Skip to content
  • https://www.youtube.com/c/SanatsalHareketler
  • https://www.instagram.com/sanatsaalhareketler/?hl=en

Sanatsal Hareketler

  • anasayfa
  • zemin
  • film & dizi
  • edebiyat
  • felsefe
  • sanat
  • müzik
  • dijital kültür
  • tiyatro
  • deneysel
YouTube
  • Home
  • Edebiyat
  • Beden: Gerçekten Bir Başyapıt mı?

Beden: Gerçekten Bir Başyapıt mı?

Yazar: Gizem Seçkin
Book or magazine titled 'LIFE' by David Szalay resting on a colorful, weathered desk with a vase of bright flowers nearby and a retro rotary phone in the corner.

David Szalay’in Booker ödüllü Beden (Flesh) romanı edebiyat dünyasını ikiye bölmüş durumda. Bunda şüphesiz İngilizce kitap kapağında yer alan The Guardian’ın dediği Başyapıt (Masterpiece) göndermesinin ve pek tabii ki Booker Ödülü’ne layık olmasının etkisi de çok büyük. Bu yazımda Beden kitabının edebi ve insani yönlerini inceleyeceğim. Kitaba geçmeden önce kısaca bahsetmek istediğim iki nokta var; yazarımızın hikâyesi nedir ve Booker Ödülü’nün önemi nedir?

David Szalay Kimdir?

David Szalay, 1974 yılında Kanada’nın Montreal şehrinde dünyaya geliyor. Annesi Kanadalı, babası Macar kökenli olan Szalay, Yahudi bir aileye doğmuştur. Kanada’da dünyaya gelmesine rağmen, daha sonra Beyrut’a taşınıyorlar. Fakat iç savaş yüzünden Lübnan’dan da göç etmeleri gerekiyor ve Londra’ya taşınıyorlar. David Szalay, Oxford Üniversitesinde İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrenimi gördükten sonra, Londra’da satış alanında çeşitli işlerde çalıştıktan sonra yazar olma tutkusunun peşinden koşarak, önce Brüksel’e sonra da babasının kökleri olan Macaristan’a taşınmıştır. Szalay, BBC için çok sayıda radyo oyunu kaleme almıştır.

2018 yılında yayımlanan öykü kitabı Turbulence da aslında ilk olarak BBC için hazırlanan 15 dakikalık radyo programları dizisi olarak ortaya çıkıp, sonradan kitaplaştırılmıştır. Szalay, aslında ilk All That Man (Türkçeye YKY’den Erkek Dediğin) romanı ile 2016 yılında Man Booker kısa listesine kalmıştır. Ancak asıl popüleritesini, 2025 yılında Booker Ödülü’nü kazandığı Flesh (Beden) kitabı ile yakaladı şüphesiz ki.

Booker Ödülü Nedir?

Booker Ödülleri, 1969 yılından beri İngilizce yazılmış ve Birleşik Krallık veya İrlanda’da yayımlanmış en iyi eserlere verilen kıymetli bir ödüldür. 2002-2019 yılları arasında ödülün sponsoru Man Group sebebiyle o yıllarda Man Booker Ödülü diye verilse de cinsiyetçi bir ayrım yoktur. Yani Women Booker Prize diye bir ayrım yok. Şu anda zaten Booker Prize olarak veriliyor ödüller. Ayrıca bir de İngilizceye çevrilmiş kurgu eserleri ödüllendiren International Booker Prize da 2005 yılından itibaren İngilizce dışı yazılmış eserlere de verilmektedir. Booker Ödülü, pek tabii ki bir Nobel kadar prestijli olmasa da Birleşik Krallık’ta yaşayan yazarlar için pek tabii ki önemli bir ödüldür. Nobel’den farkı, ödül romana verilir, yazarın edebi kariyerine değil.

Beden Kitabı Ne Anlatıyor?

Beden romanı, Macaristan’da yaşayan Istvan’ın ergenlik dönemlerinde yaşadığı cinsel hayatının derinlikleriyle başlayan bir erkek hikâyesi. Bir adamın, erken gençlik döneminden başlayarak başına gelen hayat hikâyesini tanrı anlatıcı diliyle okuyoruz. Roman 336 sayfa olmasına rağmen sıkı bir okursanız bir günde bile bitirebileceğiniz kadar kısa diyaloglardan oluşuyor. Pek tabii ki bunda kitabın yarısında yer alan “hmm” ve “tamam” konuşma metinlerinin de etkisi vardır.


Başlangıçta neden erkek romanı dediğimi biraz açmak isterim. Aslında amacım romanı bir cinsiyet ayrımına sokarak onu ötekileştirmek değil. Yazar zaten bize bunu bilerek yapıyor. Hatta neredeyse hiç konuşmayan Istvan’ın bağ kuramayan ilişkilerini okuyoruz çünkü. Onun hayatında olan çalkantılara, başına gelen talihsizliklere karşı hiçbir şeyin ona çok da dokunmamasından dolayı bir erkek romanı diyorum. Erkek tarafından yazılmış ve bize tıpkı Issız Adam’daki Alper’in bağlanamama problemini normalmiş gibi gösteren bir roman bu da.
Bu sebeple bu romanı Albert Camus’nün Yabancı eserine de benzetenler azımsanmayacak gibi değil. Evet, Yabancı da bir erkek tarafından yazılmış bir erkek romanı ama onda bir derinlik vardı. Belki ondaki anlatıcının hikâyenin baş kahramanı olmasından, neler hissettiğini biliyorduk. Ancak Szalay bize özellikle derinlik katmadan, geçiştirir gibi anlatıyor Istvan’ın hayat hikâyesini.


Gençlikte yaşadığı talihsiz bir olay sonucu sıkıntılı yıllar geçirmesi, askere gittikten sonra orduda yaşadığı savaş sancıları, Londra’ya taşındıktan sonra birden bire hayatının 180 derece değişmesi ve bu arada her zaman hayatındaki kadınlarla yaşadığı cinsel yasaklı ilişkiler. Tüm bunlar yaşanırken Istvan’ın yaşadığı yalnızlık, varoluş sancıları ve modern erkeğin sıkıntıları.


“Akşam Marie beni görmeye geldi, kendisiyle evlenmek isteyip istemediğimi sordu. ‘Bence fark etmez, ama istersen evleniriz’ dedim. O zaman, kendisini sevip sevmediğimi öğrenmek istedi. Bir başka zaman da söylediğim gibi ‘Bunun bir anlamı yok, ama sevmiyorumdur’ diye karşılık verdim. ‘Öyleyse niçin benimle evleneceksin?’ diye sordu. Bunun hiçbir önemi olmadığını, isterse evlenebileceğimizi söyledim. Zaten isteyen kendisiydi, ben evet demekle yetiniyordum. O zaman Marie ‘Evlilik ciddi bir şeydir’ dedi. Ben de ‘değildir’ diye karşılık verdim. Bir an sustu, bana sessiz sessiz baktı. Sonra yine konuştu; ‘Aynı biçimde bağlı olduğun bir başka kadın sana aynı öneride bulunsa, kabul eder miydin? Bunu öğrenmek istiyorum’ dedi. ‘Elbette ederdim’ dedim.”


Yukarıdaki metin Camus’nün Yabancı’sından. Meursault’nun nasıl bir adam olduğunu bu metin bize gösteriyor aslında, modern çağın “fark etmez” adamı.


-Aşkım akşam nereye gidelim?
-Fark etmez.
Hayır, fark eder, fark etsin istiyoruz. Üzerine düşünülsün, önem verilsin ve önceliklendirilsin istiyoruz. O yüzden şahsi fikrim; kadın okurlar olarak bu “modern çağın erkeği Istvan’ı” sevemedik. Hatta kızdık.


İnternette romana dair araştırma yaptığım dönemde bir okur, bu kitap için “ChatGPT’ye Sally Rooney romanlarını kötü bir erkek romanına dönüştürür müsün?” yazmıştı. Hem komik, hem ironik (Sally Rooney romanları zaten başlı başına ne kadar iyi tartışılır) ama gerçek bir yorum gibi geldi bu bana.


“Şöyle hissediyor çoğunlukla – Evet, senden hoşlanıyorum ama başka insanlardan da hoşlanıyorum. Onlardan daha çok hoşlanıyor değilim ama daha az hoşlanmıyorum da. Dolayısıyla biriyle birlikte olmak rastlantısal bir şeymiş gibi geliyor ve bu rasgelelik hissi István’ın kaderinde onu bekleyen özel biri olduğuna dair ne inancı kaldıysa son kırıntıları da silip süpürüyor.”


Bu da Szalay’in romanı Beden’den bir kesit. Tıpkı Yabancı’daki Meursault gibi boşvermişlik hâli tüm roman boyunca etkisini sürdürüyor. Ama benim bu romana dair eğer iki kelime edip hakkını vermem gereken bir nokta varsa o da karakterin muhteşem yolculuğu olmamasıdır. Bir adamın yükselişle gelen başarılarına dair bir yol izlemiyoruz. Sıradan bir adamın biraz da Türk filmlerinde olabilecek bir şansla birden bire malikânelere uzanan hayatını izlerken, aynı adamın çöküşünü de görüyoruz. Yani bize hayatı toz pembe olarak göstermiyor, neyse o bir nevi. Ama yine tıpkı başta atıfta bulunduğum Issız Adam’daki Alper gibi sonunda bir pişmanlık, üzüntü ya da acı görmemek de bizi “Bu ne gamsızlık be kardeşim.” diye söylemekten alıkoymuyor.


Kısaca bu roman bize hiçbir şey yapmıyor, içimizi acıtmıyor, yüreğimizi delip geçmiyor. Sanki uzaktan bir yakınımızın oğlunun hayatında başına gelmiş bir olayı bir tanıdığımız anlatıyormuş gibi dinliyoruz, ama tanıdığımız gidince o adamın hikâyesi de onunla beraber gidiyor. Bir daha dönüp üstüne düşünmüyoruz bile. Bu sebeple sanırım edebiyat dünyası love or hate olarak ikiye ayrılmış durumda; bu roman Booker’ı hak eder mi etmez mi diye. Bu sorunun cevabı her okurun kendinde saklı. David Szalay ödülü hak etse bile Istvan hiçbir şey hak etmezdi bana kalırsa.

Kaynakça

Camus, A. (2026). Yabancı (A. Sezen, Çev.). Can Yayınları.

Szalay, D. (2026). Beden (E. Ersavcı, Çev.). İthaki Yayınları.

David Szalay. (n.d.). Wikipedia.

International Booker Prize. (n.d.). Wikipedia.

The Booker Prize. (n.d.). Wikipedia.

Daha fazla inceleme yazısı için edebiyat kategorisini ziyaret edebilirsiniz.

Tags: Edebiyat İnceleme

Post navigation

Previous Gotik Londra Anlatısından Beyaz Perdeye: Fleet Sokağının Şeytani Berberi: Sweeney Todd
Next Yapay Zeka Çağında Yaratıcı Endüstriler Neden Görünmez Oluyor? WeDirectory’nin Yaklaşımı

Trending

Sentimental Value: Seni Görüyorum Two people standing in a leafy garden, facing each other as they talk. The man wears a dark blue shirt and the woman a dark denim jacket. 1

Sentimental Value: Seni Görüyorum

Geçici Bir Ev: Otel Odalarının Tekinsizliği Dimly lit hotel bedroom with an unmade bed in the foreground and a window showing a city street outside. 2

Geçici Bir Ev: Otel Odalarının Tekinsizliği

Elena Papadimitriou’nun MUTE Sergisi Istanbul Concept Gallery’de 3

Elena Papadimitriou’nun MUTE Sergisi Istanbul Concept Gallery’de

Ahlak Nerede Başlar? John Steinbeck – Cennetin Doğusu Copy of John Steinbeck's East of Eden standing on a rustic wooden table with a bouquet, mug, and vintage books in a sunlit countryside setting. 4

Ahlak Nerede Başlar? John Steinbeck – Cennetin Doğusu

Yapay Zeka Çağında Yaratıcı Endüstriler Neden Görünmez Oluyor? WeDirectory’nin Yaklaşımı Homepage hero on a black site with a white W logo, top navigation, and a rounded search field; three project tiles below the fold. 5

Yapay Zeka Çağında Yaratıcı Endüstriler Neden Görünmez Oluyor? WeDirectory’nin Yaklaşımı

Beden: Gerçekten Bir Başyapıt mı? Book or magazine titled 'LIFE' by David Szalay resting on a colorful, weathered desk with a vase of bright flowers nearby and a retro rotary phone in the corner. 6

Beden: Gerçekten Bir Başyapıt mı?

İlgili İçerikler

Sentimental Value: Seni Görüyorum Two people standing in a leafy garden, facing each other as they talk. The man wears a dark blue shirt and the woman a dark denim jacket.

Sentimental Value: Seni Görüyorum

Geçici Bir Ev: Otel Odalarının Tekinsizliği Dimly lit hotel bedroom with an unmade bed in the foreground and a window showing a city street outside.

Geçici Bir Ev: Otel Odalarının Tekinsizliği

Elena Papadimitriou’nun MUTE Sergisi Istanbul Concept Gallery’de

Elena Papadimitriou’nun MUTE Sergisi Istanbul Concept Gallery’de

Ahlak Nerede Başlar? John Steinbeck – Cennetin Doğusu Copy of John Steinbeck's East of Eden standing on a rustic wooden table with a bouquet, mug, and vintage books in a sunlit countryside setting.

Ahlak Nerede Başlar? John Steinbeck – Cennetin Doğusu

Yapay Zeka Çağında Yaratıcı Endüstriler Neden Görünmez Oluyor? WeDirectory’nin Yaklaşımı Homepage hero on a black site with a white W logo, top navigation, and a rounded search field; three project tiles below the fold.

Yapay Zeka Çağında Yaratıcı Endüstriler Neden Görünmez Oluyor? WeDirectory’nin Yaklaşımı

Gotik Londra Anlatısından Beyaz Perdeye: Fleet Sokağının Şeytani Berberi: Sweeney Todd Sweeney Todd

Gotik Londra Anlatısından Beyaz Perdeye: Fleet Sokağının Şeytani Berberi: Sweeney Todd

Sentimental Value: Seni Görüyorum Two people standing in a leafy garden, facing each other as they talk. The man wears a dark blue shirt and the woman a dark denim jacket. 1

Sentimental Value: Seni Görüyorum

Geçici Bir Ev: Otel Odalarının Tekinsizliği Dimly lit hotel bedroom with an unmade bed in the foreground and a window showing a city street outside. 2

Geçici Bir Ev: Otel Odalarının Tekinsizliği

Elena Papadimitriou’nun MUTE Sergisi Istanbul Concept Gallery’de 3

Elena Papadimitriou’nun MUTE Sergisi Istanbul Concept Gallery’de

Ahlak Nerede Başlar? John Steinbeck – Cennetin Doğusu Copy of John Steinbeck's East of Eden standing on a rustic wooden table with a bouquet, mug, and vintage books in a sunlit countryside setting. 4

Ahlak Nerede Başlar? John Steinbeck – Cennetin Doğusu

Yapay Zeka Çağında Yaratıcı Endüstriler Neden Görünmez Oluyor? WeDirectory’nin Yaklaşımı Homepage hero on a black site with a white W logo, top navigation, and a rounded search field; three project tiles below the fold. 5

Yapay Zeka Çağında Yaratıcı Endüstriler Neden Görünmez Oluyor? WeDirectory’nin Yaklaşımı

Beden: Gerçekten Bir Başyapıt mı? Book or magazine titled 'LIFE' by David Szalay resting on a colorful, weathered desk with a vase of bright flowers nearby and a retro rotary phone in the corner. 6

Beden: Gerçekten Bir Başyapıt mı?

Gotik Londra Anlatısından Beyaz Perdeye: Fleet Sokağının Şeytani Berberi: Sweeney Todd Sweeney Todd 7

Gotik Londra Anlatısından Beyaz Perdeye: Fleet Sokağının Şeytani Berberi: Sweeney Todd

Haber bülteni

Son Yazılar

  • Sentimental Value: Seni Görüyorum
  • Geçici Bir Ev: Otel Odalarının Tekinsizliği
  • Elena Papadimitriou’nun MUTE Sergisi Istanbul Concept Gallery’de
  • Ahlak Nerede Başlar? John Steinbeck – Cennetin Doğusu
  • Yapay Zeka Çağında Yaratıcı Endüstriler Neden Görünmez Oluyor? WeDirectory’nin Yaklaşımı

Öneriler

Sentimental Value: Seni Görüyorum Two people standing in a leafy garden, facing each other as they talk. The man wears a dark blue shirt and the woman a dark denim jacket.

Sentimental Value: Seni Görüyorum

Geçici Bir Ev: Otel Odalarının Tekinsizliği Dimly lit hotel bedroom with an unmade bed in the foreground and a window showing a city street outside.

Geçici Bir Ev: Otel Odalarının Tekinsizliği

Elena Papadimitriou’nun MUTE Sergisi Istanbul Concept Gallery’de

Elena Papadimitriou’nun MUTE Sergisi Istanbul Concept Gallery’de

Ahlak Nerede Başlar? John Steinbeck – Cennetin Doğusu Copy of John Steinbeck's East of Eden standing on a rustic wooden table with a bouquet, mug, and vintage books in a sunlit countryside setting.

Ahlak Nerede Başlar? John Steinbeck – Cennetin Doğusu

  • Kullanıcı Sözleşmesi
  • Bize Ulaşın

©SanatsalHareketler2026