Görselin tüm hakları Sanatsal Hareketler'e aittir.
Marla, bazen düşünüyorum, biz artık birbirimizi hissetmiyoruz, birbirimizin üzerinden geçiyoruz sadece. Her temas, bir iz bırakmıyor artık, sadece bir izlenim bırakıyor. İnsanlar birbirine dokunmak için değil, birbirini bitirmek için yaklaşıyor. Sanki herkesin içinde görünmeyen bir sayaç var, tanıştığın anda başlıyor geri sayım. İlk kelimeyle açılıyor, ilk bakışla hızlanıyor ve her güzel an, o sayacı biraz daha eksiltiyor. “Seni seviyorum” demek bile, artık bir sonun habercisi gibi… Çünkü hiçbir şey uzun sürmüyor Marla. Hiçbir şey dayanıklı değil artık.
İlişkiler, market ürünleri gibi, raf ömrü kısa, içeriği katkı maddesi dolu. “Serin ve kuru yerde saklayınız” yazmalı aslında, çünkü en küçük yanlış anlaşılmada bozuluyor her şey. Birine biraz fazla yaklaştığında hava ağırlaşıyor, nefes almak zorlaşıyor; biraz uzaklaştığında soğuk giriyor araya, sessizlik uzuyor. Sevgi artık bir his değil, bir denge hesabı gibi… Ne fazla olabiliyorsun, ne eksik kalabiliyorsun, her hâlinde “yanlış”sın. Ve en tuhafı şu Marla: herkes ölçüyü biliyor ama kimse hissi bilmiyor. Herkes, sevmenin biçimiyle uğraşırken, duygunun kendisi çoktan buharlaşıyor. Artık kimse birini anlamaya çalışmıyor Marla, herkes sadece kendi anlaşılma arzusunu parlatıyor.
Yüz yüze konuşmalar bile bir tür performansa dönüştü, herkes rolünü iyi oynamak, güçlü görünmek, zayıflığını gizlemek peşinde. Kendimizi korudukça birbirimizi kaybediyoruz. Ve sonunda, herkes haklı. Ama kimse mutlu değil. Artık kimse bağ kurmak istemiyor, Marla. Çünkü bağ, sabır ister. Sabır ise çağın dışına düşmüş bir kelime. Şimdi herkes hızlıca yaşamak, hızlıca unutmak, hızlıca iyileşmek istiyor. İlişkiler, bir film fragmanı gibi: kısa, gösterişli, yüzeysel. Sevgi, bir tür güç oyununa dönüştü: kim daha az hissederse o kazanıyor.
Kim mesajı geç atarsa, sessizliği en uzun süre taşıyabilirse, duygusunu en iyi gizleyebilirse, o “soğukkanlı” sayılıyor artık. Sevgi bir his değil, bir stratejiye dönüştü. Artık sevmek değil, yönetmek önemli.Kalpler bile planla atıyor. Duygular taktiğe, yakınlık hesaplara karıştı; kimse kaybolmayı göze alamıyor.
Bağ kurmaktan korkuyoruz çünkü bağ, bizi kırılgan yapıyor Marla. O yüzden insanlar artık birbirine “yakın” değil, sadece “erişilebilir.” Konuşmalar “nasılsın”la başlıyor ama kimse cevabı gerçekten duymak istemiyor. Tahammül bitti, Marla. İnsanlar artık sadece kendi yankılarını dinlemek istiyor. Karşısındakinin duygusuna yer kalmadı içlerinde.Birinin farklı düşünmesi bile tahammül sınırlarını zorluyor. Bir mesajın tonunu anlamak için bile çaba göstermek istemiyor kimse.
İlişkiler, birer mikro devrim gibi başlıyor ama birkaç yanlış kelimeyle yıkılıyor. Çünkü kimse yeniden inşa etmeye razı değil. Emek, romantik değil artık, yorucu. Fedakârlık, bir duygu göstergesi değil, zayıflık belirtisi gibi görülüyor. Ve sonra biri çıkıyor karşına, seni gerçekten sevmeye kalkıyor; öylesine, plansız, savunmasız… Ama sen hemen geri çekiliyorsun, çünkü o kadar çıplak bir sevgiye alışık değilsin. Saf sevgi, artık fazla geliyor bu kadar kirlenmiş bir dünyaya. Gerçek ilgi baskı gibi, yakınlık sorgu gibi algılanıyor. Birinin seni anlamaya çalışması, “neden sorguluyor?”a dönüşüyor. Kimse kendini teslim etmek istemiyor ama herkes bulunmak istiyor Marla.
Marla, artık herkes kendi duygusunun muhasebecisi. Ve ne acıdır ki, hiçbir şeyin hesabını doğru tutamıyoruz.