Skip to content
  • https://www.youtube.com/c/SanatsalHareketler
  • https://www.instagram.com/sanatsaalhareketler/?hl=en

Sanatsal Hareketler

  • anasayfa
  • zemin
  • film & dizi
  • edebiyat
  • felsefe
  • sanat
  • müzik
  • dijital kültür
  • tiyatro
  • deneysel
YouTube
  • Home
  • Film & Dizi
  • “İşe Yarar Bir Şey”Mi?

“İşe Yarar Bir Şey”Mi?

Yazar: Şermin Gür

İşe Yarar Bir Şey, Yönetmen: Pelin Esmer

Geçekte nedir işe yarayan, kendini bilmekten başka? Belki de Pelin Esmer’in “İşe Yarar Bir Şey” filmi tam olarak bunu soruyordu. Aslında bu soru yalnızca filme değil, insanın kendisine yöneltilmişti, eninde sonunda herkesin sormak zorunda kaldığı o temel soruya. Son zamanlarda aklıma sıkça takılan başka bir soruyla birlikte: ölümle yüzleşmekten başka yol yok mu acaba?

İnsan, hem kendine hem de dünyaya, kendini bildirmek için durmadan anlam üretiyor. Ne var ki çoğu zaman bu çaba, anlamsızlıktan öteye geçemiyor. Oysa dünyanın, kader kelimesine sığdırılan zalimliği de kolay taşınır bir yük değil. Tam da bu iki uç arasında, sessiz ama derin bir yerden seslenen bir film var karşımızda. 

İzleyenler hatırlayacaktır, Pelin Esmer’in İşe Yarar Bir Şey filmi, adını koyduğu soruyu aceleyle cevaplamıyor. Aksine izleyiciyi bir tren yolculuğunun orta yerinden alıp, hayatın kıyısına götürüyor ve cevapsızlıkla baş başa bırakıyor. Cevapları kendimizden bilmemizi ister gibi. Şundan bizler de eminiz sanki, cevaplar gerçekten içeride bir yerlerde olabilir. Hayatı bitiş çizgisinde yeniden keşfedilmek ve kendi cevaplarımıza yakından bakabilmek için tekrar soralım öyleyse. İşe yaramak ne demektir?

İşe Yarayan Şeyler

Filmde “işe yaramak” denildiğinde karşımıza çıkan anlamlar, bilinçli bir şekilde birbiriyle çelişir. Zaten sorgulama da tam olarak buradan başlar. Bir tren yolculuğu ile açılan hikâye, rastlantılarla ilerleyen sohbetlerin derinliğine doğru uzanır; sorular çoğalır; dallanır ve sonunda dönüp dolaşıp bize takılır. Bu noktada durup, filmin yönetmenlik başarısını teslim etmek gerekir. Pelin Esmer ve ekibi, izleyiciyi düşünmeye zorlayan bu alanı büyük bir sadelikle kurabilmiştir. Öyle ki, film hem toplumsal hem de bireysel düzlemi oldukça başarılı bir şekilde kurgulanabildiği için, izleyicinin kucağına bırakılan sorulara dair bazı cevaplar, üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen hala kişiden kişiye değişebilmektedir. 

Filmin başlığından hareketle, ilk olarak en yakın bağlamı olan “faydacılık nedir ve bu filmde nasıl bir yerde durur” açıklamak önemlidir. Faydacılık felsefi literatürde kısaca “en fazla sayıda insanın en büyük mutluluğu” olarak tanımlanmaktadır. Fayda, ahlaki bir değer yansıtmaktadır, faydalı olan iyidir; hem birey hem de toplum açısından iyidir. Filmdeki işe yaramak kavramının açıldığı alan da tam olarak bu fayda-zarar dengesine yaslanmaktadır. Ancak mesele bu kadar basit değildir. Kime göre iyi, kime göre kötü, kime faydalı, kime zararlı gibi tartışmalar da filmin sonrasında izleyiciye kalmaktadır. Çünkü filmde karşımıza çıkan ötanazi, yaşam ve ölüm ikiliğinin tam ortasında duran ve son derece çetrefilli bir ahlaki alana açılan bir penceredir.

İşe Yarar Bir Şey

İşe Yarar Bir Şey filminde ölmek isteyen adam ile bu ölümü tertip etmeyi kabul eden hemşire arasındaki işbirliği, ister istemez ahlaki bir sorgulamayı davet etmektedir. Bu noktada “çıkar” ve “fayda” kavramlarını da birlikte açıklamak gerekecektir. Çünkü filmde karşımıza çıkan seçimlerin, faydacılık felsefesinden hareketle “en fazla sayıda insanın en büyük mutluluğu” kapsayıp kapsamadığı ve ötanazinin“özgür iradeye bağlı bir seçim mi yoksa suç mu” olduğu netleştirilmelidir.  Suç konusu kriminal bir boyut taşıması nedeniyle bir kenara bırakılırsa, aslında özgür iradenin burada en çok tartışılması gereken konu olduğu görülecektir. Ancak oraya gelmeden önce; çıkar kavramının faydacılık ile karıştırıldığı bilindiğinden, ikisi arasında ayrımı belirginleştirmek gerekmektedir.

Çıkar kavramı felsefede, “sadece “birey” açısından bir iyidir, ancak toplumsal bir boyutu da olan faydacılık açısından ahlaki bir değer yansıtmaz (yani nötrdür), aynı tutkular, itkiler gibi bireyi harekete geçirici bir etmendir; ancak onlardan farkı, bir bilinçlilik konusu oluşturmasıdır” diye açıklanarak daha öznel bir amacın temsili sayılmış ve faydadan ayrıştırılmıştır. Çıkarda bir “amaca yönelmişlik” söz konusudur. İnsanların bazen çıkar bazen de bir dürtü ile eyleme geçtiği varsayılırsa, çıkarın içeriği dürtüden farklı olarak düşünülmüş ve bilinçli bir şekilde hedefe yönelme ile doldurulabilir. Diğer bir ifadeyle, çıkar öznelerin kişisel menfaatlerini, fayda ise öznel çıkarların herkesin iyiliğiyle uyumlu olan hal niteliğini belirtir hale gelmektedir.

Dolayısıyla filmdeki ilişki basit bir çıkar ilişkisi olarak görülemez. Başroldeki avukat kadının, konuyu öğrenir öğrenmez dahil olup, ötanazinin sosyal boyutunu sorgulayan bir yargıç rolüne bürünmesi, aslında filmde doğrudan gösterilmeyen ama onun gölgesinde duran “toplum” öğesidir. Burada başka bir ahlaki düğüm daha açılır; kadının ölmek isteyen adamın evine giderek ölüm tercihini yargılamaya yeltenmesi.. Yönetmen bu noktada seyirciye açık bir cevap vermez, aksine kadın ile adam arasındaki diyalogla, hem öznel hem de ahlaki birçok sorgulamayı beraberinde getirir ve geri çekilir. Geriye şu soru kalır: Sosyal kimliklerimiz kendi tercihlerimiz midir yoksa  toplum için ruhumuza yapışan maskeler midir?

Ölmek başlı başına tarifsiz bir vahamet sayılırken, ölmeyi tercih etmek topluma çok daha ağır bir yük bindirir. İşe Yarar Bir Şey filmi, bu çelişkiyi sessizce ama ısrarla görünür kılar. Yaşamanın, bölünmüş kimliklerle ve bunlarla baş edebilme cesaretiyle mümkün olduğunu hatırlatır. Ölmek isteyen adamın penceresinden görünen manzara, yaşamak isteyen biri için büyük bir nimettir. Ne var ki adamın dünyası; sadece o manzaradan ibarettir. Hareket edememek ve günün birinde olduğu sahip olduğu tek şeyden sessizce vazgeçmek…

Filmdeki acı gerçek, kimliklerimiz ve sahip olduklarımızla tanımladığımız her şey, bir pencerenin ardındaki manzaradan akıp giden bir imgeden ibaret olabildiğidir. Bu noktada insan ister istemez özgür irade meselesine tekrar dönüp gelmektedir. Gerçekten neyi tam olarak seçebiliyoruz? Yaşamayı mı, ölmeyi mi? Bazen, ikisinin de çıkmaz bir sokağa girmiş gibi hissettirdiği anlarımız olabilir. Bu durumda kader dediğimiz sığınak aslında özgür iradenin gerçekliğini tekrar tekrar sorguladığımız bir düğüm gibi görünebilir. Burada felsefenin çok faydası olacaktır yine, çünkü filmdeki asıl konudan ayrılmadan, tekrar vurgulamak gerekecektir. Özgür irademiz işe yarar bir şey midir?

Seçimlerimiz Arasına Sıkışan Hayat

Hayatımızın her yerinde bir seçimle karşılaşıyor, seçimlerimizi yaparak ilerliyoruz. Seçimlerimizi yaparken o anki şartlara göre değerlendiriyoruz. Burada zaman kavramını da göz ardı etmemek gerekir. Çünkü zaman; hedefler için en belirleyici değişkendir. Bazı seçimler için çok erken, bazıları için geç olabilir. Planlar, programlar vs. hem bireysel hem de toplumsal kimliğimizin oluşması için gösterdiğimiz zihinsel faaliyetlerdir. Ancak, hayatın zor koşulları devreye girdiğinde seçme şansı oldukça göreceli bir hale gelmektedir. İşte burada esas ayrım ortaya çıkmaktadır. Özgürce mi seçiyoruz yoksa duruma göre mecburi mi? Toplum böyle bir durumda sadece bir yargıç gibi kürsüde oturup, değerlendirmeyi beklemektedir. Dolaysıyla özgür iradenin varlığını sorgulattıran ve seçimlerimizi şekillendiren bir çok etmen olduğu açıkça görünmektedir.

Ancak zor koşullarda özgür iradenin gerçekten devreye girmesi beklenebilir mi? İşte işe yararlığın ahlaki ve öznel ayrımı burada çok ince bir çizgi ile birbirinden ayrılmaktadır. Film de tam bu noktada; seçen ile seçimlerden etkilenen ve bunları izleyen olarak üç karakter karşımıza çıkararak, her birinden ayrı ayrı birer hayat sahnesi önümüze koyabilmektedir. Burada seyirciler olarak bizleri de işin içine dahil edersek, yataktan görünen manzara imgesinin aslında İşe Yarar Bir Şey filminin esas vurucu kısmı olduğu daha rahat anlaşılacaktır. Hayatın akışkanlığını kabul etmek; görünen ile görünmeyenleri de hesaba katarak, belki de hayatın sadece bir bakış açısından ibaret olduğunu fark etmek oldukça önemlidir.

Bu ikilemler hayatın her yerinde en çelişkili halleriyle karşımıza çıkmaktadır. Belki de bu yüzden filmin ana sahnesi bir tren, kalabalık bir masa, bilinmedik duraklar ve sokaklar, bilinmedik yüzler ve rastlantılarla örülüdür. Şiirlerle, yüzleşmelerle, geçmişten dönen hallerle doludur. Barış Bıçakçı’nın dizeleri kulağımıza çarptığında -” yaşamak çukur yerlere doluyor sevgilim”- işe yaramaktan söz etmenin artık başka bir anlamı kalmadığını fark ederiz. Çünkü bazen işe yarayan şey tanımların çok ötesindedir.

İşe Yarar Bir Şey filminin her köşesine serpiştirilmiş faydalı olmak arzusu, hem bireye hem de topluma yöneliktir. Kendi geçmişinin izleriyle dolu bir bir masada cesaretle oturabilmek, önce kendine faydalı olmak demektir. Ölmek gerçeğiyle mesleği gereği her gün karşılaşan bir hemşirenin, kendi yaşamının devamı ve refahı için zor bir sorumluluk üstlenmesi, özgür bir seçimden ziyade bir çıkar olarak bile görülebilir. Ama çıkar gibi görünen bilinçli bir seçimin sonuçları, filmin izleyicinin hayal gücüne bıraktığı esas ödevdir. Ama o tren yolculuğunda bir başkasına eşlik etmek, dertleşmek, susarak yan yana durmak….  İşte şüphesiz bu işe yarar bir şeydir.  Belki de işe yaramak, en sonunda kendine faydalı olabilme cesaretidir.

Ve belki bu film, tam da “en fazla sayıda insanın en büyük mutluluğu”’ndan önce tek bir insanın kendi hayatına dürüstçe bakabilmesini mümkün kıldığı için işe yaramanın ta kendisidir. 

Kaynakça:

1. Dülger, Muzaffer. “ John Stuart Mill’de Bireysel ve Toplumsal Fayda”, 2014. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.

2. Akçağ, Berna. “İşe Yarar Bir Var-oluş”. Sinema Felsefesi Yazıları I. https://gazi.academia.edu/BernaAkcag

3. Özsoy, Aydın ve Öztürk, Serdar. “Pelin Esmer ile Söyleşi”, 2017. SineFilozofi Dergisi, Vol/Cilt:2 No/Sayı:4 ISSN: 2547-6458

Tags: Film İnceleme

Post navigation

Previous Sanat Siteleri: Sanatla İlgilenenler İçin Keşif Rehberi
Next Yeterince Hızlı Değilim

Trending

Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme Book cover for Şehit! by Kaveh Akbar on a bright yellow background with a mounted warrior and a large red sun, plus a seal in the corner. 1

Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme

Is “Kinda Chic” Kinda Chic? Person in an orange shirt climbs a ladder attached to a giant smartphone on a pink background. 2

Is “Kinda Chic” Kinda Chic?

Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir? Gold-plated pendant necklace featuring a framed Pikachu Illustrator card on a dark background with a diamond-studded chain. 3

Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir?

Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi? Rusty sculpture made from stacked chairs on a circular platform in a park, with a white abstract form on top. 4

Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi?

Nilgün Tüzüntürk’ün “Maria Magdalena II” Sergisi Gala Galeri’de Exhibition poster for Nilgün Tüzüntürk's 'Maria Magdalena-2' (Sept 18–Oct 7, 2026) featuring a colorful abstract painting; G&G Galagallery. 5

Nilgün Tüzüntürk’ün “Maria Magdalena II” Sergisi Gala Galeri’de

Sentimental Value: Seni Görüyorum Two people standing in a leafy garden, facing each other as they talk. The man wears a dark blue shirt and the woman a dark denim jacket. 6

Sentimental Value: Seni Görüyorum

İlgili İçerikler

Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme Book cover for Şehit! by Kaveh Akbar on a bright yellow background with a mounted warrior and a large red sun, plus a seal in the corner.

Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme

Is “Kinda Chic” Kinda Chic? Person in an orange shirt climbs a ladder attached to a giant smartphone on a pink background.

Is “Kinda Chic” Kinda Chic?

Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir? Gold-plated pendant necklace featuring a framed Pikachu Illustrator card on a dark background with a diamond-studded chain.

Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir?

Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi? Rusty sculpture made from stacked chairs on a circular platform in a park, with a white abstract form on top.

Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi?

Nilgün Tüzüntürk’ün “Maria Magdalena II” Sergisi Gala Galeri’de Exhibition poster for Nilgün Tüzüntürk's 'Maria Magdalena-2' (Sept 18–Oct 7, 2026) featuring a colorful abstract painting; G&G Galagallery.

Nilgün Tüzüntürk’ün “Maria Magdalena II” Sergisi Gala Galeri’de

Sentimental Value: Seni Görüyorum Two people standing in a leafy garden, facing each other as they talk. The man wears a dark blue shirt and the woman a dark denim jacket.

Sentimental Value: Seni Görüyorum

Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme Book cover for Şehit! by Kaveh Akbar on a bright yellow background with a mounted warrior and a large red sun, plus a seal in the corner. 1

Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme

Is “Kinda Chic” Kinda Chic? Person in an orange shirt climbs a ladder attached to a giant smartphone on a pink background. 2

Is “Kinda Chic” Kinda Chic?

Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir? Gold-plated pendant necklace featuring a framed Pikachu Illustrator card on a dark background with a diamond-studded chain. 3

Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir?

Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi? Rusty sculpture made from stacked chairs on a circular platform in a park, with a white abstract form on top. 4

Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi?

Nilgün Tüzüntürk’ün “Maria Magdalena II” Sergisi Gala Galeri’de Exhibition poster for Nilgün Tüzüntürk's 'Maria Magdalena-2' (Sept 18–Oct 7, 2026) featuring a colorful abstract painting; G&G Galagallery. 5

Nilgün Tüzüntürk’ün “Maria Magdalena II” Sergisi Gala Galeri’de

Sentimental Value: Seni Görüyorum Two people standing in a leafy garden, facing each other as they talk. The man wears a dark blue shirt and the woman a dark denim jacket. 6

Sentimental Value: Seni Görüyorum

Geçici Bir Ev: Otel Odalarının Tekinsizliği Dimly lit hotel bedroom with an unmade bed in the foreground and a window showing a city street outside. 7

Geçici Bir Ev: Otel Odalarının Tekinsizliği

Haber bülteni

Son Yazılar

  • Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme
  • Is “Kinda Chic” Kinda Chic?
  • Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir?
  • Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi?
  • Nilgün Tüzüntürk’ün “Maria Magdalena II” Sergisi Gala Galeri’de

Öneriler

Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme Book cover for Şehit! by Kaveh Akbar on a bright yellow background with a mounted warrior and a large red sun, plus a seal in the corner.

Kaveh Akbar “Şehit” Romanı Üzerine İnceleme

Is “Kinda Chic” Kinda Chic? Person in an orange shirt climbs a ladder attached to a giant smartphone on a pink background.

Is “Kinda Chic” Kinda Chic?

Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir? Gold-plated pendant necklace featuring a framed Pikachu Illustrator card on a dark background with a diamond-studded chain.

Bir Pokémon Kartı Neden Bir Picasso’dan Daha Değerli Olabilir?

Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi? Rusty sculpture made from stacked chairs on a circular platform in a park, with a white abstract form on top.

Kamusal Alan Kimin, Sanatın mı Şehrin mi?

  • Kullanıcı Sözleşmesi
  • Bize Ulaşın

©SanatsalHareketler2026