Yunan mitolojisinde ölümden sonraki yaşam olarak yeraltı dünyasından bahsedilir. Bu yazımızda yeraltı dünyası ve yeraltı dünyasının bölümlerine daha yakından bakacağız.
Hades, yeraltı dünyası ile en ilişkili Tanrı’ydı. Yeraltı dünyası sıklıkla Hades olarak da adlandırılmıştır. Bu bölge hem cenneti hem cehennemi içeren ölümden sonraki yaşam alanını ifade ediyordu. Yeraltı dünyası, dünyanın ucunda olarak betimlenmiş dünya yüzeyinin altında bulunduğu ifade edilmiştir. Yeraltı dünyasının çevresinde birçok nehir bulunuyordu. Acheron nehri, ölen kişinin Yeraltı Dünyası’na girdiğinde karşılaştığı ilk nehirdi.
Ölümden Sonra ne var?
Biri öldüğünde Hermes, o kişinin ruhunu alıp Yeraltı dünyasına götürürdü. Yeraltı dünyasına ulaşmak için ruhların nehirlerden geçmesi gerekiyordu. Nehri geçmek için ruhlar aynı zamanda ölüleri taşıyan kayıkçıyı kiralamak zorundaydılar. Eğer kayıkçının ücreti ödenmezse o zaman ruh yani gölge yüzyıl boyunca ırmağın çevresinde dolanmaya mahkum bırakılırdı. Bu yüzden ölüleri gömerken gözlerinin üstüne veya dillerinin altına madeni para konurdu.
Nehirleri geçen gölge, yeraltı dünyasının kapısından içeri geçmeden önce Hades’in çok başlı bekçi köpeği Kerberos’u da geçmek zorundaydı. Gölgeler üç ayrı yola ayrılan noktaya gelmelerinin ardından karşılarına ölülerin yargıçları gelirdi. Bu yargıçlar gölgenin hangi yoldan gideceğine karar verir böylece o ruhun sonsuza dek yaşayacağı yer belirlenmiş olurdu. Kimi zamanda Tanrılar müdahale ederek bu seçimi yaparlardı.
Yeraltı Dünyası Bölgeleri
Yeraltı dünyası üç bölüme ayrılıyordu. Elysium olarak adlandırılan bölge önemli kişilerin yeriydi. Ölümden sonraki yaşamda erkeklerin ve kadınların oldukça rahat yaşam sürdüğü; cennet gibi sembolize edilen bir yerdi. Güneşin hep parlak olduğu, hoş vakit geçirilen eğlenceli bir yer olarak aktarılmıştır.
İkinci bölge Asphodeler Tarlaları’ydı. Çoğu ruhun evi burasıydı. Bu bölge ne iyi ne de kötü olanların yeriydi. Ruhlar genel olarak eski yaşamlarındaki faaliyetlerini sürdürür ancak belirli kişilik sergilemezlerdi.
Üçüncü bölge ise Yeraltı dünyasının altında yer alan Tartaros’tu… Karanlık ve kaotik bir atmosfere sahip olan Tartaros, tanrı ve tanrıçalara dahi korku veren bir yerdi. Buraya en kötü ruhlar yollanır ve sonsuza dek acı çekerek cezalandırılmaları sağlanırdı. Bu görevi ise erinyeler(intikam melekleri) yerine getiriyordu. Ruhlar sonsuza dek yeraltı dünyasında kalırdı ancak birkaçı kaçma şansı elde etmiştir. Ölümden sonraki yaşam genel olarak yunan mitolojisinde bu şekilde aktarılmıştır.
Ölümlüler için ölümden sonraki yaşam pek fazla bir şey ifade etmiyordu. Ölüm genel olarak yok sayılmış ve rutin içerisinde önemsizleştirilmişti ancak kötülük yapanlar Tartaros’tan korkuyordu.
Ölümden sonraki hayatın belirsizliği ve karanlık atmosferi, dinsel tören ve törelerle giderilmeye çalışılmış ve ölümlüler Elisyum gizemleri gibi birçok törene katılarak ölümden sonra ödüllendirileceklerini düşünmüşlerdir. Mitoloji ile ilgileniyorsanız Theseus’un Gemisi paradoksu yazımıza da göz atmak isteyebilirsiniz.