Geçmişi, mutlu anlara duyulan özlemi, bitmesinden korkulan bir aşkı, yaşlanmanın getirdiklerini kısaca bir ömre sığdırılan tüm duygu karmaşasını çok güzel bir dille ve sinematografiyle izleyiciye sunan bir La Belle Époque, Türkçe ismiyle Yeni Baştan…15 Şubat 2020 tarihinde vizyona giren bu film müzikleriyle, derinliğiyle ve sunduğu görsel şölenle hem hüzünlendiren hem de bittikten sonra buruk bir mutlulukla iyi ki izledim diyeceğiniz çok özel bir yapım. Peki nedir hissettirdiği?
Göz açıp kapanıncaya kadar geçen bir ömürden aklımızda kalanlar acılardan daha çok mutlu anılarmış. İnsanın kötü günlerini unutması mutlu günlerini unutmasından daha kolaymış ve geçmişe duyulan özlem geleceğe duyulan meraktan daha fazlaymış
La Belle Époque: Duygusal Bir Yolculuk
Yeni Baştan, altmışlı yaşlarının sonunda artık hayattan keyif almayan, geçmişe özlem duyan, teknolojiye ayak uyduramamış, evliliğinde sorunlar olan ve hayatın anlamını kaybettiğini düşünen Victor’un kendisi için unutulmaz anılara geri dönme şansı yakalaması sonucu yaşadığı deneyimi anlatıyor.
Victor’un Hikayesi: Geçmişe Duyulan Özlem
Antoine adında bir girişimci ve ekibi insanların belirli ücretler vererek geçmişte canlandırmak istedikleri karakterlere ya da kendi özel hayatlarında tekrar yaşamak istedikleri anılara dönebilmelerini sağlar. Bunu bir tiyatro oyunu olarak düşünebiliriz. Sevdiğiniz bir aile üyeniz vefat etti ve son anında yanında değil miydiniz? İşte bu ekip oyuncusuyla, dekoruyla, sesçisiyle size sevdiğiniz insana veda etme imkanı sunmayı vaat eder. Baş karakterimiz Victor da bu fırsatla hayatının en güzel dönemine, bundan tam 40 yıl önce hayatının aşkı ile tanıştığı güne geri döner. Tüm ekip Victor’un eşiyle ilk tanışma anını birebir canlandırmak için hazırlanır…Ve motor!
Unutulmuş Duygular ve Yeniden Deneme Cesareti
Heyecanla başlayan aşklar, büyük bir hayalle adım atılan o ilk iş, arkadaşlıklar, ilk ev, ilk araba…Zamanla enerjisini, tutkusunu, heyecanını kaybedebilir. Hayatın koşturması içerisinde hissedilen duygular unutulabilir. Hepimizin akşamları başımızı yastığa koyduğumuzda özlem duyduğumuz anlarımız vardır. Yabancılaşılan ilişkiler, şehirler, dostluklar belki de düşünüldüğü gibi unutulmuş değil de hatırlanmaya ihtiyacı olunan üstü toz kaplanmış duygular…
Maalesef geçmişe dönmek mümkün değil. Bir anı tekrar yaşamak da öyle. Aynı anı tekrar yaşama imkanımız olsa bile bir daha ilki gibi hissedemeyiz çünkü o his yaşanmış ve bitmiştir. Her duygu, her an kendine özeldir. Geçmişte yaşadığınız o duygu şimdi yaşadığınızdan farklı olabilir ama bu kötü demek değildir.
Değişim Kaçınılmazdır
Filmde kırk yıl öncesine dönen kahramanımız eşiyle ilk tanıştığı sahneyi tekrar yaşarken ve daha sonra eşiyle yaşayacağı birçok unutulmaz anıyı eşine hayat veren oyuncuyla canlandırırken bir duygu karmaşası yaşar. Bu oyuncaya aşık mı oluyordur yoksa aşık olduğu kırk yıl önce tanıştığı eşi midir?
Burada oyuncu ve kahramanımız arasında bir diyalog geçer: “Bence onu seviyorsun, onu terk ettin ama onu seviyorsun. Onun değiştiğini söylüyorsun ama sen de öyle. Onun, anılarındaki ilk halini hatırlamak yerine güzel yanlarını bul. Üzüntülerini, şaşkınlıklarını, bugün var olan şeyleri.”
Tanıdığımız insanlarla aramızdaki iletişim zamanla yüzeysel hale gelebilir. İlk günkü gibi hissettirmesini bekleyerek onlara, ilk günkü gibi hissetmeyi bekleyerek de kendimize haksızlık ederiz. Çünkü insanın gelişimi ve değişimi doğumuyla başlar ölümüne kadar devam eder ve insan hayatının hiçbir evresinde aynı kalmaz, kalamaz.
Sadece Başlangıçlarda Yaşamak” Ne Demek?
Sil baştan filminin bu kadar gerçek hissettirmesi de işte bundandır. Yirmi yaşında aşık olduğunuz insan altmış yaşınızda size o zamanki gibi hissettirmeyebilir ve traji-komiktir ki altmış yaşındaki haliniz ile yirmi yaşındaki anınıza dönseniz yine o hissi bulamayacağınızı içten içe bilirsiniz.
Filmimizde dediği gibi:
“İnsanları tam olarak kalmasını istediğimiz gibi yeniden yaratamayız. Her şey istediğimiz gibi olmayabilir. Hayal kırıklığına uğramayı, eleştirilmeyi, yeniliklere açık olmayı ya da daha az mükemmel olmayı kabullenmeliyiz. Aksi halde sadece başlangıçlarda yaşıyoruz.”
Hayat hepimizin içerisinde bulunduğu büyük bir deneyim zinciridir. Ağlayarak gözümüzü açtığımız çünkü ne olacağını bilmediğimiz bir korkuyu küçücük yüreğimizde taşıdığımız ilk andan itibaren güleriz, aşık oluruz, korkarız, üzülürüz, bazen hayatımızın en büyük sorunu sınavdan düşük almak olur bazen de bir dişimiz ağrır ve kalan tüm dertler unutulur… Nasıl ilk hayal kırıklığında yaşamayı bırakmadığımız gibi belki de son kez kahkaha attığımız anı bilmeden bazen umutla bazen de umutsuzlukla yaşamaya devam ederiz.
Son Olarak…
La Belle Époque-Yeni Baştan filmi bize geçmişin sadece hatırlanacak bir şey olmadığını, aynı zamanda yeniden anlamlandırılabilecek bir deneyim olduğunu hatırlatıyor. Bazen mutlu olmak için eski anıları tekrar yaşamak değil, onlardan ne öğrendiğimizi ve onlara ne kattığımızı görmek gerekir. Çünkü hayat ileriye doğru yaşanır ama geriye dönüp anladığımızda anlam kazanır.