Skip to content
  • https://www.youtube.com/c/SanatsalHareketler
  • https://www.instagram.com/sanatsaalhareketler/?hl=en

Sanatsal Hareketler

  • anasayfa
  • zemin
    • zemin
    • ekip
  • film & dizi
  • edebiyat
  • felsefe
  • sanat
  • müzik
  • dijital kültür
  • tiyatro
  • destek ol
  • deneysel
YouTube
  • Anasayfa
  • Felsefe
  • Cinsiyet Rolleri Gerekli mi?

Cinsiyet Rolleri Gerekli mi?

Yazar: Hatice Nur Demirezen

Cinsiyet rolleri, insanlık tarihi boyunca sayısız sorunu da beraberinde getirmiş; bizleri ait olmadığımız kimliklerin içinde yaşamaya zorlamıştır. Ancak modern dünyada, bu rollerin gerekliliği giderek daha fazla sorgulanmakta; insanlık, nihayet farklılıkları görmeye ve onlara saygı duymaya başlamaktadır.

Modern Dünyada Cinsiyetler

Ne işe yarıyor bu cinsiyet kavramı? Sen A’sın, sen B’sin, hadi sen de C ol. Sınırlara hapsedilmiş kimlikler bizi daha mı ileri götürüyor? Yoksa kendimizi “bir şey” olarak adlandırdığımızda ayaklarımız yere daha mı sağlam basıyor? Özgüvenimiz mi tazeleniyor; içinde bulunduğumuz çoğunluk bizi destekliyor diye, kendi içimizde mi büyüyoruz? Bizi biz yapan pek bir değerimiz olmadığından mı isimlere, sıfatlara, şekillere sarılıyoruz?

Bir de doğadan alıntılar yapıyoruz yüzsüzce, sözde kendi ifadelerimizi desteklemek için. “Düzene ayak uydurmak” masallarıyla çıktığımız yolda, en ufak bir sorgulama yapmadan nasıl da hayatta kalıyoruz, değil mi? Oysa modern insan—gerçekten modern olan—ilkelliğinden sıyrılmış olandır. Yemeye, içmeye, uyumaya muhtaçlığını hayatının yegâne amacı olmaktan çıkarabilmiş olandır. Cinselliğine söz geçirebilen, kendini ve kimliğini diğerlerinden üstün görmeyen insandır. Az konuşan, çok düşünen, çok çalışan ve pek yargılamayan insandır. Sorgulayan ve sorguladıklarının peşinde koşandır. Önüne çizilen sınırlardan atlayabilmiş, insanların insanlığını görebilmiş kişidir. Aramızda en insan olanımız, en doğal olanımızdır. Ve doğada siz, yalnızca varlığınızla tanınırsınız. Elleriniz ya da ayaklarınızın büyüklüğü, gözlerinizin rengi, saçlarınız veya boyunuzla değil. Hayatta kalabilmek içgüdünüz varsa hayattasınızdır. Ve hayat size kimlik atamaz, siz kimliğinizi kazanırsınız.

Öyle anlaşılmaz insanlar çıkıyor ki hayatta karşımıza, durup düşündüğümde dumura uğruyorum. Diyorlar ki: “Üzerindeki sana yakışmış.” Sonra bir adım ileri gidiyorlar: “Aslında şöyle olsa daha iyi olurdu… Olsun.” Ve öyle yüzsüzleri var ki, aklımıza hayalimize sığmaz tespitler yapıp bizi olduğumuz hâlden bile soğutuyorlar: “Bu sana yakışmamış.” Bu nedir? Ben neyim? Ve sen kimsin? Hayat, bir başkasına göre şekil alamayacağınız kadar kısa ve yoğun; kendiniz olma çabasına girmeniz gerektiği kadar da keskindir. Hayatınızı başkasının fikirlerine göre şekillendirirseniz, pişman olursunuz. Öyle ki bu pişmanlık, hayat boyu geçmeyen bir yara olur; her acıdığında size hatalarınızı hatırlatır. Hataların en büyüğü, toplumun sizden beklediğini yapmak zorunda olduğunuz yanılgısıdır. Ne Stoacılar gibi kadere teslim olup “üzerine düşenin en iyisini yap”, ne de berduşlar, işsizler gibi yan gelip yat. Olman gereken bir şey yok; olmak istediklerin var. Bu yolda insanlar sana “Dur” ya da “Yapma” diyecekler. Ama kendi özgürlüğünü kimsenin merhametine satma. Çünkü senden özgürlüğünü alan hiçbir şey iyi değildir.

Üzerimize bir damga gibi yapıştırılan ve bulunduğumuz her ortamda bizi tanımlamaya yaradığını düşündükleri şeylerin başında cinsiyetler geliyor. Biyolojik sınıflandırmaları bir kenara koyarsak, dünyanın tamamını nasıl olup da yalnızca iki cinsiyete sığdırabildiğimizi hâlâ anlayabilmiş değilim. Milyarlarcası bir yana, binlercesi bile iki sınıfa ait olamayacak kadar karmaşıktır. Ancak insan zihni bu konuda da fazlasıyla duyarsız ve düşüncesiz davranıp kolaya kaçmış; bir K ve bir E yaratıp arkasını dönmüştür. Sanki göz ardı edilen o en önemli şeyler—maneviyatımız, iç dünyamız, ilişkilerimizin eşsizliği—hiç yokmuş gibi, hepimizi aynı görmekte ısrar ederler. Bu, bana göre bir nevi küçümseme, bir nevi hakarettir. İnsan türü, bütün tarihi ve psişik gelişimiyle öylesine derin, öylesine katmanlıdır ki hiçbir kalıba, hiçbir tanıma sığdırılamaz. Ve bu doluluk, modern dünyamızda artık taşmıştır; içinden bin bir farklı renk dökülmektedir. O renklerin içinde kendinizden izler görürseniz şaşırmayın. Çünkü hepimiz birbirimize benziyoruz gibi görünsek de, özümüzde apayrıyız. Hepimiz birer insanız, ama aynı zamanda hepimiz birer ayrı dünyayız.

Kadın, Erkek Ya da Başka Bir şey

Uzun zamandır kendimi eğitmek için didiniyorum. Değişime “görüşümden” başladım; diğerlerini görüşümden ve onlara görünüşümden. Kimseyi şekliyle görmek istemedim. Bu bana hep yaban geldi—basit ve iç karartıcı. Kadın ya da erkek değil, “biri” olarak anılmak ve herkesi de öyle anmak istedim. Çünkü bir arada olabildiğimiz sürece, kimseyi diğerinden ayırmak istemedim. Samimiyetimizi benzerliklerimize ve saygımıza borçluyuz. Saygı duymak için bir öncüle, bir şarta ihtiyaç duyuyor olmak istemedim. Sözün özü: perdeler olmadan da yaşanabilir. Gerçekliğimizi keşfetmek için, kendi kendimize çektiğimiz perdeler de kalkmalı. Bilmediklerimiz dökülmeli ortalığa. En çok dürüstlük başarılı kılar bizi. Kendimize söylediğimiz yalanlardan da sıyrılmalıyız. Hayata bakabilmek için, hayatın akışında önce kendimizi tanımalı, sonra diğerleriyle tanışmalıyız. Ve bunu yaparken, ne isminize ne cisminize ihtiyacım var. Bana ne hissettiğinizi söyleyin—hatta onu da söylemeseniz olur. Ben anlarım. Yeter ki tüm çıplaklığınızla dikilin karşıma. Üzerinize kimlikler giyinip gelmeyin. Ben sizin ruhunuzu da görürüm. Yeter ki bana “bir şeymiş” gibi görünmeyin.

En büyük derdim budur. Seni benden, beni senden ayrı tutan her şeyden yüz çeviriyorum. Çünkü mevzubahis hisler, düşünceler olunca; cinsiyet dedikleri sadece bir safsatadır. Geçmiş zamanların bilgeleri, bugünün kanaat önderleri ve idolleri; çoğunun büyük yanılgısı insanları sınıflandırmaktır. Bir şeyi anlamak için, onun bütününe bakmalısın. Bir denizden bir avuç alıp tadınca tüm denizi içtim diyemezsin. Yalnızca erkeklere bir dünya kurup, kadınları tanımamazlık edemezsin. Binlerce yıllık esaretin üstüne, kadınlara haklar verip, siz de insansınız, artık yaşayın diyemezsin. Gözünüze hoş gelen tipleri yanınıza çekip, kalanları hasta ilan edemezsin. Benim içimi, herkesin içini; benim varlığımı ve ruhumu, herkesin varlığını ve ruhunu bilmeden, dünyayı isimlendiremezsin. Ki bu tamamen imkansızdır. Yetkin kişiye düşen, bilgisinin azlığını, insanların çeşitliliğini, dünyanın karmaşıklığını ayırt edip, her şeyi olduğu haliyle görebilmektir. Bunu yapamayan ise, herhangi biridir.

Toplumu Ayrıştırmanın Binbir Çeşit Hali

Okullarda çocuklar, sokaklarda dilenciler, işyerlerinde münzeviler, yetişkinler arasında düşünürler… Her komünün bir ayrımcılık usulü var. Yalnız bunların tamamına yayılmayı başarmış olanı ise, bizi birbirimize düşüren şu cinsiyet rolleridir. Sahi, ne işe yarıyor bunlar? Erkek dedikleri sabah daha mı dinç uyanıyor? Ya da kadın dedikleri daha mı yaratıcı oluyor? Kimliğinizde yazan cinsiyet, size bilinmeyen kapılar mı açıyor? Ben erkeğim dediğinizde hayatınız anlam mı buluyor? Kadın yaratıldığınız için şükür mü ediyorsunuz? Bugün başka bir bedende uyanacak olsanız, yine siz kalamaz mısınız? Nedir sizi bu role bağlayan? Nedir bazılarınızın övünç kaynağı? O ya da bu olmak, neden bu kadar mühim? İnsanlık tarihinin en büyük yüz karası olan ayrımcılıkların kökeni, hep biri diğeri gibi olmadığı için çıkmadı mı? Teninizin rengi ya da cinsiyetiniz, dininiz ya da içinde doğduğunuz toplum değil mi hep insanları kıran, yok eden? İpin ucu size değmedi diye mi bu kadar mağrursunuz? Bilmediğimden soruyorum, siz sadece siz olamıyor musunuz?

Tags: felsefe İnceleme

Post navigation

Önceki Sanatçı Kimliğinden Bağımsız mıdır?
Sonraki Zilif: İnsan Olabilme Meselesi, Erikli Mektup ve Oruç Aruoba

Son Yazılar

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right. 1

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti?  2

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü 3

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi 4

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek 5

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar? 6

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

İlgili İçerikler

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right.

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

Sanatsal Hareketler Dijital Tasarımlar
Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right. 1

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti?  2

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü 3

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi 4

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek 5

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar? 6

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Trecento ve Hacim Duygusu 7

Trecento ve Hacim Duygusu

Haber bülteni

Son Yazılar

  • Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış
  • Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 
  • Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü
  • Tanrı Olmak ya da Daha İyisi
  • Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Öneriler

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right.

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

  • Kullanıcı Sözleşmesi
  • Bize Ulaşın

©SanatsalHareketler2026