Skip to content
  • https://www.youtube.com/c/SanatsalHareketler
  • https://www.instagram.com/sanatsaalhareketler/?hl=en

Sanatsal Hareketler

  • anasayfa
  • zemin
    • zemin
    • ekip
  • film & dizi
  • edebiyat
  • felsefe
  • sanat
  • müzik
  • dijital kültür
  • tiyatro
  • destek ol
  • deneysel
YouTube
  • Anasayfa
  • Kreatif Üretim Alanı
  • Deneysel
  • Kaybolmak

Kaybolmak

Yazar: Ece Erçıktı

Fotoğraf: Todd Hido

Kendimizi bulmak ve keşfetmek için genelde kişisel gelişim kitapları okuruz. Bu, çoğu zaman bize yol gösterir elbette. Ama ben en çok hayatın içinden romanlarda bulurum yolumu. Oralarda geçen bir cümle, öyle satır arasında, hatta bazen kimsenin fark etmeyeceği bir yerde gelir bulur beni. Derin derin düşüncelere sevk eder. Richard Osman’ın İki Kez Ölen Adam kitabı tam da bunu yaptı bana.

Sadece biraz kaybolmuşsun Donna. Ve biri yaşamında hiç kaybolmamışsa, ilginç bir yere de hiç seyahat etmemiş demektir.

Kaybolmayı olumlu anlamda düşündünüz mü hiç?

Ben kitapta bu bölümü okuyana kadar hep negatif bakmıştım kaybolma konseptine. Çünkü kaybolmak; yitip gitmekti, görünmez olmaktı. Gideceğin yolu bulamamak, bocalamaktı. Kendimi kayıp hissettiğim çok zaman oldu. Bunun bana yol açtığını hiç fark etmemiştim.

Her zaman temkinli olmakla bilinirim. Hani şu küçük çanta taşımayanlardan. Nerede neye ihtiyacın olacağını bilemezsin sonuçta değil mi? Ben yanıma alayım da ihtiyaç olmazsa sıkıntı değil. Ama ya ihtiyaç olursa? Oysa o kadar da kıtlık çekilen bir dünyada yaşamıyoruz. Henüz.

Planlı olmak iyidir, evet. Yol haritası çizmek, gidilecek rotaları belirlemek. Peki macera bunun neresinde? Hep aynı yerden gittiğinde rutinleşen ve görmeni engelleyen o yolda neleri kaçırıyoruz?

Çok basit bir örnek vereyim. Yaşadığım yer şehrin biraz dışında kalıyor. Ana yola çıkana kadar belli bir süre tek gidiş tek geliş, sağı solu tarla dolu, bolca virajlı bir yoldan gitmen gerekiyor. Önüne traktör çıkmadığı sürece şanslısın çünkü sollama şansın pek olmuyor. Virajlı olmasının verdiği dezavantaj ile de bolca kaza yaşanıyor maalesef. Araba kazalarında yol yine tek şeride indirilip bir düzen dahilinde ilerleme sağlanabiliyor ama tır devrilirse iptal. Mecbur tarlaya yöneliyorsun.

Geçenlerde böyle bir durum oldu. Bir tır tüm yolu kapatacak şekilde devrildi. – Şükür kimseye bir şey olmadı – yola saçılan yükünü toparlaması çok zaman aldığı ve iş çıkış saatine vakit çok yaklaştığı için tarlaların arasındaki yollara yöneldik. Sekiz yıldır burada oturuyorum. Tarla aralarına kaç kere keyfi girdin diye sorarsanız, hiç derim. Mecburi durumlarda da etrafa hiç bakmamışım. O kadar hedef odaklı ilerlemişim ki, dünyanın güzelliklerini kaçırmışım.

O gün yetişmem gereken bir yer vardı. Saat ilerliyor, tarla arasındaki yolların çukurları hızımı arttırmamı engelliyordu. Hâlâ yola bakıyordum. Bir anda bir kuş gördüm. Tarlaların üzerinde süzülüyordu. Güneş alçalmaya başlamıştı. Ekinler esen tatlı rüzgarla hafif hafif savruluyordu. Önümde geçip giden kocaman bir “an” vardı. Ama ben dünyevi dertlerim arasında kaybolmuştum. Evet negatif anlamda. O an etrafıma bakındım. Benim gibi birkaç araba daha yalpalayarak bir yerlere varmaya çalışıyordu. Bilmiyorum onlar bu güzel anı yakalayabilmişler miydi?

Bazen kaybolmamaya o kadar odaklanıyoruz ki, bu döngü içerisinde kayboluyoruz. Çoğumuz bir rutin içerisindeyiz. Kalk, hazırlan, işe-okula git, gel, yemek ye, yat. Modern dünyanın hapishanesi aslında.

Düşünüyorum, bir çılgınlık yapalım, seyahate çıkalım desek kaçımız kaybolmayı göze alırız ki? Tüm haritalar cebimizde. Yazıyoruz, gideceğimiz yere kaç vesait ile nasıl gideceğimizi hemen öğreniyoruz. Hiç bilmediğimiz bir ülkede bile çok rahat yolumuzu bulabiliyoruz.

Filmlerde görürüz ya, sırt çantasını alıp kendini maceraya atan baş karakterleri. İmreniriz ama kaçımız buna cesaret ederiz? Oysa bilmediğin bir kentin ara sokaklarında kaybolmak, hele tarihi bir yerse tüm yaşanmışlığı hissetmek ne kadar keyifli olabilirdi bir düşünsek. Antik kentleri gezerken orada nasıl bir hayat yaşanmış olabilire dair hayaller kursak.

Ya da gelin başka bir pencereden bakalım. Güzel bir işiniz var. Maaşınız güzel. Stresi de orta derecede. Mobbing yok. Huzurlusunuz. Peki, kaçımız hayalini kurduğumuz işi yapıyoruz? O huzurlu ortamda bile minik minik içimizi kemiren bir şeyler yok mu? Yoksa çok iyi, hayalinizdeki işi bulmuşsunuz. Bir nesil, hayalindeki iş para etmeyeceği için – öyle düşündüğü / düşündürüldüğü için – para kazanma ihtimali daha yüksek olacağına inandığı mesleklere yöneldi. O batakta kayıp çok ruh var. Gerçekten yapmak istediği mesleği ise, ola ki zamanı kalırsa, hobi olarak yapmaya çalışıyor. Nereden bildiğimi sormayın. Bir arkadaşım öyle diyor.

Zaman bizi dönüştürüyor. Bakmadığın pencerelerden bakmanı sağlıyor. Bazen zorla baktırıyor. Duramam dediğin anda seni oturtuyor. Oturmam gerek dersen koşarken buluyorsun kendini. Hayatın ritmi bu. Baktığımızda görüyor muyuz? Bizim de sınavımız bu. Bu konuda tüm tabularımı yıkan bir kahramanla bu senenin başında tanıştım.

Bazen insan eğlenceli olmayan işler de yapmak zorunda kalır. İnsan oturduğu dalın en ucuna gitmeye cesaret edebilmeli ve hatta bindiği dalı kesebilmeli.

Hayata dair tüm rutinlerinden sıyrılıp kendini ormana atan, bir nevi ilk çağlara dönüp avlanarak yaşayan bir adam Doppler. “Yok artık bunu da yapamayız” dediğimiz noktada, bunu da yaptırıyor bize bazen hayat. Bazen de biz yakıyoruz gemileri. Durduğumuz yerde durmak gibi bir lüksümüz pek olamıyor. Dünya değişiyor, biz değişiyoruz. Bir şekilde ayak uydurmalı.

Ve bazen de kaybolmaktan korkmamalı.

Kaynaklar

İbrahim İki Kez Ölen Adam – Richard Osman – Bilgi yayınevi-1.basım çev: Cengiz Yücel Sf.258 (57.bölüm)

Doppler – Erlend Loe –  Yapı Kredi Yayınları 1. basım – çev: Dilek Başak sf:111

Tags: Deneme Gözlemler

Post navigation

Önceki Çocukluğumun Hiçbir Şeyi
Sonraki Nostalghia Filmi Işığında Nostalji Kavramına 21.Yüzyıldan Bir Bakış

Son Yazılar

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right. 1

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti?  2

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü 3

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi 4

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek 5

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar? 6

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

İlgili İçerikler

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Yeterince Hızlı Değilim

Yeterince Hızlı Değilim

Mutlak Siz

Mutlak Siz

Madalyon

Madalyon

Modern İlişkilerin Anatomisi: Çılgın Zamanlarda Yaşamak Bize Düştü

Modern İlişkilerin Anatomisi: Çılgın Zamanlarda Yaşamak Bize Düştü

Günümüz İlişkileri: Birbirimizi Tüketme Biçimlerimiz

Günümüz İlişkileri: Birbirimizi Tüketme Biçimlerimiz

Sanatsal Hareketler Dijital Tasarımlar
Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right. 1

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti?  2

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü 3

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi 4

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek 5

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar? 6

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Trecento ve Hacim Duygusu 7

Trecento ve Hacim Duygusu

Haber bülteni

Son Yazılar

  • Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış
  • Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 
  • Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü
  • Tanrı Olmak ya da Daha İyisi
  • Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Öneriler

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right.

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

  • Kullanıcı Sözleşmesi
  • Bize Ulaşın

©SanatsalHareketler2026