Fotoğraf: Sebastião Salgado, Workers
Toplumcu gerçekçi yazılar, 20. yüzyılın başlarında, özellikle Sovyet Devrimi’yle birlikte ortaya çıkmıştır. Bu akımın en önemli temsilcisi Maksim Gorki’dir diyebiliriz. Dünyada bu akımdan etkilenerek önemli eserler veren yazarlar arasında Bertolt Brecht ve John Steinbeck gibi isimler sayılabilir. Ülkemizde ise bu akımın pek çok temsilcisi olmuş, ancak adından en çok söz ettiren isim Nâzım Hikmet olmuştur. Onun etkisiyle Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Kemal Tahir, Fakir Baykurt ve Yaşar Kemal gibi yazarlar da bu akımı sürdürmüşlerdir.
Toplumcu Gerçekçilik, toplumsal olayları siyasi bir bakış açısıyla ele alır. Emek ve sınıf çatışmasını edebiyata ve sanata yansıtır. Gerçekliği eleştirel bir bakış açısıyla yorumlayarak toplumsal değişimi hedefler. Bahsettiğimiz yazar ve şairlerin eserlerinde bu durumu sıkça gözlemleyebiliriz. Ne yazık ki ülkemizde bu akımın son temsilcilerinden ve en önemli isimlerinden biri olan Yaşar Kemal’i 2015’te kaybettik. O günden sonra pek çok şey değişti ve toplumcu gerçekçilik giderek yok olan değil de biçim değiştiren bir tür hâline geldi. Günümüzde temsilcileri daha çok bağımsız ve eleştirel edebiyatçılar tarafından sürdürülmektedir.
Toplumcu gerçekçilik, diğer bir adıyla sosyalist gerçekçilik, emek mücadelesinden aldığı gücün yanı sıra örgütlülüğünden aldığı gücü de yansıtır. Bunlar yoksa, o akım yok olmaya yüz tutmuş demektir. Oysa son yirmi yıla baktığımızda bile yaşananlar, ciltler dolusu kitaplar yazılmasını gerektirecek niteliktedir.
Günümüzde, yayınevleri belli başlı türler üzerine ve ünlü olmayan yazarların eserlerini ya reddediyor ya da yayımlanmaları için para talep ediliyor. Çünkü satmayacağı düşünülüyor. Yani her anlamda gerçeklerin kabul görmediği bir dönemden geçiyoruz. Bununla birlikte, insanın toplumsal olaylara bakış açısı da değişti. Kayıtsızlığımız, okuduğumuz kitaplarla birlikte dünyaya bakışımızı da dönüştürdü. Ülke genelinde kitap okuma oranları oldukça düşük. Bazı sitelerin yaptığı övgü dolu paylaşımlar ise gerçeklerden oldukça uzak.
Bugün Ne Okuyoruz?
Bugün, bizi gündemden uzak tutan kitaplar okuyoruz. Temelinde mutluluk, iç huzuru, kariyer gelişimini hedefleyen bazı kitaplar, insanlara ulaşamayacakları hedefleri ulaşılabilirmiş gibi gösteriyor. Hayal satıyor. Hayal kurmak elbette güzeldir, ancak insanın önce yaşadığı şartların üzerindeki etkisini, kendi gerçeklerini bilmesi ve bu gerçekler ışığında hayaller kurması gerekir. Ancak bu şekilde ufku genişleyebilir ve düzeni değiştirebilir. Aksi takdirde, başkasının bize sattığı hayallerle bir yere varamayız.
Bu kitapları okuyanların başarı oranına bakacak olursak, başarıyı ölçmek için ülkenin gidişatını değerlendirmek yeterli olacaktır. Ne yazık ki ülkemizde nüfusun %65’i asgari ücrete mahkum edilmiş durumda. Bu durum, bazı gerçeklere ulaşma konusunda kısıtlı imkân sunmakla kalmıyor, temel ihtiyaçları bile karşılamayı zorlaştırıyor. Kaldı ki satılan hayali alsın ve ona ulaşmaya çalışsın.
Her konuda en umut bağladığım kuşak, Z kuşağı. Son dönemde kendilerini herkese kanıtladılar. İçerik anlamında en fazla materyale ulaşan kesim onlar. Bu içerikler arasında Harry Potter, Avatar Arif V 216 da var, tarlada şarkı söyleyen amca da, yemek yaparken dans eden teyze de. Toplumsal olaylara olan katkıları hatta öncü oluşları da kendi türlerini oluşturacağına dair bir işaret. İşte böyle renkli bir harmanın olduğu bu ortamdan nasıl hikâyeler çıkaracaklarını merakla bekliyorum doğrusu.
Diğer Türler Ne Zaman Anlamlı Hale Gelir?
Ancak ve ancak, bahsettiğim %65’lik kesim, geri kalan %35’lik kesimle eşit olduğu zaman… O zaman bir Spider-Man veya Superman yaratabiliriz. TEDx’te bir işçi, başarı hikayesini anlatırsa izleyenler büyük ihtimalle onun verdiği mücadeleden ilham alarak emeğin gücünü hissedebilir.
Sistem, bize neyi dayatıyorsa onu kabul ediyoruz. Bizi uyuşturmak ve gerçeklerden uzaklaştırmak için her yol deneniyor. Maalesef, bu yöntemler başarılı da oluyor. Öncelikle bu durumu değiştirecek adımlar atmalıyız. Yani, sistemi değiştirecek bir mücadele vermeliyiz. Ancak eşitliği sağladığımız bir ortamda huzur, mutluluk, başarı ve adalet gelir.