Görselin tüm hakları Sanatsal Hareketler'e aittir.
O sabah, Merkezi Ses Sistemleri çöktü.
Bir kişi, onaysız bir cümleyi yüksek sesle söyledi. Ve hemen ardından, sessizlik resmi dil ilan edildi. Gerekçesi basitti ve korkutucuydu: ”Kişisel ifadeler, toplumsal dengeyi tehdit eder.” O günden sonra konuşmak sadece ağızla değil, evrakla mümkün oldu.
Cümle kurmak artık kendiliğinden gelişen bir iç eylem değil,
dışa bağımlı, merkezden onaylı, kontrollü bir lojistik işlemdi.
Lola Kim’in içinde büyüyen bir cümle vardı. Sade, keskin ama sevgi dolu bir cümle. İşte tam da bu yüzden, şüpheliydi. Cümlesini dile getirmek için önce İfade Giriş Belgesi alması gerekiyordu. Sonra da Harf Takip Onayı, Tonlama Tespit Belgesi, Noktalama Uyumluluk Belgesi, Düşünce Taşıma Yetki Sertifikası, Anlam Salınım Raporu ve nihayet, Dilsel Etik Denetimi Merkezi’nden Tarafsızlık Uyum Puanı…
Lola Kim yola koyuldu. Fikir Hatları otobüsüne bindi. Şoför bir sinekti. Arada kanat çırparak anons yapıyordu: Lütfen fikirlerinizi kafanızda tutunuz. Yüksek sesle düşünmek yasaktır.
Otobüsün içerisinde sessizlik hakimdi. Ama bu, sıradan bir sessizlik değildi. Ne yorgunluktan doğmuştu, ne de huzurdan. Bu sessizlik, öğrenilmişti. Dayatılmış, içselleştirilmiş, sonra da içe gömülmüştü. Sanki herkes, varlığının ses çıkarmayan bir versiyonuydu.
Mandal elini cebine attı, sararmış bir broşür çıkardı: Mandal Manifestosu, 3. Baskı.‘‘Sarkıtılmayan fikir kurumaya mahkûmdur.’’ Lola Kim camdan dışarı baktı. Duvardaki afişte şu yazıyordu: “Düşüncelerinizi rahatça ifade edebilirsiniz… Eğer sessizce yaparsanız.”