Skip to content
  • https://www.youtube.com/c/SanatsalHareketler
  • https://www.instagram.com/sanatsaalhareketler/?hl=en

Sanatsal Hareketler

  • anasayfa
  • zemin
  • film & dizi
  • edebiyat
  • felsefe
  • sanat
  • müzik
  • dijital kültür
  • tiyatro
  • deneysel
YouTube
  • Home
  • Film & Dizi
  • Geleceğin Bilinmezliği: Mr. Nobody Üzerine

Geleceğin Bilinmezliği: Mr. Nobody Üzerine

Yazar: Nur Barış

2009 yapımı bir bilim kurgu filmi olan Mr.Nobody, 2092 yılında, insanların ölümsüzlüğü keşfettiği bir gelecekte geçiyor. Filmin ana karakteri Nemo ya da Bay Hiç Kimse dünyada yaşayan son ölümlü insandır. 118 yaşındaki Nemo ile geçmişte yani ölümsüzlükten öncesi hakkında röportaj yapmak isterler. Ve böylece Nemo, hayatını anlatmaya başlar. Fakat tuhaf bir şey vardır; Nemo’nun anlattığı hikâyeler birbiriyle çelişmektedir.

Bir hikâyede annesiyle trene binmişken, diğerinde babasıyla kalmıştır. Birinde Anna ile evlenmiş, diğerinde Elise veya Jean ile. Kimi hikâyelerde zengin olmuş, kimisinde sıradan bir yaşam sürmüştür. Birinde araba kazasında öldüğünü, başka birinde mafya tarafından öldürüldüğünü görürüz. Röportajı yapan gazeteci Nemo’ya “Peki bunlardan hangisi gerçek?” diye sorar. Aslında hepsi gerçektir.

Filmin başlarında, doğumdan öncesini görürüz. Buradaki ruhlar bilgedirler, doğmadan önce yaşayabileceği tüm olasılıkları bilirler. Normalde bu bilgiler, doğumdan önce hafıza melekleri tarafından ruhların dudaklarına dokunarak silinir. Ama bir şekilde Nemo unutulmuştur. Böylece Nemo, yapacağı seçimlerin her birinin sonucunu hatırlayarak doğar.
Yani onun için tüm ihtimaller yaptığı seçimlerin sonucuna göre aynı anda ve aynı derecede mümkündür. Ama seçim yapmak o kadar kolay değildir.


Seçim yapmak neden bu kadar zordur?

Nemo bir sahnede der ki:

Patates püresiyle sosu karıştırdığında geri alamazsın. Duman babamın sigarasından çıkar ama asla geri dönmez. Biz de geri dönemeyiz. Bu yüzden seçim yapmak zordur. Doğru seçimi yapmanız gerekir.

Gerçekten de öyledir. Seçim yapmanın omuzlarımıza yüklediği büyük bir sorumluluk vardır. Karar verdiğimizde, o kararın sonucuyla yaşamak zorunda kalırız. Bu kararların geri dönüşü yoktur. Ve eğer bu seçimlerin sonucu umduğumuz gibi olmazsa, çoğu zaman geçmişin yükünü taşımaya başlarız. Kendimizi suçlar, sürekli aynı sorulara takılırız: “O zaman neden böyle yaptım?” Bu durum yalnızca pişmanlıktan değil aynı zamanda zihnimizin kontrol arayışından da kaynaklanır. Zihin davranışlarını anlamlandırmaya çalışır.

Psikolojide bu döngüye ruminasyon denir. Ruminasyon kelime anlamı olarak geviş getirmek demektir. Yapılan eylem de tam olarak zihinsel bir geviş getirmedir. Kişi olumsuz olay veya duyguları tekrar tekrar düşünerek sebep ve sonuçları hakkında derin bir inceleme yapar. Bu düşünceler genellikle istemsiz ortaya çıkan bastırılması ve kontrol edilmesi güç düşüncelerdir. Kişi bu olay veya duyguları sürekli düşünerek geçmişte yaptığı hatalara veya depresif durumuna çözüm bulacağına dair bir inanç taşısa da zor durumlarla başa çıkma stratejisi olarak kullanılan ruminasyonun depresyon riskini artırdığı bilinmektedir. Bu durum kişiyi bir çeşit döngünün içine hapseder.

Özellikle kötü seçimler sonrası yaşanan hayal kırıklığı bireyin benlik algısını da zedeleyebilir. Özellikle çocuklukta fazla eleştirilen ya da cezalandırılan bireyler, hata yapma korkusunu çok küçük yaşta içselleştirir. Bu kişiler büyüdüklerinde her seçimde “Ya yine yanlış yaparsam?” kaygısıyla hareket ederler. göstereceği performanstan endişe duyuyorsa bilinçdışı bir şekilde benlik algısını koruyabilmek için bahaneler üretebilir. Bu kavrama kendini sabotaj denir.

Kendini sabote eden kişi özellikle kötü seçimler yapar ve başarısızlığın sorumluluğundan dışsallaştırma yaparak kurtulmaya çalışır. Ama burada unutmamız gereken şey kötü bir seçim yapmış olmanın, kötü bir insan olduğumuz anlamına gelmediğidir. Her seçim, kendi koşullarında verilmiştir. Ve biz bugün, hem iyi hem de kötü seçimlerimizin sonucunda oluşmuş bir kişiliğe sahibiz.

Diğer yandan, seçim yapmayı zorlaştıran bir başka gerçek de geleceğin bilinmezliğidir.
Karar verirken sonucu kesin olarak bilemeyiz. Bu da zihnimizde büyük bir boşluk yaratır. “Ya yanlış karar verip mutlu olamazsam?” Bu soruyu sormak çok doğaldır.
Bilişsel psikolojide bu duruma karar verme kaygısı denir. Birey, gelecek hakkında kesin bilgiye sahip olamadığı için karar alma sürecinde zihinsel bir felç yaşar. Karar veremez, kararı erteler veya sürekli değiştirir.

Ancak filme dönecek olursak: Nemo tüm olasılıkların sonucunu biliyordu. Yani bizim sahip olmadığımız bir bilgiye sahipti. Ama bu onun için avantaj değil, tam tersine bir lanetti.
Çünkü bilmek, karar vermeyi kolaylaştırmıyor hatta onun için zorlaştırıyordu. Nemo seçim yapıp diğer ihtimallerden vazgeçemediğinde de şöyle diyordu:

Hiç seçim yapmamak bütün ihtimalleri mümkün kılar.

Peki bu gerçekten mümkün mü? Aslında hayır. Hiç seçim yapmamak, bir eylemsizlik hali yaratır. Ve bu da dolaylı bir seçimdir. Bazen kişi seçim yapmaktan öyle korkar ki, hayatı “akışına bırakmayı” tercih eder. Bu dışarıdan kabulleniş gibi görünse de, çoğu zaman derinlerde bir korkuyu gizler. Seçim yapmanın ağırlığı, yetersizlik ve başarısızlık korkusuyla birleştiğinde kişi seçimlerden kaçma davranışı geliştirir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta hiçbir şey yapmamanın da bir tercih olduğudur. Her tercih, aynı zamanda diğer ihtimallerden vazgeçmeyi beraberinde getirir.
Ancak çoğu zaman, yapılmamış seçimlerin yükü, yapılmış hatalı seçimlerden daha ağır gelir. Hayat, bir kararlar zinciridir. Neyi seçeceğimiz, kiminle olacağımız, nereye ait hissettiğimiz, nasıl yaşamak istediğimiz…Tüm bunlar ardı ardına gelen tercihlerle şekillenir. Varoluşçu psikolojiye göre insan, “var olan” değil, “var olanını kuran” bir varlıktır. Jean-Paul Sartre bu durumu şöyle özetler:

Biz seçimlerimizden ibaretiz.

Yani seçim yapmak sadece bir eylem değil, bir varoluş biçimidir. Ama bu özgürlük, insana ağır bir sorumluluk getirir. Ve bu sorumluluk, bazen kaygıya, bazen korkuya, bazen eylemsizliğe dönüşür. Bu noktada şunu fark etmek önemlidir: Aslında her birimiz, iyi ve kötü seçimlerimizin sonucunda yaşadığımız deneyimlerle şekilleniriz. Yani bizi var eden şey, yalnızca doğru kararlarımız değil; yanlışlarımız da bizi biz yapar.

O zaman neye göre seçim yapacağız?

Seçim yapmaktan korkmak doğaldır. Ama bu korku, kaçışa dönüşmemelidir. Çünkü seçim, aynı zamanda bir gelişim fırsatıdır.Geçmiş kararlarımızı yargılamak yerine, onları anlayarak kabul etmek gerekir. “Ben o zamanki halimle, o bilgilerimle, o koşullarda bu kararı verdim.” diyebilmek, bize kendimizi affetme şansı verecektir. Geleceğin belirsizliğini yok etmeye çalışmak yerine, onunla yaşamayı da öğrenmemiz gerekir. Bunun için de bu belirsizlik karşısında kontrol yerine esneklik geliştirmek gerekir.

Ayrıca kötü kararlarımızı da sahiplenmemiz gerekir. Çünkü bu bir kendini cezalandırma değil, bir kendini tanıma sürecidir. Ve sahiplendiğimiz her karar, bizi olgunlaştırır. Son olarak eylemsizliğin de bir seçim olduğunu unutmamamız gerekir. Çünkü beklemek, kaçındığımız şeyin bizi biçimlendirmesine izin vermek demektir. Hayat, yanlış kararların içinde doğru bir yol bulabilme cesaretidir. İnsan kendini seçimleri ile kurar. Ve her seçim, bizi biraz daha biz yapar.

Tags: Film incelemesi Mr Nobody

Post navigation

Previous John Milton’ın Yitirilen Cenneti
Next İtiraf Etmek: Bir Edebiyat Hareketi

Trending

Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme Book cover for Şehit! by Kaveh Akbar on a bright yellow background with a mounted warrior and a large red sun, plus a seal in the corner. 1

Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme

Is “Kinda Chic” Kinda Chic? Person in an orange shirt climbs a ladder attached to a giant smartphone on a pink background. 2

Is “Kinda Chic” Kinda Chic?

Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir? Gold-plated pendant necklace featuring a framed Pikachu Illustrator card on a dark background with a diamond-studded chain. 3

Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir?

Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi? Rusty sculpture made from stacked chairs on a circular platform in a park, with a white abstract form on top. 4

Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi?

Nilgün Tüzüntürk’ün “Maria Magdalena II” Sergisi Gala Galeri’de Exhibition poster for Nilgün Tüzüntürk's 'Maria Magdalena-2' (Sept 18–Oct 7, 2026) featuring a colorful abstract painting; G&G Galagallery. 5

Nilgün Tüzüntürk’ün “Maria Magdalena II” Sergisi Gala Galeri’de

Sentimental Value: Seni Görüyorum Two people standing in a leafy garden, facing each other as they talk. The man wears a dark blue shirt and the woman a dark denim jacket. 6

Sentimental Value: Seni Görüyorum

İlgili İçerikler

Sentimental Value: Seni Görüyorum Two people standing in a leafy garden, facing each other as they talk. The man wears a dark blue shirt and the woman a dark denim jacket.

Sentimental Value: Seni Görüyorum

Gotik Londra Anlatısından Beyaz Perdeye: Fleet Sokağının Şeytani Berberi: Sweeney Todd Sweeney Todd

Gotik Londra Anlatısından Beyaz Perdeye: Fleet Sokağının Şeytani Berberi: Sweeney Todd

Diziden Kitaba Yolculuk: Anne With An E ve Jane Eyre Young girl with red hair in braids examining a plant in a sunlit meadow.

Diziden Kitaba Yolculuk: Anne With An E ve Jane Eyre

En iyi bilim-kurgu dizileri A person in a winter coat stands in a snow-covered suburban street, watching a large futuristic spaceship with glowing blue lights hovering overhead.

En iyi bilim-kurgu dizileri

Hamnet: Zamanın İçinde Annelik ve Yas

Hamnet: Zamanın İçinde Annelik ve Yas

Seyirci Gözünden Dizi Eleştirileri: İzleme Kültürünün Dönüşümü

Seyirci Gözünden Dizi Eleştirileri: İzleme Kültürünün Dönüşümü

Öneriler

Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme Book cover for Şehit! by Kaveh Akbar on a bright yellow background with a mounted warrior and a large red sun, plus a seal in the corner.

Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme

Is “Kinda Chic” Kinda Chic? Person in an orange shirt climbs a ladder attached to a giant smartphone on a pink background.

Is “Kinda Chic” Kinda Chic?

Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir? Gold-plated pendant necklace featuring a framed Pikachu Illustrator card on a dark background with a diamond-studded chain.

Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir?

Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi? Rusty sculpture made from stacked chairs on a circular platform in a park, with a white abstract form on top.

Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi?

  • Kullanıcı Sözleşmesi
  • Bize Ulaşın

©SanatsalHareketler2026