Anton Çehov
Bu yazımda, Rus yazar Anton Çehov’un gerçekçi tiyatronun köşe taşlarından biri olarak kabul edilen Martı adlı oyununu inceleyeceğim.
Anton Çehov’un 1895 yılında kaleme aldığı Martı, ilk kez 17 Ekim 1896’da Aleksandrinski Tiyatrosu’nda sahnelenmiştir. Türkiye’de ise ilk kez 1962 yılında Kent Oyuncuları tarafından Ses Tiyatrosu’nda sahnelenmiş, 1986’da ise İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda Yücel Erten’in yönetiminde yeniden seyirciyle buluşmuştur. Sonraki yıllarda Bursa Devlet Tiyatrosu, İstanbul Şehir Tiyatroları, Sadri Alışık Tiyatrosu ve Pürtelaş Tiyatro gibi toplulukların repertuvarında da yer almıştır.
Eylemden çok karakterlerin iç dünyasına, ruhsal durumlarına odaklanan ve derinlikli diyaloglarla örülü anlatımıyla tanınan Çehov, 1888 yılında Alacakaranlıkta adlı kısa öykü kitabıyla “yüksek sanatsal değere sahip en iyi edebi eser” dalında Puşkin Ödülü’ne layık görülmüştür.
“Eğer birinci perdede duvarda asılı bir silah varsa, o silah mutlaka patlamalıdır.” Sözü ile de, genç yazarlara öğüt vermiştir.
Oyunun Konusu
Oyunun ön planında; bireylerin hayal kırıklıkları, karşılıksız aşkları, aidiyet duygusu ve kent yaşamı ile kırsal yaşam arasında sıkışmışlıkları anlatılırken, arka planda ise değişen toplumsal yapılar, sanat anlayışındaki dönüşüm ve bu dönüşüme gösterilen bireysel ve kuşaksal direniş gözler önüne serilir.
Oyunun Karakterleri
Medvedenko: Annesine ve 3 kardeşine, bakan bir öğretmen Mâşa’ya aşık. Para sıkıntısı dışında hiçbir şeyi sorun etmiyor, kilometrelerce yürümek zorunda kalsa bile.
Mâşa: Çiftliğin kahyası Şamrayev ve Polina’nın kızı. Mutsuz, Treplev’e aşık… Mutsuzluğunu enfiye çekerek ve içki içerek gidermeye çalışıyor.
Sorin: Çiftliğin sahibi, memur emeklisi… Kentte yaşamak isteyen, ancak emekli olduğu için köyde çiftlikte yaşamak zorunda kalan, yaşadığı yeri sevmeyen, gençliğinde yazar olmak, evlenmek gibi hayalleri olan, hayallerinin hiç birini gerçekleştirememiş mutsuz ve hasta bir karakter. Arkadina’nın erkek kardeşi.
Treplev: Arkadina’nın oğlu… Yazar, Nina’ya aşık. Kimliğini bulamamış, annesinin aktris olmasına üzülen, kendine değer vermeyen, evlerine gelen ünlü kişilerin ona annesinin oğlu olduğu için katlandıklarını düşünen ve bu durum altında ezilen, kendini hiç olarak gören, diğer sanatçıların yanında kendini aşağılanmış hisseden, annesinden istediği ilgi ve sevgiyi alamayan, annesinin onayına ihtiyaç duyan, değişimi savunan, annesini iyi tanıyan bir karakter.
Arkadina: Aktris… Kendisinden yaşça küçük Trigorin ile bir ilişki yaşıyor. Yaş kompleksi var, genç görünmek arzusunda… Kendinden başka bir aktrise hayran olunmasına tahammülü yok. Cimri, boş inançları var. İleriyi düşünmeden, sadece anı yaşıyor. Akıllı,bakımlı, değişime direnen bir karakter.
Nina: Gölün karşı kıyısında üvey annesi ve babası ile birlikte yaşayan, üvey annesi ve babası tarafından baskı gören, evden çıkmakta bile zorlanan, aktris olmak isteyen, aktris ya da yazarları kafasında tabulaştıran, hep mutlu olduklarını sanan, Trigorin’e aşık ve değişim isteyen bir karakter.
Trigorin: Yazar … Arkadina ile pragmatist bir ilişki içinde… Yaşadığı hayattan ve yazarlıktan memnun değil, ancak yazarlık yapmaktan başka çaresi de yok, yazabilmek için her gördüğünü not alan, aldığı notlarla hikayeler yazan, Arkadina ile de yazarlık kariyeri için birlikte olan bir karakter.
Şamrayev: Çiftliğin kahyası, Mâşa’nın babası… Çiftliğin yönetiminden sorumlu bu uğurda çiftlik sahibine bile karşı çıkan emir almayan, çiftlikteki düzeni sağlayan, sık sık geçmişi hatırlayan bir karakter.
Polina: Şamrayev’in karısı, Dorn’a aşık, kocasından ayrılıp, Dorn ile birlikte olmak istiyor.
Dorn: Eskiden kadınların gözdesi olan, tartışmalarda orta yolu bulmaya çalışan, dert dinleyen, ılımlı bir karakter.
Oyunun Sahneleri
Oyun toplam 4 perdeden oluşuyor.
1-PERDE Sorin’in çiftliğinde bahçenin bir bölümünde derme çatma bir sahne, zaman akşam.
Martı adlı oyun, Medvedenko ile Mâşa’nın diyaloglarıyla başlar. Bu sahnede, Treplev ile Nina’nın birbirlerini sevdiklerini, Medvedenko’nun ise Mâşa’ya âşık olduğunu ancak bu aşkın karşılıksız kaldığını öğreniriz. Arkadina ve Trigorin, şehirden yaz tatili için çiftliğe gelmişlerdir. Treplev’in yenilikçi bir anlayışla yazdığı tek kişilik oyun, çiftliğin bahçesinde sahnelenecektir; dekor olarak ise göl ve doğa kullanılmıştır.
Treplev ile Sorin arasındaki diyaloglar aracılığıyla, Arkadina, Trigorin ve Nina hakkında daha fazla bilgi ediniriz. Sonrasında Nina’nın gelişiyle oyun başlar; ancak Arkadina’nın oyunu küçümsemesi Treplev’in öfkelenmesine ve oyunu yarıda kesmesine neden olur.
Arkadina, Trigorin ile Nina’yı tanıştırır. Nina, Trigorin’in yazılarını çok beğendiğini söyler ve aktris olmak istediğini dile getirir; ancak anne ve babasının baskıları yüzünden bu hayalini gerçekleştirmekte zorlandığını anlatır. Arkadina ise, Nina’nın annesinin ölmeden önce bütün servetini babasına bıraktığını, babasının da bu serveti ikinci eşinin üzerine yaptığını ve Nina’nın hiçbir maddi varlığının olmadığını ifade eder.
Nina, eve dönmesi gerektiğini söyleyerek ayrılır. Sorin’in üşümesi üzerine Arkadina, Trigorin ve diğerleri de içeri geçer. Bahçede yalnız kalan Dorn’un yanına daha sonra Treplev gelir. Dorn, Treplev’in oyununu beğendiğini söyler ve yazarlık konusunda onu destekler.
Treplev, Nina’nın gittiğini öğrenince, Mâşa’nın annesinin kendisini çağırmasına rağmen onun peşinden gider. Bu esnada Mâşa, Dorn’a Treplev’e âşık olduğunu itiraf eder.
2-PERDE Sorin’in çiftliğinin bahçesi kroket alanı, zaman öğle
Arkadina, Mâşa ve Dorn bahçededir. Arkadina, kendisini övmekte; Mâşa ile kendini kıyaslayarak ne kadar genç göründüğünü vurgulamaktadır. Bir süre sonra Sorin gelir. Nina da o sırada çiftliktedir; çünkü annesi ve babası üç günlüğüne tatile gitmiştir ve bu durum onun biraz rahatlamasını sağlamıştır.
Arkadina, Trigorin’e olan aşkından söz eder. Trigorin’in gölde balık tuttuğunu ise Nina’dan öğrenir. Nina’ya, oğlu Treplev’in durumu hakkında sorular sorar; yüzünün gülmediğini, canının sıkkın olduğunu dile getirir. Bu esnada Mâşa, Nina’dan sahnelenen oyundan bir bölüm okumasını ister; ancak Nina, oyunun ilginç bir yönü olmadığını söyler. Mâşa ise oyunu hayranlıkla anlatır.
Polina ve Şamrayev gelir. Şamrayev, Arkadina’ya şehir yolculuğunun doğru olup olmadığını sorar. Doğru olduğunu öğrenince, çavdarların kaldırıldığı bir dönemde tüm işçilerin çalıştığını ve bu nedenle at veremeyeceğini belirtir.
Bu açıklama üzerine Arkadina ile Şamrayev arasında tartışma çıkar. Şamrayev, çiftlikteki işleyişten Arkadina’nın haberinin olmadığını söyler. Arkadina sinirlenir, Moskova’ya dönmeye karar verir ve kendisi için at kiralanmasını ister. Şamrayev ise bunun üzerine istifa ettiğini açıklar.
Arkadina, her yaz benzer sıkıntılar yaşandığını ve bir daha çiftliğe gelmeyeceğini belirtir. Tam bu sırada Trigorin gelir. Tartışmalar üzerine Sorin de sinirlenir ve ne kadar at varsa getirilmesini emreder.Nina, bir aktrisin isteğinin yerine getirilmemesine şaşırır; bu durumu anlamakta zorlanır. Sorin, kız kardeşinden çiftlikte kalmasını ister; Şamrayev’le de konuşup onun kahyalığı bırakmaması için çaba göstereceğini belirtir.
Dorn, Şamrayev’in tutumunun kaba olduğunu ve aslında onu kovmak gerektiğini söyler; ancak Arkadina ve Sorin’in özür dileyeceklerini öngörür.Bu esnada Polina, Dorn’a artık kocasının kabalıklarına katlanamadığını ve onunla birlikte yaşamak istediğini söyler. Dorn ise bu teklifi geri çevirir.Nina ise kendi kendine Arkadina ve Trigorin’in sıradan insanlar gibi tartışmalarına, gülmelerine, öfkelenmelerine şaşırmaktadır.
Treplev elinde bir tüfek ve vurulmuş bir martıyla sahneye gelir. Martıyı Nina’nın ayaklarının dibine bırakır. Bu martıyı öldürmenin alçakça bir davranış olduğunu, yakında kendini de aynı şekilde öldüreceğini söyler. Ayrıca, o akşam sahnelenen oyunun başarısızlığından sonra Nina’nın değiştiğini, kendisinden uzaklaştığını ve oyunun tamamını yakarak yok ettiğini ifade eder.
Nina, Treplev’in son zamanlarda çok alınganlaştığını, martının bir simge olduğunu ama kendisinin simgeleri anlayamadığını söyler. Treplev’i anlamak için fazla basit olduğunu da ekler.
Bu esnada Trigorin gelir. Treplev, gerçek yeteneğin ortaya çıktığını, Nina’nın bakışlarının Trigorin’in ışığında eridiğini söyler ve engel olmak istemediğini belirterek oradan uzaklaşır.
Trigorin, elindeki kâğıda Mâşa hakkında bazı notlar alır. Nina ile yalnız kaldıklarında yazarlık üzerine konuşurlar. Trigorin, yazma serüveninin nasıl başladığını, yazmanın hayatını nasıl yok ettiğini anlatır. Köyden çok hoşlandığını da dile getirir.
Arkadina uzaktan Trigorin’e seslenir. Trigorin, yerdeki martıyı fark eder ve ne olduğunu sorar. Nina, martıyı Treplev’in vurduğunu açıklar. Trigorin, Nina’dan Arkadina’yı burada kalmaya ikna etmesini ister.
Nina, Trigorin’in ne yazdığını merak eder. Trigorin, çocukluğundan beri göl kıyısında yaşayan genç bir kızdan bahsettiğini söyler. Bu kız, gölü çok sevmektedir; tıpkı bir martı gibi özgür ve mutludur. Bir gün göle gelen bir adam onu görür ve yapacak bir işi olmadığından ona yazık eder.
Arkadina tekrar seslenir ve Trigorin’in kalmasına karar verdiğini bildirir.
3-PERDE Sorin’in çiftliği yemek odası, zaman sabah
Trigorin kahvaltı yaparken, Mâşa onun yanında ayakta durmaktadır. Mâşa, içindeki aşkı söküp atacağını söyler. Trigorin bunun nasıl mümkün olacağını sorunca, Mâşa Medvedenko ile evleneceğini belirtir. Trigorin ise buradan ayrılmak istemediğini, Treplev’in son derece dengesiz davrandığını, önce kendini vurduğunu, şimdi de onu düelloya çağırdığını ifade eder. Mâşa ise Treplev’in tüm bu davranışlarının kıskançlıktan kaynaklandığını düşünmektedir.
Bu sırada Nina gelir. Trigorin’e, bir yüzünde adının baş harfleri, diğer yüzünde ise Trigorin’in kitabından sayfa ve satır numaralarının yazılı olduğu bir madalyon hediye eder. Trigorin, madalyonun referans verdiği kitabı incelemeye gider.
Sorin, kardeşi Arkadina ile birlikte şehre gitmek istemektedir. Ancak Arkadina, onun çiftlikte kalmasını ve oğluna göz kulak olmasını ister. Treplev’in neden kendini vurduğunu tam olarak anlayamadığını söylese de, asıl nedenin kıskançlık ve Trigorin olduğunu bilmektedir.
Sorin, yeğeni Treplev’in bu evde yaşamasının uygun olmadığını, kendini bir asalak gibi hissettiğini ifade eder. Arkadina’dan oğluna para vermesini ister, fakat Arkadina bu isteği geri çevirir.
Sorin’in başı döner; Treplev ve Medvedenko gelip onu yatırırlar. Treplev, annesine dayısının köyde kalmak istemediğini ve eğer borç verirse yılı şehirde geçirebileceğini söyler. Ancak Arkadina yine parasının olmadığını belirtir. Treplev annesinden başındaki sargıyı değiştirmesini ister; Arkadina bu isteği yerine getirir ve oğlunu öper.
Treplev, çocukluk günlerini hatırlayarak, annesini çok sevdiğini ancak Trigorin’in etkisinden kurtulamadığını dile getirir. Arkadina, oğlunun soylu olduğunu söylese de, Treplev onu korkak olmakla suçlar. Arkadina, gitmek isteyenin kendisi olmadığını söyleyince, Treplev onun yüzünden herkesin kavga ettiğini, bu sırada Nina’yı etkileyerek onu “iyi bir yazar” olduğuna ikna ettiğini ifade eder.
Arkadina, Treplev’in Trigorin’i kıskandığı için ona iftira attığını söyleyerek başındaki sargıyı çıkarır ve oğlunu dekadan olmakla itham eder. Aralarında hararetli bir tartışma yaşanır. Önce Treplev, ardından Arkadina ağlar. Arkadina, oğlunu kucaklayıp öper ve ondan af diler. Treplev de annesine sarılır; Nina’nın artık kendisini sevmediğini, her şeyi kaybettiğini söyler. Anne ve oğul barışırlar. Arkadina, oğlundan Trigorin’le de barışmasını ve düellodan vazgeçmesini ister. Treplev bu teklifi kabul eder, ancak Trigorin’i görmek istemediğini belirtir.
Trigorin, Nina’nın hediye ettiği kitabı bulmuş ve içinde yazanı okumuştur: “Eğer bir gün hayatım sana gerekecek olursa, gel ve al onu.”
Trigorin, Arkadina’ya bir gün daha kalmak istediğini söyler. Arkadina bunu kabul etmez. Trigorin, eğer öyleyse kendisinden vazgeçmesini ve sadece arkadaş kalmalarını ister. Gitmek ister; ancak Arkadina buna izin vermez. Duygusal baskı ve sözleriyle Trigorin’i etkiler. İsterse kalabileceğini söyler. Trigorin, birlikte gitmek istediğini belirtir; çünkü yazarlık kariyeri Arkadina’ya bağlıdır. Arkadina da bunu hatırlatarak kararını etkiler.
Tam yola çıkacakları sırada Nina ile karşılaşırlar. Nina, yeni bir hayata başlama ve sahneye çıkma kararı aldığını, bu nedenle Moskova’ya gideceğini söyler. Trigorin ona bir otel adı verir ve kendisine haber ulaştırmasını ister.
4-PERDE Sorin’in evi, salonda değişiklik olmuş Treplev kendisine çalışma odası yapmıştır. Zaman akşam
Aradan iki yıl geçmiştir. Mâşa ve Medvedenko evlenmiş, bir çocuk sahibi olmuşlardır. Ancak Mâşa, kendi evinde kalmak yerine hâlâ Sorin’in çiftliğinde yaşamaktadır. Bu sırada Treplev’in yazıları dergilerde yayımlanmaya başlamıştır.
Dorn ve Medvedenko, tekerlekli sandalyesiyle Sorin’i getirirler. Sorin, kız kardeşi Arkadina’yı sorar; istasyona Trigorin’i karşılamaya gittiğini öğrenir. Dorn, Nina’nın tuhaf bir hayat sürdüğünü duymuştur ve bunu Treplev’e sorar. Treplev, Nina’nın evden ayrıldıktan sonra Trigorin’le birlikte yaşamaya başladığını, bir çocukları olduğunu fakat bebeğin öldüğünü anlatır. Ayrıca Nina’nın sahnede başarılı olamadığını, Trigorin’in onu terk ettiğini ve eski ilişkilerine döndüğünü söyler. Ona göre Trigorin, hayatındaki herkesi aynı anda idare edebilecek kadar zekidir.
Treplev, bu süre boyunca Nina’nın oyunlarına gitmiş, ondan mektuplar almıştır. Nina mektuplarını “Martı” diye imzalamaktadır. Son günlerde Nina’nın burada bir otelde kaldığını, kimseyle görüşmek istemediğini belirtir.
Medvedenko ise Nina’yla görüştüğünü ve geleceğini söylediğini aktarır. Treplev, Nina’nın ailesinin onun adını dahi duymak istemediğini, çiftliğe yaklaşmaması için etrafı bekçilerle çevirdiklerini ve bu yüzden gelmeyeceğini düşünmektedir. Bu sırada Sorin, Nina’ya âşık olduğunu itiraf eder.
Bir süre sonra Arkadina, Trigorin ve Şamrayev gelir. Trigorin ile Treplev tokalaşırlar. Yanlarında, Treplev’in yazısının yayımlandığı dergi de vardır. Arkadina ve Polina, odanın ortasına bir oyun masası kurarlar. Mâşa, babasından Medvedenko’nun eve dönebilmesi için at ister; fakat Şamrayev her zamanki gibi yine at vermez. Medvedenko da yürüyerek gideceğini söyleyerek çıkar. Ardından tombala oynamaya başlarlar.
Trigorin, Treplev’in yazılarını eleştirir. Arkadina ise dergideki yazıyı henüz okumamıştır. Dorn, Treplev’in yeteneğine inandığını söyler ve onun simgesel düşünme tarzını över.
Bu esnada Şamrayev, Trigorin’e daha önce martının içinin doldurulmasını emrettiğini hatırlatır. Trigorin ise böyle bir şeyi hatırlamadığını söyler. Tüm bu konuşmaları Treplev uzaktan dinlemektedir.
Diğerleri yemeğe gider, Treplev yalnız kalır. Bir süre sonra Nina gelir ve kimsenin kendisini görmemesi için kapıyı kilitlemesini ister. İkili sohbet eder. Treplev, Nina’yı hâlâ sevdiğini ve ondan asla vazgeçmediğini söyler. Nina ise Trigorin’in tiyatroya inanmadığını, kendi hayalleriyle alay ettiğini anlatır. Buna rağmen hâlâ Trigorin’i sevdiğini itiraf eder ve gider.
Diğerleri salona geri döner. Şamrayev, martıyı yeniden ortaya çıkarır; Trigorin ise hâlâ onu hatırlamadığını belirtir. O sırada sahne gerisinden bir silah sesi duyulur. Arkadina, ne olduğunu sorar. Dorn, sesin bir ilaç şişesinin patlamasından geldiğini söyler. Ardından sessizce Trigorin’e dönerek, Treplev’in kendini vurduğunu bildirir.
Oyunun Dramatik Yapısı
Oyunlarında eylemden çok diyaloglara yer veren Anton Çehov’un Martı adlı bu oyununda bir çok olayı diyaloğlar yoluyla öğreniyoruz. Derinlikli ve ustalıkla yazdığı diyaloglardan, oyundaki karakterlerin ruh hallerini, kişilik yapılarını anlayabiliyoruz. Oyundaki hareketlilik, Arkadina ve Trigorin’in köye geliş ve gidişleri ile sağlanıyor.
Oyunun temel çatışması eski yeni çatışması ve bu çatışmaya ek olarak, anne oğul, aynı kadını seven iki adamın çatışması , çiftlik sahibi ile kahyanın çatışması gibi yan çatışmalar da mevcut. Oyunda tekrarlar mevcut ve bu tekrarlardan bazıları… Martı adlı oyun, bir tiyatro oyunu ile başlıyor, yine bir oyunla, tombala oyunu ile bitiyor.
Şamrayev’in her istendiğinde at vermemesi, Arkadina ve Trigorin’in çiftliğe gelişi ile başlayan oyun yine onların çiftliğe gelişi ile bitiyor. Zaman olarak akşam başlayan oyun, yine akşam da bitiyor ve oyunun başlangıcında Mâşa’nın Medvedenko’nun “Neden hep siyahlar giyersiniz ?” sorusu üzerine verdiği “Yastayım” cevabı daha oyunun başında bize ölümü hatırlatıyor.
Bütün bu tekrarlar ve başlangıç ve bitişteki benzerlikler bize dramatik yapının ne kadar iyi kurulduğunu gösteriyor. Oyun içinde oyun olması ise yazarın William Sheakespeare’ın Hamlet oyunundan esinlendiğini düşündürüyor. Oyunda Hamlet’in annesine söylediği repliği Treplev’de Arkadina’ya söylüyor ve tıpkı Hamlet oyununda olduğu gibi annesinin birlikte olduğu kişiden ayrılmasını istiyor.
Oyunu, serim, düğüm, çözüm yapısına göre incelersek, birinci ve ikinci perde için serim, üçüncü perde düğüm, dördüncü perde de çözüm diyebiliriz.Birinci ve ikinci perdede kişileri, yaşamları ve karşılıksız aşkları öğreniyor, üçüncü perdede Mâşa ve Nina’nın kararları, Nina artist olabilecek mi ? Mâşa mutlu olabilecek mi ya da yastan kurtulabilecek mi sorusu, dördüncü perdede çözümleniyor.
Yazar Anton Çehov, olacaklar hakkında ipucu vermek yerine, olacakları önceden olduğu gibi söylüyor.Treplev’in martıyı öldürdükten sonra, kendisini de öldüreceğini söylemesi…Trigorin’in Nina için “Özgür bir martı iken günün birinde bir adamın gelip, yapacak bir işi olmadığı için ona kıydığını “ söylemesi…Bu söylenenlerin oyunun sonunda gerçekleşmesi…
Belki de bu yöntemi, kimsenin birbirini dinlemediğini anlatmak için kullanmış olabilir.Oyundaki karakterler çoğunlukla mutsuz, köy ve kent yaşamı arasında sıkışıp kalmış.Köyde yaşayanlar kentte yaşamak istiyor, şehirde yaşayan Trigorin ise köyde yaşamak istiyor. Bir tek Arkadina şehirde yaşamaktan memnun gözüküyor.Kimse halinden memnun değil, gerçekleşmeyen hayaller, karşılıksız aşklar…Arkadina ve Şamrayev haricinde diğer karakterler bir şeylerin değişmesini istiyor ancak değişim için pek bir çabaları da yok.
Değişim için çaba gösteren bir tek Nina oluyor, onun çabası da hüsranla sonuçlanıyor.Treplev’de yenilikçi bir yazar olarak kendini ispatlamaya çalışsa da, kendini değersiz görmesi, annesinin onayına ihtiyaç duyması, aslında bütün çabasının kendisini annesine ispatlamak olması ve yazarlığı da bu yüzden istemesi, annesinin yazdıklarını okumaması ve Nina’nında bütün yaşadıklarına rağmen Trigorin’i sevmeye devam etmesi, intihar etmesine sebep oluyor.
Oyundaki Martı kim diye soracak olursak. Herkes biraz martı aslında…Hayatları ve mutlulukları hep başkalarına bağlı, belki de oyunda martı olmayan tek kişi Şamrayev… Kendi kararlarından taviz vermeyen, tek derdi çiftliği yönetmek olan ve ruh halinden yakınmayan tek kişi.
Kaynaklar :
Anton Çehov Martı Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları /Ataol Behramoğlu Çevirisi
Anton Çehov’un Martı Oyununda Yapısalcı Yöntem Açısından Bir Gösterge Olarak Tekrarlar /M.Elif Tüfekçi
Vikipedia Martı Oyunu