Istanbul Concept Gallery, 10. sezonunu Elena Papadimitriou’nun “MUTE” başlıklı kişisel sergisiyle açıyor. Sessizlik, hafıza, doğa ve dönüşüm kavramları etrafında şekillenen sergi, 12 Eylül, 10 Ekim 2026 tarihleri arasında İstanbul’da izleyiciyle buluşacak. Serginin küratörlüğünü Işık Gençoğlu üstleniyor.
Atina doğumlu Elena Papadimitriou, Vakalo School of Applied Arts ve Atina Güzel Sanatlar Okulu’nda resim eğitimi aldı, ardından Valencia’daki Universitat Politècnica, Facultat de Belles Arts’ta öğrenim gördü. Atina, Selanik ve İstanbul’da kişisel sergiler açan sanatçının eserleri çeşitli müze, kurum ve koleksiyonlarda yer alıyor. Papadimitriou, resim pratiğinin yanı sıra sanat yönetmeni ve sahne tasarımcısı olarak da çalışmalar yürüttü.
Papadimitriou, önceki çalışmalarında kadın figürü üzerinden ele aldığı sessizlik temasını MUTE’ta doğayla kurduğu ilişki üzerinden sürdürüyor. Sanatçının Bouche Fermée serisindeki kadın figürleri bu kez başaklara dönüşüyor. Toprağa kök salan, rüzgârla eğilen ancak kırılmayan başaklar, sergide kırılganlık ve direnç arasındaki ilişkiye işaret ederken, bereket ve yaşamın sürekliliği gibi anlamları da beraberinde taşıyor. Deniz ve gökyüzünün eşlik ettiği bu görsel dünya içerisinde sessizlik ise yalnızca suskunlukla değil, durmak, gözlemlemek ve yeniden söz kurabilmekle ilişkilendiriliyor.
Sergi, bireysel deneyimin ötesinde Akdeniz’in iki yakasında farklı diller ve kültürler içerisinde oluşan ortak bir hafızaya da yöneliyor. Kuşaklar boyunca aktarılan roller ve suskunluklar, sevinçler ve yaslar, iyileşme ve yeniden başlama biçimleri, sofra, ekmek, toprak ve suyla kurulan gündelik ilişkiler bu hafızanın parçaları olarak MUTE’un düşünsel alanına dahil oluyor. Böylece sergi, ortak hafızayı yalnızca geçmişin yaraları üzerinden değil, yaşamı sürdürme ve yeniden kurma biçimleri üzerinden de ele alıyor.
MUTE’un Toplumsal Etki Ortağı Yanındayız Derneği. Toplumsal cinsiyet eşitliğini kadınların ve erkeklerin birlikte sorumluluk aldığı bir dönüşüm meselesi olarak ele alan dernekle gerçekleştirilen iş birliği, serginin sanat alanındaki söylemini daha geniş bir toplumsal zemine taşıyor. Serginin yaklaşımı da bu noktada, “Sessizliğin içinde kalmak için değil, onu dönüştürmek için” düşüncesinde karşılık buluyor.