Skip to content
  • https://www.youtube.com/c/SanatsalHareketler
  • https://www.instagram.com/sanatsaalhareketler/?hl=en

Sanatsal Hareketler

  • anasayfa
  • zemin
  • film & dizi
  • edebiyat
  • felsefe
  • sanat
  • müzik
  • dijital kültür
  • tiyatro
  • deneysel
YouTube
  • Home
  • Edebiyat
  • Havva ve Lilith: Kadın Olmadan Yaratılışı Anlamlandırmak

Havva ve Lilith: Kadın Olmadan Yaratılışı Anlamlandırmak

Yazar: Ceren Yiğenli

Lady Lilith,Dante Gabriel Rossetti

İncelemenin konusu, dini ve edebi metinler aracılığıyla kadının varoluşunun nasıl anlamlandırıldığını ortaya koymaktır. Özellikle Lilith, Havva ve Adem’in anlatıldığı metinler üzerinden yola çıkılarak kadının tarihsel ve kültürel bağlamda nasıl temsil edildiği incelenmektedir. “Kadınlar baştan çıkarıcıdır, kötüdür ve kolay aldanırlar…” gibi tarih boyunca dile gelen genellemelerin, bu dini figürler üzerinden nasıl yer edindiği tartışılmaktadır.

Lilith’in Adem’e eşit olma isteği ve bu isteğin sonucunda dışlanması, kadının eşitlik talebine karşılık toplumun nasıl bir tepki verdiğini göstermektedir. Lilith, feminist bakış açısıyla değerlendirildiğinde ataerkil düzene başkaldıran bir figür olarak yorumlanırken; Havva, daha çok itaatkâr ve geleneksel kadın rolüyle özdeşleştirilmektedir. İncelemede bu iki figür üzerinden yapılan karşılaştırmalarla, kadına yönelik toplumsal yargıların ve cinsiyet rollerinin tarihsel kökenleri sorgulanmakta; kadın kimliğinin mitoloji, din ve edebiyat üzerinden nasıl şekillendiği gösterilmektedir. Bu bağlamda, Lilith’in temsil ettiği duruşun, cinsiyet çatışmaları üzerindeki etkileri de tartışmaya açılmaktadır. Bu incelemede  amaç, kadına yönelik yargıların nasıl oluştuğunu anlamak ve farklı bakış açıları geliştirmektir.

Lilith de Havva da ilk kadın olarak literatürde ve çeşitli dini kitaplarda yer edinmişlerdir. Ancak iki figürün de taşıdıkları anlam ve rol yönünden birbirlerinden oldukça farklıdır. Havva, insanlığın yaradılışında ve Adem’in soyunun devamında önemli bir “anne” rolü oynarken Lilith Adem’e eşit olma isteğiyle “asi kadın” rolünü üstenir. Lilith’in Adem ile olan ilişkisinde denklik istemesi cennetten kovulmasına ve bir yılana dönüşmesine sebep olur. İlk eş olarak sayılan Lilith’in cennetten kovulmasının ardından Tevrat’ta adı geçen Havva’nın Adem’in cennette yalnız hissetmemesi için onun kaburgasından yaratılmış olduğu dini kitaplarda geçmektedir.

Lilith’in eşitlik istemesinin sebebi İbrani mitolojisinden yola çıkılarak Adem gibi topraktan yaratıldığını düşünmesi ve “aynı maddeden yaratıldıysak nasıl olur da o benden üstün olur düşüncesidir.” Bunun üzerine Lilith itaatsizliğinin getirdiği kötü sonuçlar ile anılır. Lilith’ten genellikle Talmus ve Midraş’tan söz edilir ve Havva’nın dini bir simge olmasına karşın onun mitik bir figür olduğu görüşü ortaya atılır.

Kuran esas alınarak Havva’nın rolüne bakıldığında Havva da Adem de aynı şeytani manipülasyonun bir parçası olarak anlatılır ve Havva’nın şeytana uymasının sonuçlarından payını ikisi de eşit şekilde almıştır. Adem’in zevcesi olarak tasvir edilen Havva Cennet’ten kovulma ve şeytana teslim olma konusunda pişmanlık ve bağışlanma isteği sadece Adem’e verilmiştir. Bilgi ağacının meyvesini birlikte yemeleri ilk günah yani “original sin” olarak kabul edilir ve insanlık tarihindeki “düşüş”ü simgeler. Cennetten kovulup dünyaya gelmeleriyle çocuk sahibi olurlar. İlk çocuklar Kabil, ikinci çocukları Habil adını alır. Kabil’in Habil’i öldürmesiyle insanlık tarihindeki ilk cinayet işlenmiş olur.

Lilith

Bazı kaynaklarda Adem’in ilk eşi bazı kaynaklarda da adı asla geçmeyen Lilith, yazılı edebiyatta adının geçtiği ve ona atıfta bulunulan ilk eser Gılgamış Destanıdır. Destanda Lilith’den şöyle bahsedilir: Yuvasını Huluppu ağacının köklerine kurdu. / Ağacın dallarından Anzu – Kuş kuluçkaya yattı. / Ve gövdesinde karanlık bakire Lilith evini inşa etti… / Gılgamış eğitilemeyen yılanın öldürdü. / Anzu – Kuş yavrularıyla dağlara uçtu. / Ve Lilith evini yıkarak vahşi, ıssız yerlere kaçtı. (Vera, Zingsem, Lilith, (çev: D. D. Yüzer.) İlya Yayınları, İzmir 2007, s. 17 – 20).

İbrani mitlerinde Lilith Adem’in ilk eşi, Havva’dan daha önce yaratılan ve dolayısıyla yaratılan ilk kadın varlıktır. (Leeming and Page, 2020: 138 – 139).  Gılgamış Destanı da ele alındığında önce bir efsane olan Lilith dini literatürde bir inanç üzerine temellendirildiği görülür.

Lilith, adı birçok dilde gökyüzü ile bağlantılı bir anlam taşımaktadır. Sümerlere göre “rüzgar” anlamına gelmektedir. Mezopotamya inancında rüzgarın şiddetini ve cinsel arzuları temsil eder. Ve Akkatça yazıtlarında ise kasvetli rüzgarlarda hüküm süren üç yakın iblis Lilu, Lilitu ve Ardat Lil ile ilişkilendirilir.  Bu anlam Lilith isminin etimolojik kökenlerinin gökyüzü ile bağlantısı olduğunun söylenmesi yanlış olmaz. Bu durum da Lilith’in Adem ile olan birlikteliğinde üstte olmak istemesinin açık bir göstergesidir. Birliktelikleri sırasında Lilith’in sırtı yere gelmekte ve toprağa değmektedir. Adem’in sırtı ise gökyüzüne bakmaktadır. Gökyüzü ve yeryüzünün simgesel anlamına bakıldığında yeryüzü anaerkil, gökyüzü ataerkildir.

Lilith’in sırtının değdiği toprağın sadece tarım gibi yüzeysel anlamının yanında doğurganlık ve üretkenlik anlamları da vardır. Aynı zamanda Cehennemin toprağın altında olduğu düşüncesi ile ölüm, lanetleme, kötülük gibi olumsuz anlamlara da gelmektedir. Adem’in sırtını döndüğü gökyüzü ise Tanrısal olanı simgeler. Çünkü Cennet ve Tanrılar gökyüzünde varlıklarını sürdürmektedir. Toprağın kötü imgelerine karşı gökyüzünün temiz ve saflığı Lilith’in eşitsizlik olduğunu ve üstte olmak istediği bir durumdur.

Lilith kadındır ve toprak doğurganlığı simgelediği için toprak anayla eşdeğerdedir, bu yüzden sırtı toprağa gelmelidir. Kendi sırtı ise gökyüzüne dönük olmalı, çünkü gökyüzü toprağın üzerindedir. Adem’in bu talebi kabul etmemesi üzerine Lilith Adem’i terk ederek birlikte yaşadıkları cennetten kaçar. Lilith’in bu başkaldırısı, kadın ile erkek arasındaki cinsiyet savaşımının başlangıcı olarak görülmüş ve feministlere öncülük etmiştir. (Maaz, 2011, s. 14).

Tevrat’ta kadının yaratılışına bakıldığında şöyle açıklanmıştır: Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu. İnsanları erkek dişi olarak yarattı. (Yaratılış 1/27). Buradan yola çıkılarak kadının ve erkeğin aynı zamanda, birlikte yaratıldığının söylenmesi yanlış olmaz. Fakat ikinci yaratılış anlatısına bakıldığında insanın yani Adem’in önce yaratıldığını ve Adem’in yalnız kalmaması için Tanrı’nın bir yardımcı yaratacağını söyler. Adem’i derin bir uykuya yatırarak kaburga kemiğini alır ve kemiği etle kaplar. Böylece kadın yaratılır. Neden başka bir uzvu ya da kemiği değil de kaburgasından yaratıldığı Genesis Rabbah’da şöyle açıklanır:

Kadın Adem’in mağrur olmasın diye başından, her şeye bakmaya istekli olmasın diye gözünden, her şeyi duymaya meraklı olmasın diye kulağından, çok konuşmasın diye ağzından, kıskanç olmasın diye kalbinden, aşırmaya hevesli olmasın diye elinden, çalıştırma heveslisi olmasın diye de ayağından yaratılmamıştır.  Adem’i kaburgasından gizli, mütevazi bir yerinden yaratılması kadının mütevazi, gösterişten hoşlanmayan ve gizli bir münzevi olması içindir. Ancak kadın Tanrı’nın tasarımını ve amacını bozmaktadır. (Genesis Rabbah :54).

Bu durum, tarih boyunca kadının erkeğe tabi bir yardımcı olarak yaratıldığı fikrine dayanak oluşturmuştur. Kadının “yardımcı” (İbranice: ezer kenegdo) olarak tanımlanması hem aşağılayıcı hem de eşitlikçi biçimlerde yorumlanmıştır. Bazı teologlar, bu ifadenin kadının tamamlayıcı ve eş değer bir varlık olduğunu savunurken, ataerkil yorumlar onun erkeğe hizmet eden bir rol üstlendiğini öne sürmüştür.

Lilith yukarıda değinilen yaratılma aşamalarında kendini Adem ile eşit tutmuş ve (zorla) birleşmelerinden sonra Tanrı’nın söylenmesinin yasak olan adını yüksek sesle söyleyerek uçup gitmiştir.  Lilith’in Bilgelik Ağacı’nın meyvesin tadıp cennetten kovulmasının ardından Adem, durumu Tanrı’ya anlatır. Tanrı Lilith’i geri geri getirmeleri için üç meleği görevlendirir. Senoy, Sansenoy ve Semangelof. Melekler Lilith’i çok sayıda şehvetli cinin yeri olan Kızıldeniz’de bulmuştur. Üç melek Lilith’e şöyle demiştir:

“Tanrı senin cennete geri dönüp Adem ile birlikte olmanı emretti. Aksi taktirde hemen burada şuradaki suda seni boğacağız ve Lilini veya Limlim adlı çocuklarından her gün yüz tanesini öldüreceğiz.” Demiştir. Bunun üzerine Lilith onlara dönerek:

“Bu halde Kızıldeniz’in yanında yatarken Adem’e dönüp onun için nasıl iffetli ve dürüst bir kadın olabilirim ki? Diyerek Tanrı’nın teklifini reddetmiştir. Ardından şöyle eklemiştir. “Tanrıya söyleyin, bir daha Ademle asla[1]!”

Lilith kendi çocuklarının ölmesini böylece göze almış olur ama buna karşın kendisi de yeni doğmuş çocuklara ve lohusa kadınlara zarar vereceğini söyler. “Eski Ahit’te az sayıdaki şeytanlardan biri de çocuk hırsızı Lilith’dir.” (Messadie, 1999: 396). Böylece Lilith Yahudi mitolojisinde ve ileri dönem batıl inançlarında çocukları geceleri boğarak öldürdüğü varsayılan kötü kadın rolüyle yer edinir. Lilith’in kötülük imgesiyle bağdaştırılması en başta kadın olmasıyla bağdaştırılır. Çünkü kadın “baştan çıkartıcıdır” algısı vardır. Lilith’in Adem ile eşit konumda olmak istemesi ve bu Tanrısal düzene başkaldırması onun kadın olarak şeytani bir imgeye bürünmesine neden olmuştur.

“Lilith’in tarihinin bize gösterdiği, ataerkil kültürde kadın dili ve ‘küstahlığının’ –yani erkek hakimiyetine karşı ayaklanmanın- birbiri ile bağlantılı olmanın yanı sıra kaçınılmaz olarak şeytani olduğudur. İnsan topluluğundan ve hatta İncil’in yarı kutsal tutanaklarından dışarı atılmış Lilith figürü, kadınların kendilerini tanımaları durumunda ödeyecekleri söylenen bedeli temsil etmektedir. Ve bu korkunç bir bedeldir. Hem ‘cezadan kaçmayı başardığı’ için hem de isim verme eylemi ile kendini belli eden edebi otoriteye zorla el koymaya cüret ettiği için lanetlenen Lilith, bir intikamın (çocuk öldürmek) içine kapatılmıştır ve bu ona sadece daha fazla acı getirecektir (kendi çocuklarını öldürmesi).

Lilith’in kötü kadın imgesinde Havva ise yasak meyveyi yemesinden dolayı acı içinde doğum yapma cezası alır. Havva’nın cezası Lilith’inkine göre daha hafifletilmiştir. Bu da Lilith’in işlediği suçun doğrudan Tanrısal ve eril sisteme başkaldırı olarak görülürken Havva’nın işlediği suçun doğrudan olmadığından kaynaklanmaktadır.

Havva

Adem ve Havva ile ilgili ilk bilgiler Yaratılış Kitabı’nda geçmektedir. Havva’nın yaratılışı yaygın bilinen bir bilgi olarak şu şekildedir: Adem’in kaburga veya leğen kemiği olan eğri kemiğinden yaratılmasıdır. Fakat bu inançların hepsinde aynı değildir ve birbirinden farklılık gösterir. Yaratılış ile ilgili anlatıları Schipper iki hikayeye indirgemiştir: Birincisi, Tanrı altıncı günde ilk kadın ve erkeği kendi suretinde yaratmıştır. İkincisinde ise Tanrı Adem’i topraktan yaratmış ve Cennet Bahçesi’ne koymuştur. İlk insan Adem kendini yalnız hissedince Tanrı ona kaburgasından veya kalça kemiğinden bir eş yaratmıştır. Tanrı’nın emrine karşı gelip Bilgelik Ağacı’ndan yasak meyveyi yiyerek iyiliği ve kötülüğü öğrendiklerinde de Tanrı onları bahçesinden kovmuştur. (2015, s.23).

Havva’nın merkezde olduğu en yaygın anlatı da bu şekilde, Havva’nın yasak elmaya uzanmasıyla başlar. Havva yılana yani şeytana kanar. Bu şeytanın Lilith olduğu bazı kaynaklarda geçer.  Eski Ahit’in Yaratılış bölümlerinden biri olan Shattuck’ta yılan ve Havva arasındaki bu eylemi şöyle yorumlar:

“O sakin bir isyankardır ve Tanrı’nın yasak ağaçtan meyve yemeğe karşı ölüm kararını koşulsuzca inkar eder. ‘Kesinlikle ölemezsiniz’ (3:4) yılan kadına bunun aksine bu eylemin onların gözünü açacağını, onları Tanrı yapacağını söyler. Kadın meyveden yer ve onu kocasına verir. O zamanlar her şey ortadan paylaşılırdı. Adem ve Havva masum ve ölümsüz olarak hayatlarına başlarlar. Yılan yasak meyveyi yiyerek ölümsüzlüklerini kaybetmeden tanrılık katına ulaşacaklarını iddia eder. (2014:74).

Tekvin’in üçüncü bölümünde Adem ve Havva’nın yasak meyveyi yedikten sonra ilk defa çıplaklıklarından utanç duydukları yazılmıştır. Duydukları utançla cinselliğin farkına varıp buldukları incir yapraklarıyla edep yerlerini kapatmışlardır. Bu olaydan ikisi de Cennetten çıkarılır. Cennetten çıkarılmaları Kur’an’da şöyle anlatılır:

“Ne var ki şeytan onları ayarttı. Böylece onları içinde bulundukları konumdan çıkarttı. Bunun üzerine biz de, “Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır” diye buyurduk…” (Şola, 2015, ss. 205).

Havva’nın yaratılışı itibariyle ikincil yani erkeğe bağımlı, ondan türetilmiş bir varlık olarak konumlandırıldığı görülür. Bu durum Lilith’in “aynı topraktan eşit yaratılma” efsanesinin tam tersidir. İbranice ezer kenegdo yani yardımcı terimi ile ilişkilidir. Fakat tamamen boyun eğme anlamında değil Adem’i tamamlamak için yaratıldığı anlamındadır. Fakat edebi ve dini metinlere geçişte, eserlerin yazılış dönemleri gözetilerek bu “yardımcı” rolü çoğu zaman itaatkarlıkla bağdaştırılır.

Havva’nın şeytana uyması ve yasak elmayı yemesi bazı kaynaklarda merak ve özgür irade ile bağdaştırılır. Aynı zamanda da insanlığım bilgiyle tanışması yani bir noktada da aydınlanma anlamına gelir. Bazı feminist yorumcular Havva’nın elmayı yemesini insanlığın gelişiminin bir başlangıcı olarak görür. Bu yönden Havva “günahkar kadın” değil özgür iradenin de taşıyıcısıdır. Havva ve Adem özgür iradesinin sonucunda cennetten kovulduktan sonra Havva’ya çocuk doğururken acı çekme ve kocasına bağlı olma cezası verilir. Bu verilen ceza hem biyolojik hem de sosyal anlamda kadın bedenine işlenen bir itaat yüküdür. Bu noktada Lilith cinselliği kendi iradesiyle kullanır ve itaatsizlik eder; bu yüzden iblisleşir. Havva ise “günahkar” olsa da Tanrısal sistemin içinde kalmaya devam eder, cezasını çeker ve anneliğini sürdürür. İki kadından biri dışlanırken biri de disipline edilir.

Bütün yaşayanların annesi. (Yaratılış 3:20). Bu tanım Havva’ya doğurgan, kurucu ve devam ettirici bir rol yüklemiştir. Fakat bu dini kitaplarda değişiklik gösterir. Apokrif kitaplarda Havva pişmanlığını daha açık ifade eder ve Tanrı’ya geri dönüş için Adem ile birlikte büyük bir çileye katlanır. Latin versiyonunda ise Havva, Tanrı’nın affı için dua ederken Adem suya girip 40 gün boyunca suyun altında kalır

Hristiyan ikonografisinde Havva çoğu zaman elinde yılanla tasvir edilir, yani baştan çıkarıcı kadın imgelerinin öncüsüdür. Ama aynı zamanda Meryem’in karşıtı olarak konumlandırılır: “Havva günahı getirdi, Meryem kurtuluşu getirdi.” Bu ikili yapı “Yeni Havva” fikrini doğurur: Meryem, Havva’nın hatasını düzelten figürdür.

Havva, “ilk kadın” arketipi olarak yalnız değildir. Onun öncülleri: Sümer’de: Ninhursag / Ki: Toprak ve doğurganlık tanrıçası, birçok yaratım mitinin merkezinde. Enki’nin kaburgasındanyaratılan tanrıça “Ninti”, Havva anlatısının prototipi sayılabilir. İlginçtir ki “Ninti” hem “kaburga kadını” hem de “hayat kadını” anlamına gelir – Havva’nın iki özelliğini birden taşır. Antik Yunan’da: Pandora: İlk kadın olarak yaratılır ve kutuyu açarak tüm kötülüklerin dünyaya yayılmasına sebep olur. Havva ile benzerlikleri fazladır: İkisi de merak yüzünden felaket getirir. İkisi de erkek merkezli evrende sınanır

HAVVA VE LİLİTH: KADINSI TEMSİLLERİN KUTUPSALLIĞI VE YARATILIŞIN ANLAMI

Yaradılış mitosları, sadece kozmik düzenin değil, toplumsal cinsiyet rollerinin de nasıl şekillendirildiğini gözler önüne serer. Kadınsı öznenin bu mitik anlatılarda nasıl temsil edildiği hem dinsel hem kültürel normların kadın bedeni üzerindeki tasarruflarını açık eder. Bu bağlamda Havva ve Lilith, kadınsı temsilin iki uç noktasını oluşturur. Havva, tanrısal iradenin sınırları içerisinde hareket eden; anne, eş ve günahkâr rolünü üstlenirken; Lilith aynı sistemin dışına çıkarak itaatsizlik, arzu ve bağımsızlıkla özdeşleşir. Bu zıtlık yalnızca karakter düzeyinde değil, teolojik-politik kodlamalarda da kökleşmiştir. Her iki figürün karşılaştırılması, kadınsız bir yaratılış anlatısının ne ölçüde eksik ve ideolojik olduğunu gözler önüne sermektedir.

Lilith’in İbrani mitolojisindeki konumu, yaratılış anlatılarındaki erkek-merkezli düzenin en eski eleştirilerinden birini temsil eder. Talmud ve Midraş metinlerinde Lilith, Adem ile aynı maddeden—topraktan—yaratıldığı için onunla eşit olduğunu iddia eder. Bu talep, Lilith’in Tanrısal düzene başkaldırısı olarak görülür ve onun cennetten kovulmasıyla sonuçlanır. Lilith’in gökyüzüne değil, toprağa yüzü dönük olarak yatmayı reddetmesi, yalnızca cinsel bir pozisyon tercihi değil, aynı zamanda kozmolojik bir eşitlik arzusunun ifadesidir. Kadim Mezopotamya inancında “rüzgâr” ve “kasvet” ile özdeşleşen Lilith, Adem’e karşı eşitlik talebiyle, kadınların tarih boyunca bastırılan taleplerinin ilk sembolü hâline gelir. Nitekim Maaz’a göre: “Lilith’in bu başkaldırısı, kadın ile erkek arasındaki cinsiyet savaşımının başlangıcı olarak görülmüş ve feministlere öncülük etmiştir” (2011: 14).

Havva ise bu düzenin içerisine doğar. Onun yaratılışı, doğrudan Adem’in kaburga kemiğinden gerçekleştirilir; yani erkeğin bedeni üzerinden türetilmiş ikincil bir varlık olarak sunulur. Bu durum, Havva’yı hem yaradılış düzeninin içinde tutar hem de onun sınırlarını aşmasına mani olur. Genesis Rabbah’ta kadının kaburgadan yaratılmasının gerekçesi olarak, “mağrur olmaması”, “çok konuşmaması” ve “gösterişten hoşlanmaması” gibi erdemler sıralanır. Bu tür açıklamalar, kadının edilgenliğinin ve uysallığının doğallaştırılmasında önemli rol oynamıştır. Havva, bilgiyi arzular ama bu arzunun bedeli ağırdır: yasak meyveyi yemesiyle Tanrı’nın öfkesini çeker ve doğum sancısı ile erkeğe bağımlı yaşamakla cezalandırılır.

Buna karşın Havva’nın günahı, sistemin dışına taşmaz. O, Tanrısal düzen içinde kalmaya devam eder. Annelik rolüyle kutsanır ve “tüm yaşayanların annesi” olarak tanımlanır. Bu unvan, onun doğurganlık ve süreklilikle özdeşleştirilmesini sağlar. Ancak bu temsilin ardında yatan sessizce kabulleniş, kadın bedeninin ve kimliğinin Tanrısal bir plan içinde sınırlandırılmasıdır. Feminist teolog Phyllis Trible’ın ifadesiyle, “Havva’nın hikâyesi sadece itaatin değil, kadınsı öznenin Tanrısal dizgede nasıl silikleştiğinin bir anlatısıdır” (Trible, 1978).

Lilith ise hem sistemden dışlanır hem de iblisleştirilir. Dönmeyi reddetmesi üzerine Tanrı tarafından gönderilen meleklerin tehdidine karşı koyar ve çocuklarının her gün öldürüleceğini bilerek Adem’e dönmeyi reddeder. Bu direniş, kadınların tarihsel olarak kendi bedenleri ve arzuları üzerinde söz sahibi olma taleplerinin nasıl bastırıldığını sembolize eder. Lilith’in şeytani bir figüre dönüşmesi, kadın öznenin bağımsızlığının sistem dışına itilmesiyle doğrudan ilişkilidir. Messadie’nin ifadesiyle, “Lilith, şeytanlaşmanın bedelini ödeyen ilk kadındır. Çünkü kadınlar başkaldırdıklarında ya cadı ya da iblis olurlar” (1999: 396).

Her iki figürün ortaklaştığı alan ise bilgiyle kurdukları ilişkidir. Lilith bilgiyi ve gücü Tanrısal dile karşı kullanır; Tanrı’nın yasakladığı ismini yüksek sesle söyler. Havva ise bilgiye yönelir, ama meyveyi yedikten sonra pişmanlık ve utanç duyar. Shattuck’un okumasına göre, “Havva Tanrı’nın kararını inkar eden yılanın vaadine inanarak bilgiyi seçer ve Tanrı gibi olmayı arzular” (2014: 74). Ancak bu arzu onu yüceltmez; aksine düşüşe götürür. Dolayısıyla, bilgi kadınla bütünleştiğinde cezalandırılır. Bu her iki figür için de geçerlidir. Aralarındaki fark, Lilith’in bu bedeli kabul edip sistemin dışına çıkması, Havva’nın ise içinde kalarak itaati seçmesidir.

Havva’nın “merak eden” ama “uyum sağlayan” yapısı ile Lilith’in “başkaldıran” ve “cezalandırılan” yapısı, yaratılış anlatılarını yalnızca kozmik bir açıklama değil, aynı zamanda bir iktidar ideolojisi olarak okumayı zorunlu kılar. Bu bağlamda “kadın olmadan yaratılışı anlamlandırmak” mümkün değildir çünkü her iki figür de yaradılış mitlerinin kadına yüklediği anlamların, korkuların ve arzuların birer yansımasıdır. Biri evcilleştirilmiş kadın arketipini, diğeri bastırılmış kadın bilinçdışını temsil eder.

Yaratılışın bütünselliği ancak bu iki kutbu birlikte düşünerek anlam kazanabilir: Havva, düzenin içinde kalarak kadınlığın kaderini şekillendirirken; Lilith, dışlanarak kadınlık üzerindeki yasağın sınırlarını çizer. Bu nedenle kadın figürü yaratılışın pasif bir nesnesi değil, aktif bir tartışma alanıdır. Kadınsız bir yaratılış anlatısı, sadece eksik değil; aynı zamanda ideolojik olarak tehlikelidir.

Sonuç

Yaradılış anlatıları, sadece evrenin ve insanın değil, toplumsal cinsiyet rolleri ile kadınlık algısının da temellerini atan kültürel ve teolojik metinlerdir. Havva ve Lilith’in bu anlatılardaki varlıkları, kadın figürünün nasıl inşa edildiğini ve tarih boyunca ne şekilde konumlandırıldığını ortaya koymaktadır. Bir yanda Tanrısal düzene itaat eden, anneliği ve pişmanlığıyla cezalandırılmış bir kadının -Havva’nın- anlatısı varken; diğer yanda bu düzene başkaldıran, eşitlik talebi yüzünden dışlanan ve iblisleştirilen bir kadın -Lilith- yer almaktadır.

Her iki figür de yalnızca dini semboller değil; aynı zamanda toplumsal düzenin kadın üzerindeki tahakkümünü gerekçelendiren anlatı araçlarıdır. Lilith’in cennetten kaçışı ve Adem’e dönmeyi reddedişi, kadının öz iradesine sahip çıkmasının tarihsel bedelini gözler önüne sererken; Havva’nın cezalandırılarak anne ve eş rolüne indirgenmesi, kadının varoluşunun itaatle koşullandırıldığını göstermektedir. Bu figürlerin mitolojik, teolojik ve edebi metinlerdeki karşıt konumları, kadınlık deneyiminin sistem içi ve sistem dışı temsillerini sembolize etmektedir.

Yaratılışın sadece erkeğin deneyimi üzerinden anlamlandırılması, bu bütüncül mitolojik yapının eksik yorumlanmasına neden olur. Oysa Havva ve Lilith’in birlikte ele alınması, kadınsı öznenin hem bastırılmış hem de başkaldıran yönlerini açığa çıkarır. Lilith, ataerkil düzene doğrudan meydan okuyan kadın figürü olarak susturulmuş ve yok sayılmıştır; Havva ise itaatkâr, ama sınırlarını zorlayan yönüyle şekillendirilmiş bir figürdür. Her iki karakter de kadınsız bir yaratılışın düşünülemeyeceğini, hatta eksik kaldığını gösterir.

Sonuç olarak, kadın olmadan yaratılışı anlamlandırmak mümkün değildir. Kadın figürü yalnızca bir “yardımcı” değil; anlam kurucu, düzen bozucu ve yeniden yapılandırıcı bir öznedir. Lilith ve Havva’nın temsilleri, kadın kimliğinin hem bastırılmasını hem de potansiyel gücünü gözler önüne sererken, tarih boyunca kadına atfedilen rollerin ideolojik doğasını da sorgulatır. Bu bağlamda, kadınsız bir yaratılış anlatısı, sadece mitolojik değil, aynı zamanda kültürel bir boşluk yaratır. Bu boşluk, ancak kadın figürünün çok katmanlı temsillerinin yeniden okunmasıyla doldurulabilir.

Tags: Edebiyat İnceleme

Post navigation

Previous Jane Austen’ın Kaleminden: Bir Uyanışın Hikayesi Olarak Emma
Next La Belle Époque: En Güzel Anılar Tekrar Baştan Yaşanabilir mi?

Trending

Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme Book cover for Şehit! by Kaveh Akbar on a bright yellow background with a mounted warrior and a large red sun, plus a seal in the corner. 1

Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme

Is “Kinda Chic” Kinda Chic? Person in an orange shirt climbs a ladder attached to a giant smartphone on a pink background. 2

Is “Kinda Chic” Kinda Chic?

Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir? Gold-plated pendant necklace featuring a framed Pikachu Illustrator card on a dark background with a diamond-studded chain. 3

Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir?

Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi? Rusty sculpture made from stacked chairs on a circular platform in a park, with a white abstract form on top. 4

Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi?

Nilgün Tüzüntürk’ün “Maria Magdalena II” Sergisi Gala Galeri’de Exhibition poster for Nilgün Tüzüntürk's 'Maria Magdalena-2' (Sept 18–Oct 7, 2026) featuring a colorful abstract painting; G&G Galagallery. 5

Nilgün Tüzüntürk’ün “Maria Magdalena II” Sergisi Gala Galeri’de

Sentimental Value: Seni Görüyorum Two people standing in a leafy garden, facing each other as they talk. The man wears a dark blue shirt and the woman a dark denim jacket. 6

Sentimental Value: Seni Görüyorum

İlgili İçerikler

Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme Book cover for Şehit! by Kaveh Akbar on a bright yellow background with a mounted warrior and a large red sun, plus a seal in the corner.

Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme

Is “Kinda Chic” Kinda Chic? Person in an orange shirt climbs a ladder attached to a giant smartphone on a pink background.

Is “Kinda Chic” Kinda Chic?

Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir? Gold-plated pendant necklace featuring a framed Pikachu Illustrator card on a dark background with a diamond-studded chain.

Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir?

Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi? Rusty sculpture made from stacked chairs on a circular platform in a park, with a white abstract form on top.

Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi?

Nilgün Tüzüntürk’ün “Maria Magdalena II” Sergisi Gala Galeri’de Exhibition poster for Nilgün Tüzüntürk's 'Maria Magdalena-2' (Sept 18–Oct 7, 2026) featuring a colorful abstract painting; G&G Galagallery.

Nilgün Tüzüntürk’ün “Maria Magdalena II” Sergisi Gala Galeri’de

Sentimental Value: Seni Görüyorum Two people standing in a leafy garden, facing each other as they talk. The man wears a dark blue shirt and the woman a dark denim jacket.

Sentimental Value: Seni Görüyorum

Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme Book cover for Şehit! by Kaveh Akbar on a bright yellow background with a mounted warrior and a large red sun, plus a seal in the corner. 1

Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme

Is “Kinda Chic” Kinda Chic? Person in an orange shirt climbs a ladder attached to a giant smartphone on a pink background. 2

Is “Kinda Chic” Kinda Chic?

Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir? Gold-plated pendant necklace featuring a framed Pikachu Illustrator card on a dark background with a diamond-studded chain. 3

Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir?

Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi? Rusty sculpture made from stacked chairs on a circular platform in a park, with a white abstract form on top. 4

Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi?

Nilgün Tüzüntürk’ün “Maria Magdalena II” Sergisi Gala Galeri’de Exhibition poster for Nilgün Tüzüntürk's 'Maria Magdalena-2' (Sept 18–Oct 7, 2026) featuring a colorful abstract painting; G&G Galagallery. 5

Nilgün Tüzüntürk’ün “Maria Magdalena II” Sergisi Gala Galeri’de

Sentimental Value: Seni Görüyorum Two people standing in a leafy garden, facing each other as they talk. The man wears a dark blue shirt and the woman a dark denim jacket. 6

Sentimental Value: Seni Görüyorum

Geçici Bir Ev: Otel Odalarının Tekinsizliği Dimly lit hotel bedroom with an unmade bed in the foreground and a window showing a city street outside. 7

Geçici Bir Ev: Otel Odalarının Tekinsizliği

Haber bülteni

Son Yazılar

  • Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme
  • Is “Kinda Chic” Kinda Chic?
  • Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir?
  • Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi?
  • Nilgün Tüzüntürk’ün “Maria Magdalena II” Sergisi Gala Galeri’de

Öneriler

Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme Book cover for Şehit! by Kaveh Akbar on a bright yellow background with a mounted warrior and a large red sun, plus a seal in the corner.

Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme

Is “Kinda Chic” Kinda Chic? Person in an orange shirt climbs a ladder attached to a giant smartphone on a pink background.

Is “Kinda Chic” Kinda Chic?

Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir? Gold-plated pendant necklace featuring a framed Pikachu Illustrator card on a dark background with a diamond-studded chain.

Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir?

Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi? Rusty sculpture made from stacked chairs on a circular platform in a park, with a white abstract form on top.

Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi?

  • Kullanıcı Sözleşmesi
  • Bize Ulaşın

©SanatsalHareketler2026