felsefe
  • sanat
  • müzik
  • dijital kültür
  • tiyatro
  • destek ol
  • deneysel
YouTube
  • Anasayfa
  • Kreatif Üretim Alanı
  • ActRoom: Alara Dizdaroğlu

ActRoom: Alara Dizdaroğlu

Söyleşi: Özge Kaya
act room kapak

ActRoom, sanatçıların, yazarların, oyuncuların ve düşünsel üreticilerin dünyalarını birbirine bağlayan, onlara yakından bakmayı amaçlayan bir söyleşi serisi olarak başladı. Bu haftaki konuğumuz, içsel katmanlara odaklanan işleriyle dikkat çeken sanatçı Alara Dizdaroğlu. Onunla üretim süreçlerine dair keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Biyografinde genellikle “görsel sanatçı” olarak tanımlanıyorsun. Ama bu tanımı bir kenara koyarsak, sen kendini nasıl ifade edersin?

Kendimi bildim bileli ressam olmak istedim. Ama bu sanatçı olma yolunun zorlu bir yolculuk olduğunu içinde yaşarken anladım. Sadece çalışarak tekniği geliştirmenin yeterli olmadığını Işık üniversitesindeki değerli hocalarımdan öğrendim. Etkilendiğiniz bir durumu farklı ve estetik bir duyarlılıkla ifade edebilmek, bunu öğrendiğiniz şeylerle harmanlamak sonra öğrendiklerinizi unutup yeniden farklı bir başlama süreci aramak… Bu sizi sanatçı olma yolunda biri yapıyor. Tam bir sanatçı oldum diyebilmek için sonsuz bir arayış içinde kendinle, çevrenle ve her şeyle harmanlanman gerek. Ben henüz bu yolun üzerinde ilerliyorum diyebilirim ancak.

Alara Dizdaroğlu

Sanat eğitim sürecinde felsefeyle kurduğun bağ, bugünkü üretiminde nasıl bir anlam ifade ediyor?

Işık üniversitesinde burslu okuduğum sürede öğretmenim olan Balkan Naci İslimyeli’den aldığım feyz ile bir sanatçının “görsel bir filozof, şair olması” gerektiğini öğrendim. Sanat tarihinde hangi esere bakarsak; ister sipariş üzerine ister bir ilhamla yapılsın altında muhakkak bir düşünce vardır. Düşüncesi ve arayışı olmayan bir eser yok gibidir. Her eser öncesi beni etkileyen şeyin üzerinde bir araştırma süreci geçiririm. O konu üzerine kitaplar, filmler, belgeseller, diğer sanatçıların ürettikleri ve kullanabileceğim malzemeler üzerine çalışırım. Bu ortaya çıkacak çalışma için zihnimi hazırlar. Böylelikle eserin anlamını yoğunlaştırmak ifadesini güçlendirmek konusunda yol alırım. Yeditepe Üniversitesinde Andy Warhol’un sanatında Amerikan Kültürünün Eleştirisi üzerine yazdığım yüksek lisans tezimde okuduğum sayısız sanat eleştirileri, sosyolojik ve ekonomi makaleleri, otuzun üzerinde kitap ile görsel sanat yerine bir sosyoloji tezi hazırlıyormuşçasına hazırlandım. Sonuçta çıkan eserler pop kültürü, kültürel erozyonu ve tüketim çağında esas tüketilenin insan olduğunu yansıtmak istediğim işler çıktı ortaya.

Görsel işlerinde genellikle içsel dünyaya, kişilik katmanlarına ve maskelere dair temaları işliyorsun. Bu içsel arayış, üretim sürecinde nasıl bir form alıyor?

Beni en çok etkileyen konu Işık Üniversitesinde Balkan Hoca ile başladığımız maskeler konusu olmuştu. Bu konuyu çalışırken kişilik üzerine pek çok psikoloğun çalışmalarını okudum. Bir kısmı anlaması oldukça karışıktı benim için bu nedenle bazı seminerlere ve atölyelere katıldım. Ama tabii hemen tüm sanatçıları etkileyen Carl Gustav Jung’ kitapları, bu kitaplarda bahsi geçen dört arketip (anne, hilebaz, yeniden doğuş, ruh) bunların yanı sıra kolektif bilinçdışı, gölge, maske konuları kişilik konusunun sonsuz katmanlı bir evren oluşu beni büyüleyen bir konu oldu. Bu yüzden hala bu konu üzerine araştırma ve çalışmamı sürdürüyorum. Resim ve farklı malzemeleri birleştirerek karışık teknikli kolaj çalışmaları yapıyorum.

Bir Maske Olarak İnsan Yüzü

Sence bir sanat eseri, izleyiciyle buluştuğu anda nasıl bir dönüşüm geçirir?

Eserin yaratım süreci sanatçının kendi deneyimi iken, izleyici karşısında çıktığında artık izleyiciye ait bir deneyim haline geliyor. İzleyici sizin o eserle ne kadar harmanlandığınızdan haberi olmuyor. O kendi yaşam deneyimi içinde bir algı ile izliyor. Bazen o konuyu sanatçıdan daha iyi hissedebilmesi mümkün, ya da izleyicide hiçbir iz bırakmayabilir. Hangi zaman diliminde, hangi yaşınızda karşılaşmanın gerçekleştiği de önemli. Tamamen öznel bir deneyimleme gerçekleşir. Böylece eserin anlamı bakanın bakış açısı ile tanımlanmaya başlar. Hatta onun bir eser olup olmadığı da ne zaman nerede ve nasıl karşılaşıldığı ile tekrar tekrar değerlendirilebilecek bir konu.

actroom
Özünü Kaybetmek

ESERİN ADI: Özünü Kaybetmek

ESERİN BOYUTU: 60 x 80 cm.

ESERİN TEKNİĞİ: Tuval Üzerine Kolaj Çalışması, 2024

ESERİN KÜNYESİ:

Popüler Kültür içinde insanlar kendilerine yabancılaşarak özlerini kaybederler. Artık herkes birer masal kahramanı veya sanatçılarla, çizgi roman parçalarının kolajını kullanarak yansıtmaya çalıştım. İnsan kendine uzaklaşırken aynı zamanda kendini tüketir ve yok eder.

Bazen bir çalışmanın “fazla doğrudan” ya da “fazla kırılgan” olduğunu düşündüğün oluyor mu? Otosansürle ilişkin nasıl?

Eserleri doğrudan veya dolaylı anlatımlı olması sanatçının duyguyu en yoğun nasıl aktarabileceği ile ilgili bulduğu çözüm. Kırılganlık ise bence eserde değil de anlaşılmadığı takdirde sanatçının ruhunda oluşan bir duygu. En büyük endişem anlaşılamamak aslında. Bendeki anlamı izleyiciye hissettirememek. O nedenle kendimi kısıtlamayı düşüneceğim bir an hiç yaşamadım. Her kişide iz bırakabilecek en iyi anlatım biçimini bulmak önemli benim için. Resim insanların kendilerini ifade etmeyi kayıt altına aldıkları ilk ve hala etkili bir araç. Bu nedenle benim için de yaşamımdaki en önemli şey.

Sanat alanında üretme isteğini ilk kez gerçekten kışkırtan bir film, bir sahne, bir sanat eseri ya da bir kitap hatırlıyor musun?

Üretirken yaptığım araştırmalar sırasında pek çok şey okuyup, film ve belgeseller seyrediyorum elbette. Bunları kendi süzgecimden geçirdikten sonra bir çalışma çıkıyor. Warhol üzerine çalışırken seyrettiğim George Hickenlooper’ın “Factory Girl” filmi beni etkilemişti. “Özünü kaybetmek” isimli kolaj çalışmam bu filmi seyrettikten sonra ortaya çıkmıştı. Maskeler üzerine çalışırken ise Ingmar Bergman’ın “Persona” filminden sonra ise “Katmanlar” adlı çalışmamı yaptım. Bunlar araştırmalarım sırasında karşıma çıkanlar. Ama olmazsa olmaz baş ucu kitabım Balkan Naci İslimyeli’nın “Düşünce Durakları” adlı kitabıdır.

Katmanlar

ESERİN ADI: Katmanlar

ESERİN BOYUTU: 90 x 120 cm.

ESERİN TEKNİĞİ: Tuval Üzerine Yağlı Boya, 2021

ESER KÜNYESİ:

Kişiliğin bütünü bilinçdışı, bilinç alanı, kabuk gibi olan maske gibi katmanlardan oluşur. Aynaya baktığında kişi kendisi yerine maskesini görüyorsa, kendisine yabancı hale gelmiştir. Alıngan, kırıcı ve kötücül olur. Sevecenlik kalmaz. Yaş aldıkça maskeler artar, canlılık kalmaz. Benlik sınırları belirsizleşir. Bu nedenle, kişisel bütünlük için gereken arayış devamlı bir arayıştır. Bizi gerçek özgürlüğe götüren budur. Bütünümüzü oluşturan; iyiliğimiz, kötülüğümüz, maskelerimiz, iç güdülerimiz, sakladıklarımız üst üste giydirilmiş ve ayrışması zor katlardır.

Kendini içsel olarak özdeşleştirdiğin bir kurgusal karakter var mı?

Gerçek karakterleri kurgusal olanlardan daha ilham verici buluyorum. Yaşam içinde çok daha önemli kahramanlara rastlıyoruz. Gerçek mücadelelerin içinde kendi güçleri ile var olma mücadelesi verenler çok daha etkileyici. Özdeşleşmek ise bambaşka bir boyut, kendini bulmak veya her gün yeniden yaratmak bu daha kıymetli bir yolculuk. Bunu yapabilen herkese hayranlık duyuyorum.

Her seferinde yeniden keşfettiğim sanatçı ise performans sanatçısı Marina Abramovic. İnsan yaş aldıkça yaşam tecrübeleri değiştikçe izlediği eserleri farklı görmeye başlıyor. İzleyici şapkasıyla bir esere bakan herkes gibi ben de farklı izlenimlere sahip olabiliyorum. Beş yıl önceki ben ile bugünkü ben elbette aynı kişi değiliz ve eserlerden farklı etkileniyorum. Ama Abramovic beni epey düşünmeye sevk eden performanslar sergiliyor ve her yıl yeniden üzerinde düşünürken farklı nüanslar bulabiliyorum.

Şu sıralar en çok ne dinliyorsun?

Eser üzerinde çalışırken genellikle klasik batı müziği konsantrasyonumu artırıyor.

Gittiğin ama hâlâ tam olarak ‘dönemediğin’ bir şehir var mı?

Genç yaşta dünyanın pek çok yerinde bulunma fırsatım oldu ama ruhum ve aklım hep İstanbul’a ait. İstanbul her gün yeniden keşfedeceğiniz, herkesin kendini bulabileceği ilham verici bir şehir.

Sanat yolculuğunun başında olan ve özellikle düşünsel derinliği olan işler üretmek isteyen birine ne tavsiye verirsin?

Sanırım en önemlisi ilgilendikleri konuyu her açıdan tarafsız olabilecek ve empati duyabilecekleri şekilde iyi araştırmaları en önemli çıkış noktası… Çok araştırmak, o konuyla bir bütün haline gelene dek karşısına geçip ona iyice bakmak, onu iyice görmek için, içinize işleyene dek, o en derinine ulaşana dek onunla harmonize olmaya çabalamak.

Tags: Act Room Röportaj

Post navigation

Önceki Harold Pinter: İhanet Adlı Tiyatro oyununun İncelenmesi
Sonraki Zenosyne: Zamanın Gün Geçtikçe Daha Hızlı Akma Hissi

Son Yazılar

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster Silhouette of a person sitting alone at a long table in a dark room, with an open window behind them letting light in. 1

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right. 2

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti?  3

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü 4

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi 5

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek 6

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

İlgili İçerikler

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Yeterince Hızlı Değilim

Yeterince Hızlı Değilim

Mutlak Siz

Mutlak Siz

Madalyon

Madalyon

Günümüz İlişkileri: Birbirimizi Tüketme Biçimlerimiz

Günümüz İlişkileri: Birbirimizi Tüketme Biçimlerimiz

Sayıları Öldürelim

Sayıları Öldürelim

Sanatsal Hareketler Dijital Tasarımlar
Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster Silhouette of a person sitting alone at a long table in a dark room, with an open window behind them letting light in. 1

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right. 2

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti?  3

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü 4

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi 5

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek 6

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar? 7

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Haber bülteni

Son Yazılar

  • Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster
  • Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış
  • Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 
  • Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü
  • Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Öneriler

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster Silhouette of a person sitting alone at a long table in a dark room, with an open window behind them letting light in.

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right.

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

  • Kullanıcı Sözleşmesi
  • Bize Ulaşın

©SanatsalHareketler2026