Skip to content
  • https://www.youtube.com/c/SanatsalHareketler
  • https://www.instagram.com/sanatsaalhareketler/?hl=en

Sanatsal Hareketler

  • anasayfa
  • zemin
    • zemin
    • ekip
  • film & dizi
  • edebiyat
  • felsefe
  • sanat
  • müzik
  • dijital kültür
  • tiyatro
  • destek ol
  • deneysel
YouTube
  • Anasayfa
  • Kreatif Üretim Alanı
  • Cümbüş

Cümbüş

Yazar: Gözde Erzurumlu

Tutunuyorken sımsıkı ona, zamanı düşündüm. Zaman akar mı? ya da geçer mi? zamanı nasıl tanıyabilirim, nasıl anlayabilirim? Ben değil miyim ki ben? Diyorlar ya insanlar eski ben diye, peki o eski ben de ben değil mi? Zaman nasıl bir şey ki beni ben olmaktan çıkarıp onu eski bene dönüştürebiliyor? Akan bu zaman neye benziyor? Nasıl bir kudrete nasıl bir hikmete sahip?

Tanrının yüceliğinden nasibini alan zamanı düşünüyorken daha çok tutundum. Zihnimdeydi her şey, herkes ve o. Sanıyordum tüm hayatım boyunca. Hepsini verdim geri almayacağımı bile bile. Hayatımı, sanmalara kuruşu kuruşuna ödedim. Ona nasıl âşık olduğumu sandıysam, bittiğini de öyle farz ettim.

O bitti ben de

Sandım.

Tutunduğum şeye baktığımda düştü aklıma o. Kuruşlarımı topladım küçük bir hesap yaptım kendi içimde. Tamdı. Şu ana kadar tüm yaşamımı harcamıştım lakin en büyüğünü o bitmeye vermişim. Zaman zihnimin bir köşesinden bakmadan evvel ben onu arıyordum odalarda. Belki bulurum diye. Zamanı, şimdiki ben arasa da aslında geçmişteki de aynıydı şimdiki de. Ben benim ve zamanı arıyorum bu evde.

Anılar ziyaret etmeye başladığından beri kendimi özlüyorum.

Eski mevsimleri

Eski saatleri

Eski geceleri

Eski sokakları

Eski şehri, şehrimi.

Arıyorum ki o zamanı özlemlerimin sebebini bulabileyim. Özlemlerimi bulabileyim. Arıyorum diye de asla bırakmıyorum o tuttuğum şeyi. Hangi odadaysam benimle geliyor. Kapının açık olduğunu fark ediyorum küçük bir esintiyle birlikte. Balkon kapısını sarmalamış koca tül yere düşmüş sanki. Yaz eve girmiş.

Üst komşunun çocuğu koridorda yürüyor belli ki, emeklemeleri yansıyor tavana. Bakınca görüyor insan. Ben de tavana bakarken görüyorum çocuğu.

Küçücük evin tavanındaki bir çocukla, elimde tuttuğum şey ile beraber arıyorum zamanı. Eski ben yapışmış kuruşların her birine dönüp duruyor odaların içinde. Nasıl bir şey ki? Koltuğun dibine düşmüş peçeteye benzer mi? yoksa tablonun kenarında duran toz mu? Yemek masanın üstündeki küçük çatlak mı? çok çetrefilli bir işti. İnsan zamanı ararken epey kaybediyordu kendi vaktinden.

Kapıda öylece duran yaşanmışlıklara bakakaldı. Demek onlarda gelmişti. Tam bir cümbüşe dönmüştü bu ev artık. Paralar, çocuklar, ölümüne tutulan hakikatler, kapanmayan eller. Şimdi herkes buradaydı, salonda. Hiç oturulmamış salonun ortasında ayakta kalmışlardı. Herkesin yeri olsa da aslında o herkes bir nevi kimselerdi. O kimselerinde yeri yoktu bu evde. Herkes gibi sıradan ve bana aitlerdi ama aynı zamanda benden değillerdi, farklılardı.  İşte o yüzden kimselerdi. Herkesin kimselere dönüştüğü nesnelerin içinde hakikati tutuyordum tüm benliğimle. Ölürcesine. Daralıyordu artık, zamanı ararken benim zamanım kalmıyordu.

Yaşadıklarımı nasıl kaldıracaktım? Kapının orada öylece bana bakan bu şeyleri süpürmenin bir yolu var mıydı? Çalı süpürgesi için banyoya gittim tek elimle başladım parkeleri aşındırmaya. Varlıklarını yok edemiyordum bir türlü. Sadece duruyorlardı, kalıp gibi. Elektrikli süpürgeyi açtım bu defa komşuların kızacağını bilerek. Tahtayı sökmek pahasına süpürsem de en nihayetinde oralardı işte. Gitmemişlerdi. Yaşadıklarımı kaldıramıyordum.

Kalemi bulmaya niyetlendim şimdi de. Yazarsam eğer belki kaldırabilirdim onları bu salondan. Kâğıda dokunmama bir kala kalbim karnıma indi. Ayağım adım atamadı. Ellerim uyuştu. Yaşadığım şeyler beni olduğum yere bağladı sıkıca.

Tanrıya çok kırgınım.  İyi biri olmasam da onun düşündüğü kadar da kötü biri değilim. Her şeye ama bilhassa kendime çok kırgınım. Yapamadım, yaşayamadım.

Kendimin altında kaldım, ezildim.

Elimde ki hakikat, tutunduğum o şey şimdi havada. Avuçlarım gökyüzüne döndü yüzünü. Ben inanmadığım kırgın olduğum tanrıya ölümüne tuttuğum şeyi, dileğimi verdim. Aşkımın bittiğini sandığım kuruşu kuruşuna hayatımla ödediğim o yadsımayla başladı bu gece. Eski sevgilimde ki kendimi özledim, kudretli zamanın dönüştürdüğü beni özledim ve bir yaz gecesinde zamanı ararken yaşadıklarımı kaldıramadım.

O kuruşların, yukardaki çocuğun ortasında salondaki kimselerin belki de herkesin içinde saplanıp kaldım. Benim hakikatim dileğimdi, geleceğe umudumdu. Ve ben bu gece balkon kapısının arasından rüzgarla beraber kendi hakikatimi kırıldığım tanrıya armağan ederken sadece kaldım.

Salonun içinde ama kendimin dışında.

Daha fazla kreatif üretim alanı içerikleri için deneysel kategorisini ziyaret edebilirsiniz.

Tags: Kreatif Üretim Alanı

Post navigation

Önceki Fatma Aliye: Evliliklere Karşı Realist Bir Bakış | Levâyih-i Hayat
Sonraki Arthur Miller’ın Satıcının Ölümü Adlı Tiyatro Oyununun İncelemesi

Son Yazılar

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right. 1

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti?  2

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü 3

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi 4

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek 5

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar? 6

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

İlgili İçerikler

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Yeterince Hızlı Değilim

Yeterince Hızlı Değilim

Mutlak Siz

Mutlak Siz

Madalyon

Madalyon

Modern İlişkilerin Anatomisi: Çılgın Zamanlarda Yaşamak Bize Düştü

Modern İlişkilerin Anatomisi: Çılgın Zamanlarda Yaşamak Bize Düştü

Günümüz İlişkileri: Birbirimizi Tüketme Biçimlerimiz

Günümüz İlişkileri: Birbirimizi Tüketme Biçimlerimiz

Sanatsal Hareketler Dijital Tasarımlar
Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right. 1

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti?  2

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü 3

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi 4

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek 5

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar? 6

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Trecento ve Hacim Duygusu 7

Trecento ve Hacim Duygusu

Haber bülteni

Son Yazılar

  • Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış
  • Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 
  • Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü
  • Tanrı Olmak ya da Daha İyisi
  • Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Öneriler

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right.

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

  • Kullanıcı Sözleşmesi
  • Bize Ulaşın

©SanatsalHareketler2026