Vaporwave 2010’lu yıllarda ortaya çıkmış retrofütüristik bir estetik anlayışı ve müzik türüdür. Nostaljik, sürreal ve kafa karıştırıcı atmosferiyle tanınan vaporwave akımı popüler kültür öğeleriyle birlikte tüketim kültürünün ikonlarından faydalanarak hem eleştirel hem de sanatsal bir anlatı yakalamayı amaçlar.
Vaporwave’e Giriş
İnternetin varlığından yeni haberdar olan insanlığın, yalnızca birkaç yıl içerisinde dijital dünyayla iç içe yaşamaya başlamasının ardından, erken internet döneminin masumiyeti, internetin günümüzde geldiği hâl düşünüldüğünde; yalnızca bulanık bir anı. Zamanla internetin işlevi değişti, markalar internete dahil oldular, ürünler ve reklamlar internet sitelerinin her köşesinde karşımıza çıkmaya başladı. Günümüzde ziyaret ettiğimiz her internet sitesinin bir köşesinde, bize bir şeyler satmaya çalışan bir satıcı mevcut. Peki tüketim kültürünün, kapitalizmin ve satıcıların interneti işgal etmeye başlamasına sanatçılar –bilhassa müzisyenler– nasıl tepki gösterebilirdi? İşte Vaporwave böyle ortaya çıktı.
Retrofütüristik estetiğin bir alt dalı olarak görülen ve ilk kez 2010’lu yıllarda kendini gösteren Vaporwave akımı, 80’li ve 90’lı yıllardan alınan müzikâl parçaların bir araya getirilirken dijital olarak düzenlenip kasıtlı olarak bozularak kalitesizleştirilmesiyle ortaya çıktı. Geçmiş zamanın ikonik jazz ve pop benzeri parçalarından sample denilen örneklerin alınarak bunların şarkı boyunca yavaşlatılmış, yankı eklenmiş ve tonu değiştirilmiş bir şekilde kullanılmasıyla; Vaporwave şarkılar internette belirmeye başladı. Eski parçaları günümüze göre tekrar yorumlayan sanatçılar; ürettikleri eserlerinde boşluk hissini, kafa karışıklığını ve kaybolmuşluğu yakalamaya çalıştılar. Sürreal, nostaljik ve gerçek dışı bir atmosferi elde etmeyi amaçladılar.
Vaporwave’in Oluşumu ve Özü
İnternetin yaygınlaşmasıyla birlikte insanların hayatları da büyük değişiklikler içine girdi. İnternete duyulan ihtiyaç arttı. Dijital dünyada yapılan işlemlerin sayısı gerçekdışı sayılara ulaştı. Her şeye erişmek daha kolay hâle geldi.
Dönemin büyük markaları bu gelişmeleri bir fırsat olarak görerek hâlihazırda büyük şirketler olmalarına rağmen internet sayesinde daha büyük satışlar yapabilecekleri bir yol aradılar. Kısa bir zaman içerisinde markalar pazarlama süreçlerini internet üzerinden yürütmeye başladılar. Dünyanın herhangi bir noktasında bulunan insanları bile saniyeler içerisinde birbirine bağlayabilen bu dijital sonsuzluk kumaşının üstünde artık büyük markalar, ürünler, reklamlar ve satıcılar yer almaya başlamıştı.
Vaporwave internet yoluyla doğmuş olan ilk müzik türüdür. Vaporwave türünde eser üreten sanatçılar eserlerini pazarlanabilir bir ürün olarak görmek yerine erişebilen herkesin faydalanıp tecrübe edeceği bir çeşit eğlence olarak görmüşlerdir. Bu da Vaporwave’in temelinde yatan özgürlük, bireysellik ve bireysel üretim anahtar kelimelerini ortaya çıkarmıştır.
Terimin özüne baktığımızda vaporwave, vapor ve wave kelimelerinin bir araya gelmesinden ortaya çıkmıştır. Vaporen basit tabiriyle “buhar” anlamına gelmekte olup bir anlığına var olan ve hemen ortadan kaybolan yapısıyla ele alınmıştır. Aynı zamanda Marx ve Engels’in kapitalizm hakkında “katı olan her şey buharlaşıyor” sözüyle de bağlantılı olduğuna dair birkaç fikir mevcuttur. Kalıcılığın yavaş yavaş ortadan kalkması, dünyanın somut değerlerinin ölmesi ve dünyanın git gide soyutlaşmasıyla anlamlarına hizmet eder. Wave yani dalga ise ileri geri doğru bir hareketlenmeyi ifade eder. Geçmişin geleceğe doğru hareket etmesidir ve Vaporwave dinleyicilerine tam olarak bunu sunar. 1980’lerden ve 90’lardan aldığı parçaları bir araya getiren sanatçılar bu parçaları defalarca düzenleyip tekrarlayarak bir eser meydana getirirler. Oluşturulmaya çalışılan soyut dünya, kurumsallığın ve kapitalizmin sanat formuyla yapılmış bir eleştirisi suretinde dinleyiciyi var olmayan bir yere götürmeyi amaçlar.

Vaporwave ve Kapitalizm
Kapitalizm ve consumerism (tüketim toplumu) ile birlikte geçmiş, kendisini sürekli olarak tekrar etmeye meyilli hâle gelmiştir. Devamlı yenilenen ve daha iyi hâle getirilen ürünler tüketiciye defalarca pazarlanır ve bu süreç tekrarlanır. Her yerde yazan isimler aynıdır. Yalnızca renkler bile insanların aklında bir markanın belirmesine sebep olacak kadar büyük bir gösterge hâline gelmiştir. Toplum, tüm bu tüketim çılgınlığına karşı hissizleşmiştir. Vaporwave genel olarak bu hissizliğe, boşluk hissine ve tanıdık gelene odaklanır.
Geçen yılların artık alışılmış ve tanınmış seslerini geri dönüştürerek tekrardan tüketicinin önüne koyan Vaporwave, kapitalizmin kendisini tekrar eden yapısını eleştirmek adına bu yoldan ilerler. Çünkü Vaporwave’in arkasındaki temel ideal özgürlüktür. Kapitalizmin pazarlama ve dağıtım üzerindeki legal kısıtlamalarını tamamen görmezden gelen sanatçılar, eserlerini satın alınabilir bir ürün değil toplumun ortak bir eğlence ürünü olarak hatta bir eleştiri olarak görmüşlerdir. Dolayısıyla bu yolda herhangi bir maddi kaygı veya tanınma arzusu taşımamışlardır. Bu müzik türünde eser üretmek isteyen sanatçıların büyük prodüktörlerle çalışmaları veya çok yetenekli müzisyenler olmaları gerekmemektedir. Çünkü teşvik edilen şey bireysellik ve bireysel yaratıcılık sürecidir. Bireyin zihnine bir kısıtlama getirilemez.
Dizginlenemez yapısı ve aşırı özgür yapısı nedeniyle Vaporwave, müzik pazarı tarafından kabul görmemiştir. Hatta sırf bu sebeple internette Vaporwave’in ölü bir akım olduğu söylenmektedir. Fakat akımın toplumun çoğunluğu tarafından bilinmesinin Vaporwave’in ideallerini göstermesine engel olacağı ve akımın otantik yapısının zedeleneceği düşüncesi bu akımın takipçileri arasında yaygın bir düşüncedir.
Ölü bir müzik türü olarak görülse de bu durum, Vaporwave için o kadar da önemli bir durum değildir. Müzik pazarında bir yerinin bulunmaması da kapitalizme karşı gösterilen eleştirel duruşu da destekler niteliktedir.
Vaporwave Akımında Görsel Estetik
Üretilen müzik eserlerinde genel olarak 80’lerin ve 90’ların motiflerinin kullanıldığı Vaporwave akımının görsel tarafında da nostaljik, melankolik, teknolojik ve eleştirel yönler yer almaktadır. Mermer zeminler, beyaz parlak koridorlar, palmiye ağaçları, neon tabelalar, pastel renkli gün batımları ve yapay görünümlü sahiller… Bu akıma hizmet eden estetikte üretilmiş eserlerde mekân genelde bunlardan oluşur. Her şey “güzel” görünür fakat hepsinin içi boştur. Müzikte yakalanan kaybolmuşluk ve boşluk hisleri aynı şekilde görsellerde de göze çarpar.
Büyük şirket logoları adeta göze sokulmaktadır. Pepsi tenekeleri, Microsoft logoları, Fiji marka su şişeleri gibi motifler adeta klasikleşmişlerdir. Teknolojinin refahı ve lüksü alaycı bir tonla ele alınırken teknolojik motifler Antik Yunan ve Roma heykelleriyle bir araya gelerek çarpık bir gerçekliği oluşturur. Tüm bunların gerçek olmayan bir dünyaya ait olduğunu anlatan gece mavisi tonlarına abartılmış pembe, açık mavi, turkuaz ve mor renkler eşlik eder. Glitch diye de bilinen görsel bozulmalar, eski televizyon ekranlarının kumlu ve bulanık görüntüsünü andıran kalitesizleştirme filtreleri, VHS kaset izleri ve düşük çözünürlük ile sanki geçmişten günümüze kadar ulaşmayı başanan bir parça izlenimi verilir.
Windows 95, Windows 98 ve Windows XP gibi bilgisayar sistemlerinin hata mesajları, “loading bar” denen yükleme çubukları, piksel imleç görselleri gibi motiflerle teknolojiyle iç içe geçmiş soyut dünya oluşturulur. Dönemin teknoloji devi Japonya’ya atıfta bulunmak adına Japonca yazılar ve neon fontlarla birlikte lüks şehir yaşamı ve teknoloji iç içe geçer. Estetik boyunca gerçek dünya değil, teknolojiyle ve sahte bir nostaljiyle boyanmış yapay bir dünya tasvir edilir.
Vaporwave dendiğinde akla ilk gelen görsellerden biri, Ramona Andra Langley adlı Amerikan müzisyenin Macintosh Plus takma adı altında yayınlamış olduğu Floral Shoppealbümünün kapağıdır.

Floral Shoppe albümünün kapağı kısa bir süre içerisinde Vaporwave akımına eser üreten sanatçılar arasında ikonik bir konuma ulaşırken Vaporwave’in görsel estetiğinde belirleyici bir unsur olduğunu söylemek mümkündür. Sürreal ve tek renkli mekân tasarımına neon renkli japonca yazılar, renkleriyle oynanmış bir şehir manzarası ve Yunan mitolojisindeki güneş tanrısı Helios’un başı bir araya gelerek gerçek hayatta bir araya gelemeyecek nesnelerin yan yana durup gerçekdışı bir tecrübe yaratılmasını sağlamaktadır. Albüm kapağında heykeli kullanılan Helios bir zamanlar hakkında hikâyeler anlatılan ve dünyayı aydınlattığı söylenen varlık olarak addedilirken bu albüm kapağında boş ve duygusuz suratı neon renklerle çevrelenmiştir. Tüm bu tüketim çılgınlığını tarafından kuşatılmış bir “tanrı” tasvir edilmiştir. Son olarak bu kullanım, kapitalizm ile birlikte gelen kutsalın sıradanlaşması veya kültürel çürüme gibi konseptlere de birebir hizmet etmektedir.
Son Söz
Her ne kadar günümüzde o kadar tanınmasa da veya itibar edilmese de Vaporwave bir şekilde kendi kendini var eden bir yapı. Günümüzde hâlâ taş gibi kaskatı olan her şey buhara dönüşüp kaybolurken dalgalar onları önümüze getirip durmakta. Zaman ilerliyor, eski olan değişiyor, yeni olan eski oluyor ve bu süreç tekrarlanıyor. Kapitalizm, tüketim, vaporwave, müzik, estetik, sanat, bunların hepsi kendilerini birbirlerinden bihaber vaziyette tekrarlıyor. Fakat bunların arasında gerçekten ölü veya duygusuz olan şeyin vaporwave akımı olup olmadığına karar vermek gerçekten zor.
Günümüzde Vaporwave internette hâlâ saygı gören bir akım. 2000’li yıllarda internetin erken dönemindeki masumiyet internetin derinliklerinde bir yerlerde hâlâ zikrediliyor. O yıllarda doğup bahsi geçen masumiyeti ve tatlı cahilliği hiç tatmamış olan çocuklar bile günümüzde yaşadıkları yetişkinlik hayatlarında hiç görmedikleri bir döneme dair ortak bir nostalji duyuyorlar. Bu da onları bir araya getirerek bu üretimi teşvik eden şey olmuş oluyor.