Skip to content
  • https://www.youtube.com/c/SanatsalHareketler
  • https://www.instagram.com/sanatsaalhareketler/?hl=en

Sanatsal Hareketler

  • anasayfa
  • zemin
    • zemin
    • ekip
  • film & dizi
  • edebiyat
  • felsefe
  • sanat
  • müzik
  • dijital kültür
  • tiyatro
  • destek ol
  • deneysel
YouTube
  • Anasayfa
  • Psikoloji
  • Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster

Yazar: Funda Bilgin
Silhouette of a person sitting alone at a long table in a dark room, with an open window behind them letting light in.

Fotoğraf: McCarthy Beckan

“Bazen sorun ‘terbiye verilmemesi’ değil, çok daha ciddi bir ruhsal alarmın fark edilmemesidir.”

Geçtiğimiz günlerde yaşadığımız korkunç okul saldırılarının nedenlerini hepimiz uzun uzun konuştuk. Fakat çoğumuz olayın nedenini sınır koymama, şımartma ve terbiye vermeme olarak özetledi. Böyle ciddi bir okul saldırısını yalnızca “şımarıklık”, “sınır koyamama” ya da “terbiye eksikliği” ile açıklamak, meseleyi fazlasıyla basitleştirmek ve asıl tehlikeyi görmezden gelmektir. Evet, aile tutumu önemlidir. Sınır koymak, sorumluluk öğretmek ve sağlıklı bir ebeveynlik çok önemli bir meseledir. Ancak eline silah alıp okuluna giderek arkadaşlarını ve öğretmenlerini öldüren bir çocuğu, yalnızca “fazla özgür büyütülmüş” ya da “hayır kelimesini duymamış” biri olarak tanımlamak hem psikolojik olarak yetersiz hem de vicdani olarak eksik bir bakıştır.

Burada karşımızda sıradan bir disiplin problemi yoktur. Bu, ciddi bir ruhsal bozulmanın, saldırgan dürtülerin ve empati yitimine kadar uzanan ağır bir içsel karanlığın işaretidir. Böyle bir eylem, yalnızca sınır konulmamış bir çocuğun şımarmasıyla, kuralsız büyüyen bir ergenin haddini bilmemesiyle ya da geçici bir ergen öfkesiyle açıklanamaz. Bir çocuk öğretmeniyle tartışabilir, kurallara karşı gelebilir, arkadaşlarıyla itişip kakışabilir ya da öfke nöbetleri yaşayabilir. Bunların hepsi gelişimsel süreç içinde değerlendirilebilecek davranışlar hatta davranış bozukluğudur. Ancak planlı bir şekilde silahlı saldırı düzenlemek, ölüm üzerinden güç kurmaya çalışmak, kendi can güvenliğini de hiçe sayarak ölümü, hatta olası bir intiharı göze almak ve topluma zarar verme noktasına ulaşmak; artık sıradan bir davranış problemi değil, ciddi bir ruh sağlığı alarmıdır.

Üstelik burada yalnızca “anne hayır demedi”, “çocuk fazla şımardı” demek de kolaycılık ve kaçıştır. Çocuğun silaha erişimi, şiddetle kurduğu ilişki, aile içindeki duygusal yapı, babanın silah kültürünü normalleştirmesi, erken dönem ruhsal belirtilerin fark edilip edilmemesi, okulun uyarılarının ciddiye alınıp alınmaması… Bunların hepsi birlikte değerlendirilmelidir.

Bir çocuğa sınır koymak önemlidir, ama ruhsal hastalığı olan bir çocuğu sadece terbiye ve disiplinle düzeltebileceğini düşünmek tehlikelidir. Depresyonu nasihatle, kişilik bozukluğunu azarla, ağır saldırganlığı sadece “terbiye” ile çözemezsiniz.

Her problem davranış bozukluğu değildir; bazı davranışların altında disiplin eksikliğinden çok daha derin psikolojik yaralar vardır. Toplum çoğu zaman öfke, saldırganlık, içe kapanma, aşırı taşkınlık ya da yıkıcı davranışları sadece “şımarıklık”, “terbiyesizlik” ya da “saygısızlık” olarak etiketliyor. Oysa bazen karşımızdaki şey, belirgin olmayan bir yardım çağrısıdır.

Terbiye; sınır koymak, sorumluluk öğretmek ve sosyal davranışı düzenlemekle ilgilidir. Tedavi ise, ruhsal bozulmayı, travmayı, dürtü kontrolünü, saldırganlık eğilimini, empati kaybını; ağır öfkeyi ve psikolojik kırılmayı ele alır. Çünkü bazı çocuklarda mesele sadece “hayır” kelimesini duymamak değildir, öfkenin şiddete dönüşmesi, saldırgan dürtülerin beslenmesi ve başkasına zarar verme fikrinin normalleşmesi söz konusudur. Bu noktada artık yalnızca terbiye değil, profesyonel ruh sağlığı desteği gerekir. Sınır koymak, davranışı düzenler; ama saldırganlık dürtüsünün kökeninde travma, ihmal, derin öfke, kişilik yapılanmasındaki bozulmalar ya da ciddi psikiyatrik sorunlar varsa, bunu sadece disiplinle çözmek mümkün değildir. Bazı çocuklar kurallara ihtiyaç duyar; bazıları ise önce kendi içlerindeki yıkımı fark edecek bir yardıma. Bir çocuğun öfkesini yönetememesi başka bir şeydir, planlı şekilde şiddeti seçmesi başka bir şey.

Kısacası şunu da söylemek gerekir: Böyle bir trajedi yalnızca çocuğun ruhsal durumundan bağımsız düşünülemez; çoğu zaman aile yapısı da bu tablonun önemli bir parçasıdır. Ruhen sağlıklı, duygusal olarak dengeli ve farkındalığı yüksek ebeveynlerin olduğu bir zeminde, bu kadar ağır bir kopuşun işaretleri genellikle daha erken fark edilir. Bu nedenle anne babanın tutumlarını tamamen dışarıda bırakmak da doğru değildir. Hatta bu durum bizi anne-babanın ruh sağlığına bakmamız gerektiği noktasına da getirir ki, toplumsal ruh sağlığının önemini ve yapılması gerekenleri daha da ciddiye almamız gerektiğini konuşabilelim. Toplum olarak şu an yaptığımız en büyük hatalardan biri de psikolojik bozulmayı ahlaki zayıflıkla karıştırmaktır. “Şımarık”, “terbiyesiz”, “nankör”, “şımarıklık yapıyor” diyerek bazı çocukların yardım çığlığını duyamıyoruz. Sonra o çığlık, böylesine büyük bir trajediye dönüşebiliyor.

Bu yüzden mesele sadece kötü ebeveynlik değil, erken fark etme, ihtiyaç duyulan psikolojik desteğin normalleştirilmesi, okul rehberlik sisteminin ciddiye alınması ve ruh sağlığını bir lüks değil, temel bir gereklilik olarak görme meselesidir. Elbette bunun yanında, ruh sağlığı desteği alan insanların etiketlenmediği, dışlanmadığı ve “anormal” olarak görülüp toplumun dışına itilmediği bir toplumsal bilince ulaşmak da aynı derecede önemlidir. Anne babaların da ihtiyaç duydukları zaman kolay erişilebilir psikolojik destek ve terapi imkanlarından faydalanabilmesi gereklidir.  

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli şey, önceliği doğru yerde tutmaktır. Öncelikle kaybettiğimiz onca canın acısı vardır; hayatını kaybeden öğretmenlerin, öğrencilerin ve ailelerinin yaşadığı tarifsiz yıkım her şeyin önündedir. Bu acının yanında, çocuğun ebeveynlerinin kendi yanlış tutumlarının sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalması da ayrı bir gerçektir; fakat bu, elbette yaşanan felaketin merkezini değiştirmez.

Amaç suçlu ararken öfkeyi rastgele dağıtmak değil, böylesi olayların hangi ihmaller, hangi kör noktalar ve hangi ruhsal bozulmalar üzerinden büyüdüğünü dürüstçe görebilmektir. Bazı çocuklar sınır ister. Bazıları ise sınırdan önce tedavi ister. İkisini birbirine karıştırdığımız zaman bugün olduğu gibi bedelini herkes öder…

Tags: psikoloji

Post navigation

Önceki Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış
Sonraki En iyi bilim-kurgu dizileri

Son Yazılar

En iyi bilim-kurgu dizileri A person in a winter coat stands in a snow-covered suburban street, watching a large futuristic spaceship with glowing blue lights hovering overhead. 1

En iyi bilim-kurgu dizileri

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster Silhouette of a person sitting alone at a long table in a dark room, with an open window behind them letting light in. 2

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right. 3

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti?  4

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü 5

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi 6

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

İlgili İçerikler

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right.

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

Sanatsal Hareketler Dijital Tasarımlar
En iyi bilim-kurgu dizileri A person in a winter coat stands in a snow-covered suburban street, watching a large futuristic spaceship with glowing blue lights hovering overhead. 1

En iyi bilim-kurgu dizileri

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster Silhouette of a person sitting alone at a long table in a dark room, with an open window behind them letting light in. 2

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right. 3

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti?  4

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü 5

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi 6

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek 7

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Haber bülteni

Son Yazılar

  • En iyi bilim-kurgu dizileri
  • Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster
  • Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış
  • Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 
  • Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Öneriler

En iyi bilim-kurgu dizileri A person in a winter coat stands in a snow-covered suburban street, watching a large futuristic spaceship with glowing blue lights hovering overhead.

En iyi bilim-kurgu dizileri

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster Silhouette of a person sitting alone at a long table in a dark room, with an open window behind them letting light in.

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right.

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

  • Kullanıcı Sözleşmesi
  • Bize Ulaşın

©SanatsalHareketler2026