Skip to content
  • https://www.youtube.com/c/SanatsalHareketler
  • https://www.instagram.com/sanatsaalhareketler/?hl=en

Sanatsal Hareketler

  • anasayfa
  • zemin
    • zemin
    • ekip
  • film & dizi
  • edebiyat
  • felsefe
  • sanat
  • müzik
  • dijital kültür
  • tiyatro
  • destek ol
  • deneysel
YouTube
  • Anasayfa
  • Edebiyat
  • Duygu Asena’nın “Kadının Adı Yok” Eserinde Kadın İmgesinin İncelenmesi

Duygu Asena’nın “Kadının Adı Yok” Eserinde Kadın İmgesinin İncelenmesi

Yazar: Ceren Yiğenli
duygu asena

Duygu Asena, Kadının Adı Yok eseriyle Türkiye’de, seksenli yıllardan itibaren gündeme gelen feminizm hareketlerini, geniş çevreye tanıtmıştır. Eşitliği, kadınların toplumdaki yerlerini, kimliklerini ve cinselliği, kadınlar tarafından sorgularken kadınları özgür bir birey olarak yeniden ele alır.

GİRİŞ

Erkek egemen bir toplumun olduğu seksenli yıllarda başkaları tarafından belirlenen sınırların içerisinde kadınların nesneleştirip değersizleştirmelerini ve toplumun ikiyüzlülüğünü tartışan bu eser, yazarın otobiyografisinden izler taşır. Türkiye’de yaşayan bir kadının çocukluktan başlayarak bütün hayat dönemlerini ele alır. Kadınların hayatları boyunca erkekler karşısında nasıl nesneleştirildikleri, sosyal ve iş hayatına katılmalarının kendi başarıları sayesinde değil de bir erkeğin karısı ya da kızı oldukları sürece hayatta var olabildiklerine şiddetle karşı çıkar.

Türkiye’de seksenli yıllardan itibaren gündeme gelen feminizm hareketlerini, Duygu Asena Kadının Adı Yok eseriyle geniş çevreye tanıtmıştır. Eşitliği, kadınların toplumdaki yerlerini, kimliklerini ve cinselliği kadınlar tarafından sorgularken kadınları özgür bir birey olarak yeniden ele alır. Eserdeki kadının özgürlük arayışı ve önüne çıkan her engelin bir erkeğin ona “başarısız” olacağını veya “erkek olmadan hayatta kalamayacağına” dair kadınların birey olarak sayılmadığı bir dönemi ele alır.

DUYGU ASENA VE FEMİNİST EDEBİYAT

Duygu Asena 19 Nisan 1946’da İstanbul’da doğmuştur. Yazarlık hayatı boyunca yaşadığı hayatın izlerini, dönemlerini ve deneyimleri yazmaktan çekinmeyen Asena’nın kitapları da böylece otobiyografik değer kazanmıştır. İstanbul Üniversitesi Pedagoji Bölümü mezunudur. Mezuniyetinden sonra iki yıl pedagog olarak çalıştıktan sonra asıl adını duyuran işe yani Hürriyet Gazetesi‘nde köşe yazarlığı yapmaya başlamıştır.

Hürriyet Gazetesinde yazdığı Kadınca köşesi sayesinde 80’li yıllara kadar Türkiye’de adı duyulmayan feminizm kavramını detaylıca sorgulanmaya başlamıştır. 1987 yılında yayımlanan Kadının Adı Yok eseri, feminist edebiyatın ne olduğunu bilmeyen 80’ler Türkiye’sine bomba gibi düşmüştür.

Bu döneme kadar yazılan eserlerin çoğunda kadın karakterlerin kaderlerine kabul gelip yaşamları için hiçbir başkaldırıdan söz edilmezken Asena kadınların bu kaderlerine karşı olan kabulünü kırmak ister. “Toplumun kadın ve erkeğe yüklediklerinin, geleneksel cinsiyet rollerinin insanlara getirdiği sınırlamaların ve yarattığı sorunların daha iyi anlaşılması için toplumsal cinsiyet araştırmalarına verilen önemin edebiyat alanında da arttığı görülmektedir.” (Dökmen, 2015, s. 38).

Feminizmin temeli kadındır ve yakın geçmişten günümüze erkeklerin sözünün üstüne söz söylenemeyen ve Batı’dan on yıl sonra ülkemizde adı duyulmaya başlanan feminizmi elbette ki topluma kabul ettirmek çok zordu. Kadının Adı Yok eserinde de başta kendi varlığını babasına ve iş hayatında arkadaşlarına kabullendirmeye çalışırken okuyan diğer kadınlar için de yeni bir düşünce biçimi kazandırıyor. “Söyleme hükmeden dünyaya hükmeder’, derler; feminist edebiyat eleştirisi hükmedenin konumunu sarsmak açısından gerçekten çok önemli oldu, hâlâ da öyle” (Berktay, 2019, s. 253)

ESERDE KADIN İMGESİ

Orta Çağ’dan günümüze kadar gelen kadınların konumları hep ikincildir. Aşağılama ve ötekileştirmeye maruz kalan kadınların erkeklerden bu kadar ayrılmasının temelinde toplumsal cinsiyet rolleri olduğu düşünülür.  Türk edebiyatına bakıldığında Divan edebiyatında kadına soyut bir anlamda yaklaşılır. Biraz daha ilerlediğinde Tanzimat Döneminde ise kadın ve aşk kavramları harmanlanır ve daha somut bir anlam kazanmaya başlar.

Servet – i Fünun döneminde kadın kötülenir ve hastalıklı bir şekilde imgelenir. Mili Mücadele döneminde kadının güçlü olduğu, savaşa katkıda bulunduğu ve vatanı için mücadele ettiği işlenir. 1955’ten sonra kadına bir obje gibi yaklaşılır ve kadın her haliyle nesneleştirip erotik bir imge haline gelir. Cumhuriyet’in ilanının ardından geçen elli yılda kadın çok siliktir. Ya bir anne ya da bir eş konumundadır. Kadınların tek başlarına varlık göstermeleri söz konusu değildir.

Duygu Asena’da Türk edebiyatında kötü tasvir edilen her türlü kadın imgesine karşı çıkar ve kadını özgürlük kelimesiyle tanımlar. Kadınların var olma amaçlarının evde oturmak, yemek yapmak veya çocuk bakmaktan ibaret olmadığını iş hayatında da kendilerine yer edinebileceklerini söyler. Kadınların tek başına ne denli güçlü olduğunun üstünde durur. Eserdeki kadın, karşısında çıkan her zorluğu bir başkasından yardım almadan tek başına üstesinden gelir. Böylece Asena, kadınların kendilerine kazandırdıkları içsel güçleri ve her olumsuzluğa karşı olan direnişleriyle kadınların kapasitesini vurgulayarak kadınların değişime öncü olabilecek potansiyele sahip olduğunu gösterir.

Eserde üstünde durulan bir diğer kavram: Genç kızlık imgesidir.  Türk Edebiyatında bu imge beklentiyi karşılamak, edepli ve iffetli olma temaları üzerinden ilerlemiştir. Romanda da kadın, küçük yaşlarında genç bir kız olana kadar itaat ve terbiyenin dayatıldığı aile ortamında büyümüştür. Yazılan dönemin beklentileri de evde dayatılanlardan farklı değildir. Batılı anlamdaki genç kızlık imgesi çoğu zaman masumluk ve saflık ile ilişkilendirilse de Türk Edebiyatında genç kız oldukları anda özgürlüklerinin kısıtlanması anlamına gelmektedir.

Asena, kadının bir erkekle var olmamasını, Türkiye’den geçmişten günümüze gelen kadınların ikinci plana atılıp yok saymalarının, kaderlerini kabul etmelerinin önüne geçmeye çalışan feminist usta bir yazardır. Asena’nın eserinde ve önceki yazılarında savunduğu, kimseye ve hiçbir şeye bağlı olmayan, kendini eğiten, nesneleştirilmeyen, evlenip boşanmaya ve çocuk sahibi olmaya kendi hür iradesiyle karar veren, çağdaş ve güçlü kadın imgesidir.

Eserini başından sonuna kadar da bir kadının hayatını konu alıp yaşadığı tüm ötekileştirmeleri kaleme alır. Kadınların kendilerini tanımaları, kadınlara olan bakışlar ve yapılan olumsuz eleştirilere yer verir. Kadının nasıl yalnızlaştırıldığı ve tek başına bir hiç olacağının algısını yıkmak ister. Bu yüzden bu kitap Türkiye için ve Türkiye’de yaygınlaşamayan feminist edebiyat için başkaldırı kitabıdır. “Yasalar size hak ve özgürlük tanısa da adınız yok”1 [1]

Eserde yoğun bir kadın imgesini yanında babalık, annelik imgesi de bulunur. Ana tema kadın imgesi olsa da olan her olaya karşılaştırmayla bakar. Çocukluk döneminde yaşıt erkek arkadaşlarıyla kendisini, ileri yaşlarında erkek arkadaşlarının istekleri üzerine kendi kimliğini ve başka kadınları hayatının her döneminde yanlış yapanın o olduğuna dair üstünde oluşan toplum baskısından kurtulamayan kadını inceler.

Asena, eserinde tüm okurlarına ve kadınlara göstermek istediği kadınların kaderlerine boğun eğmemeleri gerektiğidir. Kendi ellerinde olmadan kadınlara sunulan ve kabul etmekten başka çareleri olmayan kadınların kendi güçlerini fark etmelerini sağlamak ve kendi devrimlerini yaratmaktan korkmamaları gerektiğinin üstünde durur. Türk Edebiyatında hep ötekileştirilen, ön planda görülmeyen kadın imgesini tamamen değiştirir. Bu yüzden eser 1988 yılında yasaklanmıştır.

Kadın olmanın zorlukları, kaygıları, eleştirileri, hayatlarında hep hissettikleri erkek baskısı, kimlik bunalımı… Asena, sunduğu kadın imgesinde tüm bu kötü bakış açılarını temizler. “Ben güçlü olabilecek ne yaptım ki? Bütün adamlar yapıyor benim yaptıklarımı… Yalnızca, onlara öğretilmiş, bana öğretilmemiş, onlar alkışlanıyor, ben yuhalanıyorum…” (Asena, 1987;137)

Tags: Duygu Asena Feminist Edebiyat inceleme

Post navigation

Önceki Sahte Nostalji ve Bolca Tüketim: Vaporwave Nedir?
Sonraki Muhteşem Gatsby: Amerikan Rüyasının Karanlık Yüzü

Son Yazılar

En iyi bilim-kurgu dizileri A person in a winter coat stands in a snow-covered suburban street, watching a large futuristic spaceship with glowing blue lights hovering overhead. 1

En iyi bilim-kurgu dizileri

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster Silhouette of a person sitting alone at a long table in a dark room, with an open window behind them letting light in. 2

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right. 3

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti?  4

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü 5

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi 6

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

İlgili İçerikler

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster Silhouette of a person sitting alone at a long table in a dark room, with an open window behind them letting light in.

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right.

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Sanatsal Hareketler Dijital Tasarımlar
En iyi bilim-kurgu dizileri A person in a winter coat stands in a snow-covered suburban street, watching a large futuristic spaceship with glowing blue lights hovering overhead. 1

En iyi bilim-kurgu dizileri

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster Silhouette of a person sitting alone at a long table in a dark room, with an open window behind them letting light in. 2

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right. 3

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti?  4

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü 5

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi 6

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek 7

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Haber bülteni

Son Yazılar

  • En iyi bilim-kurgu dizileri
  • Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster
  • Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış
  • Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 
  • Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Öneriler

En iyi bilim-kurgu dizileri A person in a winter coat stands in a snow-covered suburban street, watching a large futuristic spaceship with glowing blue lights hovering overhead.

En iyi bilim-kurgu dizileri

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster Silhouette of a person sitting alone at a long table in a dark room, with an open window behind them letting light in.

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right.

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

  • Kullanıcı Sözleşmesi
  • Bize Ulaşın

©SanatsalHareketler2026