Sweeney Todd - The Demon Barber of Fleet Street-Sweeney Todd: Fleet Sokağı'nın Şeytani Berberi
Viktorya dönemi gotik Londra’sı (1837-1901) İngiliz sinema anlayışında kendisini yoğun bir biçimde gösteren karanlık bir temadır. Sislerin ardına gizlenmiş olay örgüleri ve dönemine uyum sağlayan gizemli karakterleriyle İngiltere’nin basık ikliminin beyaz perdeye yansıdığı filmler sadece sanatsallığıyla ön plana çıkmaz. Bir yanıyla da “spooky” kültürünün devinimini sağlar. Sinemadaki gotik Londra kültü, karanlık taş duvarlı sokaklardan sızan bir macabre estetiği olarak evrensel sinemada yer edinmiştir. Bu yazıda, ölüm temasının ürkütücü bir estetikle ele alındığı macabre estetiğinin en önemli temsilcilerinden Tim Burton’ın 2007 tarihli müzikal gotik türündeki “Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street” yapımı üzerinden Londra’nın şehir kültürü ile ilişkisini anlattım. Turtaları hazırlayın!
Viktoryan Gotik Estetiğinin Oluşumu
19. yüzyıl, Büyük Britanya İmparatorluğu için her bakımdan dönüm noktası özelliği taşımaktaydı. İmparatorluğun topraklarını bir hayli genişleten Kraliçe Viktorya’nın İngiltere’sinde yaşanan toplumsal dönüşüm sanatsal anlayışın da dönüşümünü beraberinde getirmişti. Demiryolları ağının, ticaretin, sanayinin ve bilimin gelişmesi İmparatorluk için bir “dış güç” olsa da, kendi içinde kırılgan bir sosyal yapılanma oluşturmuştu. Yoğun sanayileşme faaliyetleri, kırsal bölgelerden kentlere, özellikle de Londra’ya göçü artırmıştı. İş bulabilme umuduyla şehir dışından gelen göçmenler, Londra nüfusunun çoğunluğunu oluşturuyordu. Hızlı, ani ve yoğun gelen bu göçle başa çıkamayan Londra, barınma ile sağlık koşullarının kötüye gitmesi ve yoksulluğun baş göstermesiyle birlikte toplumsal ilişkilerin zayıfladığı; sınıf ayrımının derinleştiği bir hale gelmişti. Çoğunluk, gece kondularda, bazen tek odanın birden fazla aileyle paylaşıldığı evlerde yaşamlarını sürdürüyorlardı. Uzun çalışma saatlerinin yanı sıra temiz yemek ve suya erişim de kısıtlıydı. Yoksulluğun artması işsizlik, fuhuş, çocuk işçiliğini de arttırmış; suç oranlarının yükselmesi ise hırsızlık, çetecilik faaliyetleri ve gasp gibi suçların, gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası olmasına neden olmuştu. Başta faili meçhul cinayetler olmak üzere şehir içinde işlenen suçlar halkın dikkatini çekmişti. Her gün korkuyla sosyal yaşamlarına devam eden halk için, seri cinayetler ya da katillerin bulunmadığı ölümler normalleşmişti. Karındeşen Jack, bu dönemin en bilinen örneği olarak günümüze kadar gelmiştir.
Yaşanan tüm bu değişimler İngiliz edebiyatında da yeni bir dönemi başlatmıştı. Basın-yayın organlarının gelişmesi gazeteciliğin gelişmesini sağlarken; Fleet Sokağı ise İngiltere’nin basın-yayın faaliyetlerinin merkezi olmuştu. Dönemin gazetecilik anlayışında da cinayetler merkezi bir yer alıyordu. Bununla beraber Sir Arthur Conan Doyle’un “Sherlock Holmes’ü”, Willkie Collins’in “Beyazlı Kadın’ı” ile beraber dedektif ve cinayet roman anlayışı ortaya çıkmıştı. Dönemin eserlerinden bazıları gerilim ve korku türüyle beslenirken bazıları ise gotik mistisizmi çerçevesinde yazılarak toplumsal yozlaşma ve ahlaki çürüme eleştirisi yapmıştır. Robert Louis Stevenson “Dr. Jekyll ve Mr. Hyde”, Bram Stoker “Dracula” korku teması barındırırken; Charles Dickens “Oliver Twist” ve “Bleak Evi”, Oscar Wilde “Dorian Gray’in Portresi” gibi eserler ise Viktorya Londra’sının karanlık yüzünün örneklerindendir. Aynı zamanda kadın yazarların da içinde bulunduğu bu yeni edebiyat türünde Viktorya döneminde kadınlara yönelik baskıcı ve cinsiyetçi tutumlar ele alınmıştı. Mary Shelley’nin Frankenstein‘ı Viktorya öncesi gotik geleneğin önemli eserlerinden biri olarak sonraki dönemi etkilemiş; Emily Brontë’nin Uğultulu Tepeleri ise Viktorya dönemi gotik edebiyatının dikkat çekici örnekleri arasında yer almıştır.bu eserler arasında yer alır.
İngiliz edebiyatındaki önemli yeniliklerden diğeri ise bir penny karşılığında satılan ve tefrika halinde yayımlanan “penny dreadful” ismindeki korku, gizem ve suç romanlarıydı. Ucuz olmasından dolayı halk arasında oldukça rağbet gören ve popülerleşen bu romanlar haftalık olarak yayımlanırdı. 8-16 sayfa arasında yayımlanır ve siyah beyaz illüstrasyonlar eşliğinde basılan gotik hikâyelerden oluşurdu. İşte 1846 yılında James Malcolm Rymer ve Thomas Peckett Prest tarafından “The String of Pearls” serisi içinde yayımlanan hikâyelerin kahramanlarından birisi ise Şeytani Berber Sweeney Todd’du.
Şehir Mitinden Popüler Kültüre
Sweeney Todd karakteri en başta Viktorya dönemi İngiltere’sinin penny dreadful karakterlerinden birisi olarak ortaya çıktı ve hikâyesi, 19. yüzyılın melodramlarından birisi oldu. Yargıç Turpin tarafından eşinden zorla ayrılan Benjamin Barker (Sweeney Todd) sürgün edildiği Londra’ya yıllar sonra intikam ve nefret dolu bir ruhla geri döner. Kaybettiği yılların, kızının ve eşinin intikamını yargıçtan almak isterken Mrs. Lovett ile yolları kesişir. Todd ile benzer iç güdülere sahip olan Lovett, Todd’a Fleet Sokağında berber dükkânı açmasında ve intikamını almasında yardımcı olacak diğer ana karakterdir. İkili iş birliği yapar ve Todd’un berber dükkânında öldürdüğü müşterilerin cesetlerinin Lovett’in turta dükkânına bağlanmasını sağlayan düzenek kurarlar. Sonunda işler beklendiği gibi gitmez ve film trajik bir sonla biter.
Sweeney Todd hikâyesinin yazıldığı dönemde cinayetler sosyal yaşam içinde öne çıkan bir gerçeklik olduğundan dolayı halk içerisinde zamanla sözlü efsane (urban myth) halini aldı. Ancak karakterin gerçekliğine dair resmi bir belge hiçbir zaman bulunmadı. Eser yayımlandığı yıl, tiyatro için sahnelenmesi amaçlandı. İlk performans sanatı deneyimi 1847 yılında gerçekleşti. Daha sonra sessiz sinema filmi olarak sahnelense de 1979 yılında Stephen Sondheim’in Broadway için sahnelediği müzikal ile ilk kırılmasını yaşadı. Sondheim’in yorumlaması ve sahneye aktarımı Tim Burton’ın filmi için ilham oldu ve bugünkü bildiğimiz haliyle beyaz perdeye uyarlandı.
2007 tarihli Burton filminde başrol Johnny Depp (Sweeney Todd), Helena Bonham Carter (Ms. Lovett), Alan Rickman (Yargıç Turpin) gibi usta sanatçılar tarafından paylaşılırken Timothy Spall, Sacha Baron Cohen, Jamie Campbell Bower gibi isimler de filmi yürüten önemli isimlerdendi. Tim Burton, Broadway müzikalini beyaz perdeye kendi yönetmen üslubuyla (Auteur Style) o kadar uygun biçimde yansıttı ki Sweeney Todd, Viktoryan gotiğin modern sinemadaki en güçlü temsillerinden biri halini geldi. Müzikal, gotik fantastik, gerilim ve kara mizah türlerini paylaşan film, tıpkı müzikalinde olduğu gibi yoksulluk, sınıf ayrımı, yolsuzluk, yabancılaşma ve suç temalarını öne çıkararak karakterlerin yaşadığı ruh sıkıntısını Londra’nın siluetine yansıttı. Ölüm kavramının kara komediyle bütünleşik sunulması ve fantastik ögeler altında oluşturulan duygusal hikâyeler, kötü olarak gösterilen kahramanın, kötülüğe nasıl itildiğini seyirciye aktarmaya çalışır. Tıpkı Burton’ın diğer filmlerinde olduğu gibi hikâyenin aslında yaşanan duygusal kırılmalar yalnız, toplumdan dışlanmış ve “uyumsuz” karakterin ruhundan yansır. Bunun dışında Londra’nın koyu ve soluk renklerle kullanılmış olmasına karşılık kan ögesinin parlak ve açık kırmızı olması filmin rahatsız etme amacını hayata geçiren bir kontrast oluşturur. Filmin anlatımında bir diğer temel taş ise müziktir. Müzikal türde olması, filmi yalnızca gerilim odaklı olmaktan çıkarmış ve daha trajik bir katman eklemiştir.
Todd’un berber dükkânının St. Dunstan-in-the- West Kilisesinin yanında olduğu rivayet edilir hatta bu bilgi kilisenin sayfasında bile yer alır. Berber dükkânı Lovett’in Bell Yard’daki turta dükkânına gizli geçitle bağlanır. Günümüzde Bell Yard sokağının girişinde yer alan Old Bank of England barı iki mekânın ortasında olmasından dolayı konumunu pazarlama unsuru haline getirmiştir. Tim Burton, Sweenet Todd’a son noktasını koyarken bugün Fleet Sokağı’nda özellikle Cadılar Bayramı döneminde gerçekleştirilen Hayalet turları, tarihi olarak gerçekliği kanıtlanmamış olan karakter üzerinden şehir kültürünü pazarlamaktadır. Böylelikle insanlar bir hikâyenin geçtiği mekânı deneyimleyerek kültürel hafızayı diri tutabilmektedir. Sinema ise buna katkı sağlayan bir araç olarak yer alır.
Kaynakça
https://dictionary.cambridge.org/dictionary/english/macabre
https://www.britannica.com/event/Victorian-era
https://www.britishlibrary.cn/en/articles/jack-the-ripper
https://www.nationalarchives.gov.uk/education/resources/voices-of-the-victorian-poor
https://www.victorianweb.org/history/slums
https://www.britishlibrary.cn/en/themes/crime
https://www.britishlibrary.cn/en/articles/the-creation-of-the-police-and-the-rise-of-detective-fiction
https://www.britishlibrary.cn/en/articles/penny-dreadfuls
https://www.britannica.com/topic/Sweeney-Todd-The-Demon-Barber-of-Fleet-Street-musical-by-Sondheim
https://www.imdb.com/title/tt0408236/
https://dotravel.com/tour/show/5497/night-walking-tour-fleet-street-sweeney-todd-historic-pubs
https://www.cityoflondon.gov.uk/things-to-do/walks-and-itineraries/self-guided-walks-and-trails/spooky-self-guided-walk/
https://www.stdunstaninthewest.org/history
https://www.mcmullens.co.uk/local-pub/old-bank-of-england
https://www.fleetstreetheritage.co.uk/
https://londonopia.co.uk/sweeny-todd-the-real-demon-barber-street/