Gökyüzünde parlak bir yıldızı izlerken başka bir yıldızın, “ben de buradayım” dercesine aniden parlayıvermesi gibiydi belki de mutluluk. Birine odaklanmışken diğerinin parlayışını görebilmek de mühim mesele. Fakat asıl sorun ilk parlayan mutluluğa mı, sonradan bize göz kırpana mı odaklanmak gerek?
Bir pentimento gibi yeniden şekillendirsek zamanı, bilincimizdeki mutluluğun yerini değiştirebilir miyiz? Ya da başka bir deyişle, mutluluğun resmini kaç revizeden sonra çizebiliriz hayatımıza?
Mutluluğun ne kadarı bize ait, insan kendi mutluluğundan ne kadar mesuldür mesela? Hangi kitaptan öğrenmiştir mutlu olmayı ya da hangi sözlükteki tanımını kendi mutluluğuna daha çok benzetir acaba? Çoğu zaman amaç haline getirdiğimiz mutluluk, kendi halinde ve akışta olmanın bir kabullenme hâlidir işin özüne bakıldığında.
Bulutsuz bir gökyüzünde görülen onlarca yıldızdan hangisine bakacağımızı şaşırmak da, çok bulutlu gökyüzünde saatlerce odaklandığımız o tek yıldızın bize bir türlü göz kırpmayışı da mutluluğa dahil mi? Bazen saatlerce, günlerce, aylarca belki de yıllarca emek verilen hiçbir şey, dört başı mamur bir mutluluk getirmiyor. Kimi zaman da aniden parlayıveren bir ışığın mucizesinde yakalanıveriyor ‘anı’n keyfi. İşte kendi kendimize bulduğumuz, kendi yöntemimizle parlayışına tanık olduğumuz o biricik ‘an’ları toplayabilirsek bir mutluluk parçacığı hediye ediyor zihnimiz bize.
Mutlu Yaşam Var Mıdır?
Belki kendimize özgü bir yordam, belki bizi anlatan bir rehberin sözlerine kulak asmak ama nihayetinde mutlaka kendi mutluluğumuzu kendimiz oldurmak zorundayız.
Tıpkı Seneca’nın kardeşi Gallio’ya anlatığı gibi.
Kardeşim Gallio, herkes mutlu yaşamak ister, ancak yaşamı mutlu kılan şeyin ne olduğunu görmek konusunda zihinleri kördür. Mutlu Yaşam Üzerine-Yaşamın Kısalığı Üzerine (Seneca, 2018, s.3)
Kitabın isminden başlayarak arayışa giriyor aslında insan. ‘Mutlu yaşam, kısa yaşam mıdır?’ yahut ‘Yaşam uzadıkça biriktirilen mutluluklar birbiriyle rekabet edip yorar mı insanı?’ ve insan gerçekten ‘hakiki’ mutluluğa kör müdür?
Filozoflara göre arayışta olan mutluluk, edebiyatçılara göre kavuşulamayan aşktadır mesela. Bir çiçek dürbününden bakar gibi, kendi hayallerinde mutluluğu bulanlar da vardır. Mutluluğunu bir mermerden oyar gibi, ömür boyu kendi kendini yontup duranlar da.
İstemenin miktarı arayışa dönüştükçe yerini bulmaya başlar çoğunlukla. Mutluluk aramayla bulunmaz belki fakat aramayı bilmeyen de mutluluğunu anlamlı kılamaz aslında.
Unutmak Mıdır Mutluluk, Hatırlayabilmek Mi?
Hatırlanılan güzel anıların toplamında ne kadar mutlu olabiliyorsa insan, olumsuz hatıraların toplamı da bir o kadar törpülüyor mutluluğunu. Kimileri ‘geçmişi geçmişte bırak’ diye tembihleyip zihnine, sadece bardağın dolu tarafına odaklanırken, kimileri sımsıkı tutunuyor canını acıtan hatıralara.
Unutabilmek için şarkılara, şiirlere sığınanlar da var, hatırlayabilmek için ilaçlardan medet umanlar da. Böyle bakıldığında hangisinin sonucu eser miktarda bir mutluluğun kokusunu anımsatır, henüz tam çözebilen olmamış. Beklentiye girmemek üzerine anlatılan tüm öğretiler, hayal kurmayı bırakmamaktan da bahsediyorsa aynı zamanda, ummadan kurulan bir hayal ne kadar ümit vaat eder insana?
Muhakkak mutluluğa değip duruyor insan bir vakit bir yerlerde. Denkleşiyor zihindeki beklenti, ruhta açık kalan kapıların anahtar delikleriyle. Fakat o beklentiyi anlamlandırıp o anahtar deliğiyle eşleştirebilmek için, aniden parlayan yıldızlardan ışığı kendine ait olanı seçebilmek için idmanlı olmak lâzım geldiğini öğrendim bunca yıl içinde.
‘An’ı yaşamak elbette kıymetli fakat daha önceden kendine öğretmediysen o ‘an’ın değerini, mutlu olduğunu bile anlamadan gelip geçiyor, zihni kör, ruhu mahrum oluyor insanın.
Öyleyse mutluluk hem kişinin kendine özgü, hem de onunla tanışıyor olmakta gizli. Yoksa ararken, aradığının ne olduğunu bilmeyen bulduğunun farkına varır mı?
Bir başka deyişle, mutluluk aranır mı ya da bulunduğunda onu tanımayanlar başka ‘mutlu’ların hikâyesine olan özençle, kendilerininkini yok sayar mı? Mutluluk inşa edilebilir mi, öğrenilmiş tüm mutsuzlukların üzerine mesela.
Gökyüzünde parlak bir yıldızı izlerken başka bir yıldızın, ‘ben de buradayım’ dercesine aniden parlayıvermesi gibiydi belki de mutluluk. Birine odaklanmışken diğerinin de parlayışını görebilmek için kendi ışığını gözden kaçırmakta bütün mesele.
Kaynakça
• Seneca, L. A. (2018). Mutlu yaşam üzerine-yaşamın kısalığı üzerine (s.3). İş Bankası Kültür Yayınları.