Skip to content
  • https://www.youtube.com/c/SanatsalHareketler
  • https://www.instagram.com/sanatsaalhareketler/?hl=en

Sanatsal Hareketler

  • anasayfa
  • zemin
  • film & dizi
  • edebiyat
  • felsefe
  • sanat
  • müzik
  • dijital kültür
  • tiyatro
  • destek ol
  • deneysel
YouTube
  • Anasayfa
  • Tiyatro
  • Muhteşem Bir Broadway Deneyimi: Muhteşem Gatsby

Muhteşem Bir Broadway Deneyimi: Muhteşem Gatsby

Yazar: Tuğba Bozkurt
Muhteşem Gatsby tiyatro

Ryan McCartan and Sarah Hyland in The Great Gatsby. Photo: Evan Zimmerman

F.S. Fitzgerald’ın zamansız eseri “Muhteşem Gatsby”, Broadway sahnesinde enerjik, hayat dolu ve tıpkı romanda olduğu gibi kalbe dokunan bir oyun olarak karşımıza çıkıyor. Jay Gatsby’i Ryan McCartan, Nick Carraway’i Michael Maliakel oynarken, Daisy Buchanan rolünde Modern Family dizisinden tanıdığımız Sarah Hyland yer alıyor. İki buçuk saatlik uzun süresine rağmen oyun başarılı oyunculuk performansları, etkileyici müzikleri, özenle hazırlanmış kostümleri ve yetenekli dansçılarıyla temposunu hiç düşürmüyor.

Birinci Dünya Savaşı sonrası dönemde geçen hikaye, kendi çabaları sayesinde büyük bir zenginliğe kavuşan Jay Gatsby’nin unutamadığı aşkı Daisy için her akşam evinde gösterişli partiler vermesiyle başlar. Evi sayısız konukla, yiyecek, içecek ve süslerle dolup taşan Gatsby’nin tek hayali Daisy’nin de bu partilerden birine gelip kendisini görmesi ve geçmişte savaş yüzünden yarım kalan aşklarına devam edebilmeleridir.

Daisy’nin kuzeni Nick ile arkadaş olan Gatsby onun yardımıyla büyük aşkıyla yeniden karşılaşır ve gururla kendisini, evini, zenginliğini sevdiği kadına gösterir. Tek isteği onunla birlikte uzaklara gitmektir. Ama Daisy artık evli bir kadındır ve her şeyi bırakıp Gatsby’le gitmek o kadar da kolay değildir.

Amerikan Rüyası ve Büyük Çöküş

Gatsby’nin trajik hikayesi oyunun büyük bir kısmında gölgede kalırken, şaşalı kostümler, yetenekli dansçılar, müzik, ışıklar ve sürekli değişen dekorla birlikte zenginlerin içine düştüğü aşırılığı, lüks ve gösteriş düşkünlüğünü başarılı bir şekilde yansıtıyor. Tüm bu parlaklık içinde o partilere katılan konuklardan biri gibi hissediyor ve sabaha kadar yiyip içip dans ederken dünyada olan bitenlerden, savaş, yıkım, fakirlik ve umutsuzluktan bihaber olmanın hafifliğini hissediyoruz. Üstelik tüm bunları kendisini pek de göstermeyen bir ev sahibi cömertçe konuklarına sunuyor. Amerikan rüyasının karşı konulması zor çekiciliği oyunda zenginlerin mutlu dünyasıyla gözler önüne seriliyor ve tam da bu rüyanın aslında masum ve haz dolu olduğuna inanmaya başlamışken işler ciddileşiyor. 

Tüm bu gösterişin ardındaki toplumsal ve ahlaksal çöküş Gatsby’nin geçmişe ve aşkına olan çocuksu takıntısında kendini gösterip sonunda onun büyük yalnızlığında karşımıza acı bir gerçek olarak çıkıyor. Hikayenin ana kahramanı Gatsby olmasına karşın, olayları kuzeni Daisy’i ziyarete gelen Nick üzerinden takip etmemiz her şeye objektif bir gözle bakabilmemizi, zenginlerin tuhaf ve ışıltılı dünyasında kendimizi Nick kadar yabancı hissetmemizi sağlıyor. Bu zenginler topluluğu içinde başlarda zararsız görünen Daisy ve Tom gibi insanların sistem içinde nasıl her zaman işleri kendi çıkarlarına uyacak şekilde yürüttüğünü, sonradan aralarına giren Gatsby gibileri aslında hiçbir zaman benimsemediklerini ve sınıf ayrımının paradan çok daha derinlerde kökleri olduğunu bir kez daha görüyoruz.

Oyunun müzikleri hikayeyi besliyor ve ilk yarıdaki neşeli şarkıların yerini, ikinci yarıda hem Gatsby’nin hem de Daisy’nin içinden çıkılmaz durumlarını gösteren gözyaşlarıyla söyledikleri şarkılar alıyor. Gatsby’nin ilk yarıda coşkuyla söylediği “For Her” şarkısı, tüm hayatını adamaya hazır olduğu ve en büyük tutkusu, yaşam amacı haline getirdiği aşkına olan bağlılığını ve kararlılığını gösterirken, aynı şarkı ikinci yarıda söylendiğinde bu aşkın yarattığı büyük hayal kırıklığını, tüm umutlardan geriye kalan boşluğu ve anlamsızlığı hissettiriyor. Daisy’nin söylediği “Beautiful Little Fool” şarkısı da kapana kısılmış bir kadının isyanı olarak Sarah Hyland’in etkileyici performansıyla öne çıkıyor.

Daisy’e Şefkatli Bir Bakış

Oyunun romandan en önemli farklı Daisy’i bencil, şımarık ve umursamaz bir kadın olarak göstermek yerine onu içinde bulunduğu dönemin ve toplumun bir sonucu olarak gören şefkatli bir yaklaşım sunması. Romanda Daisy olaylar yön değiştirdiğinde hemen güvenli limanına dönen, kocasının gücü ve parasından vazgeçemeyen ve yaptığı hatanın bedelini ödemek yerine bu bedeli onun yerine ödeyen Gatsby’i hiç umursamadan hayatına devam eden bir kadın olarak acımasız bir karakter çiziyor. Oysa oyunda Daisy’nin evliliğindeki mutsuzluğunu, kocasıyla olan iletişimsizliğini, aldatıldığını bilmesine rağmen her şeyi sineye çekmesini izlerken onun için üzülüyoruz. Eski aşkı Gatsby ortaya çıktığında Daisy için de bir çıkış yolu görünüyor: Her şeyi bırakıp gitmek ve özgür olmak. Ama özgürlüğün bedeli, kadınlar için her zaman daha ağır oluyor. Üstelik zamanın koşullarını düşününce kocasını ve çocuğunu bırakıp aşık olduğu adamla gitmek, bildiği her şeyi feda etmek anlamına geliyor.

Oyunda Daisy’nin içine düştüğü ikilemi, alıştığı mutsuzluk ve sahip olabileceği belirsiz mutluluk arasındaki git-gellerini görüyoruz. Erkekler dünyasında herkes çok kolay görünen seçenekleri ona hızlıca sunarken, Daisy kadın olmanın getirdiği ağırlığın altında eziliyor. Gatsby Daisy’nin neden her şeyi bırakıp onunla çekip gitmediğini, kocası Tom ise neden Gatsby gibi soylu olmayan birinin peşine takılıp mevcut durumunu riske attığını anlayamıyor. Oysa Daisy ayrıcalıklı bir hayata doğduğu için şanslı görünen ama seçme şansı kısıtlı, kendi mutluluğunu yaratacak cesarete sahip olmayan güçsüz bir kadın. Sonunda Gatsby’i bırakıp kocasına dönmesi şımarıklığından ve umursamazlığından değil, hiç tanımadığı bir geleceğe karanlıkta adım atma korkusundan.

Oyun Gatsby’nin trajik sonu ile Nick’in zenginlere öfkelenip hepsiyle ilişkisini kesmesi ve dostunun hatırasını büyük bir saygıyla taşımasıyla bitiyor. Gatsby’nin her akşam baktığı yeşil ışık, farklı zaman ve mekanlarda, farklı insanlar için yine umudun simgesi olmaya devam ediyor. 

Kaynakça

Fitzgerald, F. S. (1974). Muhteşem Gatsby (C. Yücel, Çev.). Ağaoğlu Yayınevi.

Broadway Gatsby. (n.d.). The Great Gatsby immersive experience. https://broadwaygatsby.com/

Tags: inceleme Muhteşem Gatsby

Post navigation

Önceki Daha Önce Hiç Dört Yapraklı Yonca Avına Çıktınız Mı?
Sonraki İnsan Sanat İçin

Son Yazılar

Hilma af Klint: Soyut Resimler ve Spiritüalist Defterler 1

Hilma af Klint: Soyut Resimler ve Spiritüalist Defterler

Jamais Vu Nedir? Tanıdık Olanın Aniden Yabancılaşması 2

Jamais Vu Nedir? Tanıdık Olanın Aniden Yabancılaşması

On Kawara ve “I Am Still Alive” Telgrafları 3

On Kawara ve “I Am Still Alive” Telgrafları

Magritte’in “Bu Bir Pipo Değildir” Tablosunda Temsil Sorunu 4

Magritte’in “Bu Bir Pipo Değildir” Tablosunda Temsil Sorunu

Simone de Beauvoir ve “Öteki” Kavramı 5

Simone de Beauvoir ve “Öteki” Kavramı

Don Kişot ve Gerçeklik Yanılsaması 6

Don Kişot ve Gerçeklik Yanılsaması

İlgili İçerikler

Tiyatroya Adanmış Bir Hayat: Haldun Dormen

Tiyatroya Adanmış Bir Hayat: Haldun Dormen

Jerzy Grotowski: Yoksul Tiyatro ve Beden-Ritüel Tekniği

Jerzy Grotowski: Yoksul Tiyatro ve Beden-Ritüel Tekniği

O Zaman Küs Ölene Kadar! Oyun İncelemesi

O Zaman Küs Ölene Kadar! Oyun İncelemesi

Özgürleşen Seyirci ve Noviembre

Özgürleşen Seyirci ve Noviembre

Belirsizlik ve Harold Pinter: Absürd Tiyatro

Belirsizlik ve Harold Pinter: Absürd Tiyatro

Gerçeği Oynarken Kaybedenler: Oğuz Atay’ın Oyunlarla Yaşayanlar Oyununun İncelemesi

Gerçeği Oynarken Kaybedenler: Oğuz Atay’ın Oyunlarla Yaşayanlar Oyununun İncelemesi

Sanatsal Hareketler Dijital Tasarımlar
Hilma af Klint: Soyut Resimler ve Spiritüalist Defterler 1

Hilma af Klint: Soyut Resimler ve Spiritüalist Defterler

Jamais Vu Nedir? Tanıdık Olanın Aniden Yabancılaşması 2

Jamais Vu Nedir? Tanıdık Olanın Aniden Yabancılaşması

On Kawara ve “I Am Still Alive” Telgrafları 3

On Kawara ve “I Am Still Alive” Telgrafları

Magritte’in “Bu Bir Pipo Değildir” Tablosunda Temsil Sorunu 4

Magritte’in “Bu Bir Pipo Değildir” Tablosunda Temsil Sorunu

Simone de Beauvoir ve “Öteki” Kavramı 5

Simone de Beauvoir ve “Öteki” Kavramı

Don Kişot ve Gerçeklik Yanılsaması 6

Don Kişot ve Gerçeklik Yanılsaması

Emily Dickinson Şiirlerinde Ölüm Teması 7

Emily Dickinson Şiirlerinde Ölüm Teması

Haber bülteni

Son Yazılar

  • Hilma af Klint: Soyut Resimler ve Spiritüalist Defterler
  • Jamais Vu Nedir? Tanıdık Olanın Aniden Yabancılaşması
  • On Kawara ve “I Am Still Alive” Telgrafları
  • Magritte’in “Bu Bir Pipo Değildir” Tablosunda Temsil Sorunu
  • Simone de Beauvoir ve “Öteki” Kavramı

Öneriler

Hilma af Klint: Soyut Resimler ve Spiritüalist Defterler

Hilma af Klint: Soyut Resimler ve Spiritüalist Defterler

Jamais Vu Nedir? Tanıdık Olanın Aniden Yabancılaşması

Jamais Vu Nedir? Tanıdık Olanın Aniden Yabancılaşması

On Kawara ve “I Am Still Alive” Telgrafları

On Kawara ve “I Am Still Alive” Telgrafları

Magritte’in “Bu Bir Pipo Değildir” Tablosunda Temsil Sorunu

Magritte’in “Bu Bir Pipo Değildir” Tablosunda Temsil Sorunu

  • Ekip
  • Kullanıcı Sözleşmesi
  • Bize Ulaşın

©SanatsalHareketler2026