—Kapıyı yumrukluyorlar, ne yapalım?
Ellerin, senin olmamalılar,
Ellerini yıkamam lazım.
Sanki ahirette çözülecek gibi,
Aramızdaki şeyleri yarına bırakıyoruz.
—Tekmelemeye başladılar…
Biliyoruz fakat, bilmezlikten geliyoruz,
Yarının hiç gelmeyecek,
Soyut bir kavram olduğunu.
Gelişigüzel söylenen “seni seviyorum”lar gibi
Kırıcı bir kibarlığı var bakışlarının.
—Gittiler galiba.
Ama yine de seviyorum onları.
Birçok konuk ağırlamış, karnını doyurmuş,
Birer kervansaray haline geldiyse de bedenlerimiz,
Bir tektonik harekete bakar kavuşmamız.
Bütün geri çekilmeleri, bütün imkansızlıkları temelinden sarsacak,
Ve bizi Muhammed’in mucizesine şahitlik eden tanrıtanımazlar gibi
Nefessiz bırakacak kutsal birtakım taşlar tepişmesi.
Ama her ne kadar şahit olsak da bu mucizeye,
—Perdeleri açmayalım bir süre
Yine o tanrıtanımazlar gibi reddedeceğiz,
Ve bu malumun ilanını reddeden bir şarkı mırıldanarak
Gündelik uğraşlar fırtınasında yavaş yavaş törpüleneceğiz,
İlelebet.
—Karanlıktan korkar mısın?