Skip to content
  • https://www.youtube.com/c/SanatsalHareketler
  • https://www.instagram.com/sanatsaalhareketler/?hl=en

Sanatsal Hareketler

  • anasayfa
  • zemin
    • zemin
    • ekip
  • film & dizi
  • edebiyat
  • felsefe
  • sanat
  • müzik
  • dijital kültür
  • tiyatro
  • destek ol
  • deneysel
YouTube
  • Anasayfa
  • Kültür-Sanat
  • Dijital Platformlar vs Sinema: Sinemalar Son Perdeyi Mi Oynuyor?

Dijital Platformlar vs Sinema: Sinemalar Son Perdeyi Mi Oynuyor?

Yazar: Beril Heral
sinema salonu

Hepimiz o cümleyi duyduk: “Sinema bitti, artık evde izliyoruz.” Ama bu sefer bu cümleyi en yakın arkadaşımız değil, Netflix’in CEO’su Ted Sarandos kurdu. Hem de üstü kapalı bir şekilde değil, spotların altına çıkıp, Time100 Zirvesi’nde altını çizerek: “Sinema salonu deneyimi artık modası geçmiş bir şey.”

VHS kaset kiralayarak işe başlayan ve zamanla onların da pabucunu dama atarak dijital platforma geçiş yapan Netflix’in ağzından bunları duymak belki de biraz manidar oldu.

Evde film izlemek elbette konforlu. İstediğimiz zaman istediğimiz içeriği açıp, durdurup, başa ya da sona sarıp tekrar tekrar izleyebiliyoruz. Ne izleyeceğimizin küratörlüğünü bir grup sinemacı değil, kendimiz yapıyoruz. Tuvalete gitmek için filmin sonunu beklememiz gerekmiyor, iki sıra önümüzde ağzını şapırdatarak mısır yiyen bir amca ya da bağırarak filme yorum yapan bir grup genç yok.

Martin Scorsese gibi sinemanın beyaz atlı şövalyesi olarak görülen yönetmenlerin dijital platformlar için film çekmeye başladığı bu devirde, Sarandos’un haklılık payı olabilir mi? Sinema artık bir nostaljiden mi ibaret yoksa hala aramızda sevgilisi ya da arkadaşlarıyla sinema salonunda oturacağı koltuğu özenle seçip, film bittikten sonra tartışmak için can atan, bunu bir deneyim, bir ritüel olarak görenler var mı? Sinema gerçekten demode mi oldu?

Evde Film İzlemek = Bulaşık + Telefon Bildirimleri + Kapı Zili

Evde film izlemek güzeldir ve konforludur ama gerçekçi olalım: hiçbir zaman kalabalık bir grupla birlikte deneyimlenen “karanlık salon, dev ekran, içimizi titreten ses” etkisi vermez. Evde film izlemeye niyetlendiğimizde %60 ihtimalle biri telefonla arar, %30 ihtimalle ya acıkırız ya da yemeğin altı yanar, %10 ihtimalle de kedimiz ekrana saldırır. Sinema salonundaki sessizliğin, filmin her yankısını içimizde hissettirmesinin, o ortak kahkahanın ya da topluca gelen gözyaşının yerini hiçbir deneyim tutmaz. Dikkatimizin dağılmaya her geçen gün daha da meyilli olduğu bugünlerde sinema salonunun kutsallığı, bir filmi baştan sonra pür dikkat izleyebilmek için bir fırsattır.

Her Film Dijital Platformluk Değil

Bazı filmler vardır ki dijitalde izlenince küçülür. Epikliği gider. Bambaşka evrenleri anlatan o yüksek bütçeli dev yapımlar, sinema perdesinde sizi yutacak gibi gelirken, evde izleyince “meh” dedirtir. Filmin en heyecanlı yerinde arkadaşımız filmi durdurup içecek bir şeyler almak ister. Cinayetin çözüleceği kilit bir anda annemiz arar. Yeniden açtığımızda, aynı sahne aynı etkiyi yaratmaz. Kendi konfor alanımızda olduğumuz için filmin içine girip bambaşka diyarlara sürüklenmeyiz.  Muhtemelen çoğumuz en son “Barbenheimer” döneminde bunu deneyimledik. Christopher Nolan’a Ordu’daki “The Odyssey” çekimlerinde rastladığınızı ve son filmini telefonunuzdan izlediğinizi söylediğinizde gözlerinde hayal kırıklığıyla biriken yaşları hayal edin. 

Zamansız ve Kült Filmler

Netflix gibi platformlar özellikle yaptıkları yatırımlarla elbette sinema endüstrisinin önemli oyuncuları haline geldi. Hatta ödül sezonunda da bol bol isimleri geçmeye başladı. Fakat öbür yandan dijitalde izlenen filmler çoğu zaman gündemde çok daha kısa kalıyor. İzlendikten bir hafta sonra unutulup gidiyorlar, yerine çok benzer bir alternatifi geliyor. Sinema salonlarında gösterime giren filmler ise başarıya ulaştıklarında sadece birer içerik değil, birer olaya dönüşüyor. Film bittikten sonra saatlerce üzerinde konuşulacak tartışmaları ateşleyip, seneler sonra hatırlayacağımız filmler haline geliyorlar. En son dijital platformda izlediğiniz hangi film için bu yorumu yapabilirsiniz?

İlk Randevuda Korku Filmine Gidelim Diyen Flört

Her ne kadar sinemaya gitmemizin ana sebebi filmler olsa da, sinema yalnızca film izlenen bir yer değil. O koltuklarda buluşmalar olur, sevgililer el ele tutuşur, arkadaşlar spoiler verir, yaşlı teyzeler film boyunca karakterlere bağırır (belki bu olmasa da olur). Ama sonuç olarak kolektif bir toplum deneyimidir. Netflix’te biriyle eş zamanlı dizi izlemek için planlaşırsınız, ama sinemada yanınızdaki kişiyle aynı anda yerinizde zıplayıp çığlık atarsınız.

Sonuç olarak, sinema değişiyor ama ölmüyor. Çoğu sektörde olduğu gibi sinema sektörü de evriliyor. Ancak bu evre, sinema salonlarının ölüm ilanı değil. Yalnızca işlevi değişiyor, belki sayısı azalıyor, ama sinema salonlarını yıkıp yerine düğün salonu açmamıza da gerek yok çünkü sinema salonu yalnızca büyük bir ekran ve yüksek ses sisteminden ibaret değil. Orası aynı zamanda kolektif bir izleme alanı. Farklı yaşlardan, farklı hayatlardan insanların bir araya gelip aynı hikayeye tanıklık ettiği, aynı anda aynı duygulara kapıldığı bir yer. Bu ortak deneyim, filmin üzerimizdeki etkisini derinleştiren, sinemayı bireysel değil, toplumsal bir sanat formu haline getiren bir unsur.

Evet, dijital platformlar harika. Evde çayımızı alıp battaniyenin altında film izlemenin ayrı bir keyfi var. Dijital platformlar sağ olsun, akşam ne izlesek derdimiz yok. Ama öbür yandan sinema bambaşka bir deneyim. Onu “modası geçmiş” ilan etmek, “radyoyu kim dinler ki artık” demek gibi bir şey. Sinema belki çok darbe aldı ama hala yaşıyor. Bazen bağımsız bir festivalde, bazen bir AVM’nin 9 numaralı salonunda, bazen de eski usul açık hava gösterimlerinde.

Tags: Sinema Kültürü

Post navigation

Önceki Dede Korkut Hikayeleri: Geçmişten Günümüze Toplumda Kadın Olgusu
Sonraki Bir Köpek ve Bir Çocuk: Türler Arası Farklılıkların Yarattığı Dönüşüm

Son Yazılar

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek 1

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar? 2

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Trecento ve Hacim Duygusu 3

Trecento ve Hacim Duygusu

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı 4

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

Flanör: Modern Şehirde Yürümek Neden Bir Düşünme Biçimine Dönüştü? 5

Flanör: Modern Şehirde Yürümek Neden Bir Düşünme Biçimine Dönüştü?

Her Şeyi Yarım Bırakma Hissi: Neden Tamamlanmışlık Duygusu Azaldı? 6

Her Şeyi Yarım Bırakma Hissi: Neden Tamamlanmışlık Duygusu Azaldı?

İlgili İçerikler

Kültür Sanat Rotası: Bu Ay Neler Var?

Kültür Sanat Rotası: Bu Ay Neler Var?

Yapay Mutluluk Endüstrisi: Self-Help Kültürünün Çıkmazı

Yapay Mutluluk Endüstrisi: Self-Help Kültürünün Çıkmazı

Sürrealizm Nedir? Bilinçdışının Estetik Ayini ve Sanatsal Hareketler Üzerindeki Etkisi

Sürrealizm Nedir? Bilinçdışının Estetik Ayini ve Sanatsal Hareketler Üzerindeki Etkisi

Mutluluğun Mutlak Muğlaklığı Üzerine mutluluk

Mutluluğun Mutlak Muğlaklığı Üzerine

Daha Önce Hiç Dört Yapraklı Yonca Avına Çıktınız Mı?

Daha Önce Hiç Dört Yapraklı Yonca Avına Çıktınız Mı?

Bir Köpek ve Bir Çocuk: Türler Arası Farklılıkların Yarattığı Dönüşüm Köpek ve Çocuk

Bir Köpek ve Bir Çocuk: Türler Arası Farklılıkların Yarattığı Dönüşüm

Sanatsal Hareketler Dijital Tasarımlar
Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek 1

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar? 2

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Trecento ve Hacim Duygusu 3

Trecento ve Hacim Duygusu

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı 4

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

Flanör: Modern Şehirde Yürümek Neden Bir Düşünme Biçimine Dönüştü? 5

Flanör: Modern Şehirde Yürümek Neden Bir Düşünme Biçimine Dönüştü?

Her Şeyi Yarım Bırakma Hissi: Neden Tamamlanmışlık Duygusu Azaldı? 6

Her Şeyi Yarım Bırakma Hissi: Neden Tamamlanmışlık Duygusu Azaldı?

Aşağıdaki Pencere Tiyatro Oyunu: Bir Soğan, İki Domates ve Üç Biber 7

Aşağıdaki Pencere Tiyatro Oyunu: Bir Soğan, İki Domates ve Üç Biber

Haber bülteni

Son Yazılar

  • Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek
  • Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?
  • Trecento ve Hacim Duygusu
  • Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı
  • Flanör: Modern Şehirde Yürümek Neden Bir Düşünme Biçimine Dönüştü?

Öneriler

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Trecento ve Hacim Duygusu

Trecento ve Hacim Duygusu

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

  • Kullanıcı Sözleşmesi
  • Bize Ulaşın

©SanatsalHareketler2026