Haldun Dormen, dün itibari ile 97 yaşında hayata veda etti. Türk tiyatrosu için hayatı boyunca emek vermiş en önemli figürlerden biriydi.
Haldun Dormen, Türkiye’de tiyatronun yalnızca sahnede değil, zihinde ve hayatta da yer edinmesini sağlayan en önemli isimlerden biriydi. O, tiyatroyu ulaşılmaz bir sanat olmaktan çıkarıp yaşayan, nefes alan, seyirciyle göz göze gelen bir deneyime dönüştürdü. Batı tiyatrosunun disiplinini, müzikal geleneğini ve sahne estetiğini Türkiye’ye taşıdı ama bunu yaparken asla yerel olanı dışlamadı. Aksine, Türk tiyatrosunun dilini, mizahını ve oyunculuk potansiyelini görünür kıldı.

1955’te kurduğu Dormen Tiyatrosu, yalnızca bir sahne değil, bir okul, bir ekol hâline geldi. 1961’de yönettiği Sokak Kızı Irma, Türkiye’de sahnelenen ilk müzikal olarak tiyatro tarihine geçti. 1980’li yıllarda Hisseli Harikalar Kumpanyası ve Şen Sazın Bülbülleri gibi yapımlarla müzikal tiyatroyu yeniden popülerleştirdi. 1985’te İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahnelediği Lüküs Hayat, yıllarca kapalı gişe oynayarak bir rekorun ötesine geçti, kuşaklar arası bir hafızaya dönüştü.
Bugün sahnede izlediğimiz, televizyonda ve sinemada tanıdığımız sayısız oyuncunun yolunun oradan geçmesi tesadüf değil. Oyuncuya duyduğu güven, prova disiplinine verdiği önem ve sahneye olan saygısı, kuşaktan kuşağa aktarılan bir tiyatro ahlakı yarattı. Tiyatro onun için bir meslekten çok daha fazlasıydı, bir yaşam biçimi, bir duruş, bir sorumluluktu.
Yaparsın şekerim.
İlk kez Galatasaray Lisesi’nde sahneye çıktı, henüz öğrenciyken tiyatronun disiplinini tanıdı. Robert Kolej’deki eğitiminin ardından yolunu Amerika’ya çevirdi. Yale Üniversitesi’nde tiyatro eğitimi aldı, yüksek lisansını tamamladı. ABD’de geçirdiği yıllar, onun sahne anlayışını biçimlendiren en önemli dönem oldu. Pasadena Playhouse’da oynadı, farklı tiyatrolarda hem oyuncu hem yönetmen olarak çalıştı. Türkiye’ye döndüğünde Muhsin Ertuğrul’un yönettiği Küçük Sahne’de sahneye çıktı ve kısa sürede kendi yolunu açtı.
Baba, idealim Türkiye’de iyi ve kıymetli bir sinema sanayi kurabilmek için Amerika’daki Yale Üniversitesinin Dramatic Arts kısmında üç senelik prodüktörlük tahsili yapmaktır. Yine hayal içinde yaşıyorsun diyeceksin. Hayır baba hayal içerisinde değil, tam manasıyla hakikatlerle karşı karşıyayım. Bunun hiç de kolay olmayacağını biliyorum. Belki beni senelerce uğraştırıp üzecek. Fakat ben kendimden bir gün muvaffak olabileceğime katiyetle eminim. Sevdiğim bir meslek için, kimsede bulunamayacak kadar çok enerjim var. Dürüst ve hakkıyla çalışan bir insanın da tam manasıyla muvaffak olmamasını hiçbir zaman kabul etmiyorum. En büyük misalini de sende görüyorum. (Babasına yazdığı mektup)
1955’te ilk oyununu sahnelediği Dormen Tiyatrosu, çok sayıda oyuncunun yetiştiği bir merkez hâline geldi. Erol Günaydın’dan Metin Serezli’ye, Ayfer Feray’dan Nisa Serezli’ye uzanan geniş bir kuşağın yolu buradan geçti. 1957–1972 arası, tiyatronun en parlak dönemiydi. Beyoğlu’ndaki Ses Tiyatrosu yıllarca Dormen’in sahnelediği oyunlarla dolup taştı. Komedi onun için her zaman ciddiyet gerektiren bir işti.
Tiyatronun Türkiye’de kök salmasında, sahnede radikal değişiklere, seyircinin tiyatroyla kurduğu ilişkinin dönüşmesinde onun imzası var. Tiyatroya emek veren herkes için yol açıcı, cesaret verici bir figür oldu. Bugün perdeler açılıyorsa, genç oyuncular hâlâ sahne hayali kuruyorsa, tiyatro hâlâ dirençli bir alan olarak varlığını sürdürüyorsa, bunda Haldun Dormen’in payı çok büyük.
Sinemaya da adım attı. Bozuk Düzen ve Güzel Bir Gün İçin ile tiyatrodan gelen oyuncularla çalıştı, filmleri ödüller aldı ama gişede beklenen karşılığı bulmadı. Bu durum onu yıldırmadı, sahneye olan bağlılığını daha da keskinleştirdi. Özel hayatında da entelektüel dünyayla iç içeydi. Betül Mardin ile yaptığı evlilikten bir oğlu oldu. Tiyatrosunu kapatmak zorunda kaldığı dönemlerde yazıya, televizyona ve eğitmenliğe yöneldi. Konservatuvarda ders verdi, köşe yazıları yazdı, televizyon programları hazırladı. Geniş kitleler onu Dadı dizisindeki Pertev karakteriyle tanıdı ama sahne onun için her zaman merkezde kaldı.
1980’lerden itibaren yeniden müzikal tiyatroya döndü, Komedi Tiyatrosu’nu kurdu. Lüküs Hayat’ı yıllar sonra yeniden sahnelediğinde oyun yalnızca nostalji yaratmadı, yaşayan bir klasik olduğunu kanıtladı. Afife Tiyatro Ödülleri’nin doğmasına öncülük etti, tiyatro dünyasında emeğin görünür olması için kalıcı bir yapı oluşturdu.Kitaplar yazdı, oyunlar kaleme aldı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında kadın sahne sanatçılarının hikâyesini anlattığı Kantocu, tiyatro tarihine bakan önemli metinlerden biri oldu. Hayatı boyunca yüzlerce ödülle onurlandırıldı, akademide ve sahnede etkisini sürdürdü.
İleri yaşlarında da sahneden kopmadı. Kibarlık Budalası’nda yeniden oyuncu olarak seyirci karşısına çıktı. Genç tiyatrocularla çalıştı, akademilerde ders verdi, danışmanlık yaptı. Onun için tiyatro, yalnızca sahne üstünde değil, aktarımda ve süreklilikte var olan bir şeydi. Haldun Dormen, 21 Ocak 2026’da hayatını kaybetti. Ardında yalnızca oyunlar değil, bir tiyatro ahlakı, bir sahne disiplini ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir bakış bıraktı.
Sahne seninle daha cesur, daha neşeli ve daha özgürdü.