“Çocukluğum” diye başlıyorum,
Kentin hatrı sayılır mahallesinden
Tuğla duvardan örme kapılı girişli,
Odaları kat kaloriferi ,
Pencere pervazları tahtadan,
Yokuşlu bahçesinin içinden başlıyorum.
Beyaz oyuncak bir at var o yokuşun başında,
Üzerinden hiç inilmeyen.
Çocukluğumun ilk hediyelerinden olmalı!
Küçüklü büyüklü yaş pastaları olurdu akşamlarımın
Hep çikolatalı ve muzlu
O saatlerin yeni bir günü doğardı geceye , mumları üfleyince.
Yedili sekizli yaşlarım olsa gerek,
Yüzüm kıpkırmızı
Polaroid bir fotoğrafa bezenmiş gülümsemeler var
Yeni doğana yeni bir isim veriliyor böylece.
Sonra aniden bir paraşüt salınımı gibi düşmeye başladım.
Nasıldı bilemem
Küçük bir çocuğun balonunun patlaması nasılsa öyle
Benim de silik göklerden geçiyor anılarım hafızamda.
Kırmızı ufak bir balon içinde.
Zaman geriledi ,
On iki yaşlarım
Pembe bir bisiklet üstünde bu kez
Birçok kayıp var içimde henüz çocukken.
Birçok laf konuşuluyor gözlerimden içeri
Ve bir şehir gittikçe koyulaşıyor resmimde
İsimsiz.
Mutluluk adı altında
Yolculuklar artık hep yersiz.
Bilinmeyen evi bulmaya gönüllü her kişi o yolda
Sorular içinde.
Benimse, yol boyu
Kavaklar, başımı yasladığım gögüs nezninde.
Kış mevsimiydi sanki hep
Kalınca bir süveter omuzlarımdan düşük ve kitap dolu ellerim.
Okul yolu üzerinde taze leblebi kavruluyordu her gün
Birkaç lira vardı,
Bol gelen okul pantolonumun cebinde.
Yarına çörek alacağım diyerek;
Hiç almadım o leblebiden.
Çocukluk;
Telaşım manasız!
Sonra,
Karlar yağdı olduğum şehre ,
Kar topu oynamak varken
Hiç bilmediğim bir caddenin ortasında.
Beş katlı bir bina çöktü omuzlarıma
Yine kavaklar , kirpiklerimden aşağı kaydı
Resimlerden parçalar bir bir otobüs garına saçıldı.
On sekizli yaşım hissiz perde sadece
Yine kış ve kar var günlüğümde
Çocukluğumun mantıklı ve oyunsuz düşünceleri
Gelecek umuduyla umursamaz rolü oynuyor.
Ben bile izliyordum onu
Saklanarak.
Bilmemesi gerek, diye düşünen aklım yüreğimi yontuyor
Bir süre taş kesiliyor tüm duygularım.
Bundan sonraki yaşlarım için yeni bir senaryoya gerek yoktu
Yaşam zorluklarının tüm çıtçıtları
Çocukluğumda ıslanmış bir gocuğun
Yeniden kullanılamaması gibi askıda öylece.
Başrole bir söz hakkı düşerse şayet ,
Şunlar eklenecek en son sayfaya :
“Her piyeste okudum duygularımı
El işinden yapma ödevlerim olması gerekirken önceki sayfalarımda
Ben yönetmene kafa tutar gibi
Neredeyse tüm çocukluğumu
35 yaşında bir yetişkin gibi oynadım.”
Daha fazla kreatif üretim alanı içerikleri için deneysel kategorisini ziyaret edebilirsiniz.