Bu yazı, bir köpek ile bir çocuğun yoldaşlık sürecinin, onların gelişimlerine ve dönüşümlerine olan etkisini içermektedir.
İnsan Yaşamında İlk Güvenli Alan
Altay, annesinin karnında Su dolu küçük bir havuzun içerisinde mutlu mesut günler geçirirken bir sabah Dünya’ya gelişi onun için biraz zor olmuştu. Dünya ile gözleri kapalı bir şekilde tanışmış, anne karnındaki uğultulu seslerin aksine Dünya da duyduğu sesleri bastırmak istemiş ve avazı çıkasıya kadar bağıra bağıra ağlamıştı. Anne karnı ile Dünya arasındaki farklılıklara alışabilmesi uzun süre almıştı.
Altay Dünya’daki İlk aylarında her şeyi bulanık görüyorken en yakın mesafelerdeki nesneleri biraz daha belirgin görebiliyordu. Bu belirgin görünen şeyler sürekli en yakınlarındaydı; bu durum ona anne karnındaki güven duygusunu anımsatıyordu. Hele o en yakın olanlar Altay’ın teni ile temasta bulunduklarında, Dünya ile uzlaşmanın yolunu kendi rızasıyla istiyordu. Özellikle onlardan birine karşı çok daha fazla güven hissettiğini, zamanla aklına ve kalbine işlemişti. O ten annesiydi. Büyüdükçe Dünya’ya karşı annesi ile tel örgü örmüş, kendisine anne karnındaki güvenli alanı sağlamıştı. İçerisinden çıktığı kadını dışarıda neferi yapmıştı. Zamanı geldiğinde o tel örgüyü annesiyle yıkacaklar, diğer en güvendiği ten olan babasıyla birlikte uçsuz bucaksız birçok yol ile kesişecek olan kendi yolunu güvenle inşa edeceklerdi.
Bebeğin Gelişim Sürecine Farklı Bir Türün Etkisi
Altay bebekliğinde en çok hayvanlara ilgili duymuştu. İlk başlarda çevresinde bulanık gördüğü siluetlerden çok daha farklı bir siluet vardı. O en farklısıydı. Ara sıra dikleşen uzun kulakları olan, bazı zamanlar uzun uzun bakan iri siyah gözlere sahip, küçük siyah burnuyla etrafı sürekli koklayan dört ayak üzerinde hareket edebilen bir siluetti. Otur, kalk, yat komutlarını yerine getirebiliyordu.
İnsan yaşamının ilk yılları için büyük olan bu farklılıklar Altay’ın dikkatini çekmiş ve gelişim sürecinin hızını belirlemişti. Güvenle inşa ettiği yolunun ilk taşlarıydı belki de. Anne ve Baba olarak tanıdığı tenler daha o dünyada yokken, yıkılmış bir tel örgüden sonra başlayacak yolun en sağlam yoldaşı olacak köpek evlat edinmişler ve ismini Masal koymuşlardı; Altay’ın yolunun ilk basamakları döşenmişti.
Altay’ın annesine ve babasına göre kötü son ile biten öykü yoktu, böyle öykülere dokunan masallar vardı. Kahramanımız Masal’ın ilk dokunduğu öykü ise Altay’ın annesinin annelik serüveniydi; insan bedenin bir parçası olmayan Masal bir kadının yaşamının en büyük parçası olmuştu. Şimdi bu kadından gelen yeni küçük bir insan vardı. Masal’ın sürüsüne yeni üye katılmıştı, diğer tanıdığı insanlara göre farklıydı; fazlaca küçüktü. Masal’ın Altay’ı keşfetmesi uzun sürmemişti; çünkü o çok zeki bir köpekti. Burnunu devreye sokmuş; Altay’ın süt kokan ağzını, ellerini, ayaklarını koklayarak onu tanımıştı. Sürüyü hızlıca harekete geçiren ve bazen saatlerce devam eden Altay’ın tiz sesini kulaklarını dikleştirerek dinliyordu.
Küçük insan Altay ve Köpek Masal’ın dostluğu bu günlerde başlamıştı. Altay her ağladığında Masal yanına koşar, sürünün diğer üyeleri olan anneye ve babaya havlayarak haber verirdi. Masal her kuyruğunu salladığında Altay kahkahalarla güler, ona eşlik etmek isterdi. Altay, Masal ile oyuncak oynamayı, onunla yemeğini paylaşmayı, bahçede koşturmayı, birlikte salıncak binmeyi ve uyumayı çok severdi. Bu sevgiyle örülmüş işbirliği; Altay ‘ın gelişim sürecine ivme kazandırmış; taklit etme yetisiyle Masal’dan emeklemeyi öğrenmişti. Masal ise Altay ile vakit geçirmeyi severdi fakat temkinliydi. Çünkü Altay sürünün yavrusuydu ve korunması gerekirdi. Altay için Masal abla, yani onun deyişiyle ‘aba’ydı, Masal için Altay sürünün yavrusuydu.
İki farklı türün Aba- Kardeşlik ile başlayan yoldaşlığını seyretme keyfi ailenin diğer üyeleri olan anneye ve babaya sonsuz mutluluk vermişti. Masal ve Altay, birbirlerindeki farklılıkları çok kısa sürede keşfetmiş, dahası bugünlerde pek de alışık olmadığımız fakat aşina kaldığımız ‘ötekilerin birbirlerine olan kabullenişini’ adeta sevgiyle sağlamışlardı. Bunu nasıl başarmışlardı ve bu ilişki nasıl bu kadar hızlı neticeye varmıştı?