Eserleriyle Türk edebiyatına farklı bir bakış açısı kazandıran yazar Alper Canıgüz, Gizli Ajans adlı romanı ile de Litprom’un Weltempfänger En İyiler Listesi’nde yer aldı. Yazarın üçleme romanı, Oğullar ve Rencide Ruhlar, Cehennem Çiçeği ve Kıyamet Park fantastik polisiye türünde. Her üç romanda 5 yaşındaki dedektif Alper Kamu’nun çevresinde meydana gelen cinayetleri çözmesi konu ediliyor.
Oğullar ve Rencide Ruhlar’da yaşadığı mahallede meydana gelen cinayeti çözerken, bizde Alper Kamu ile tanışıyoruz. Cehennem Çiçeği romanında, bir yandan amcasının ölümünden sorumlu gördüğü Adalet’i araştırırken, diğer yandan da mahallerine yeni taşınan arkadaşı Ümit’in, kardeşinin cinayetini araştırıyor. Kıyamet Park romanında, ailesiyle çıktığı tatilde otelde işlenen bir cinayeti araştırır ve bu kez karşısında bir rakip de vardır.
Yazar Alper Canıgüz ilk kitabı Oğullar ve Rencide Ruhlar “5 yaş insanın en olgun çağıdır, sonra çürüme başlar” cümlesi ile açılır. Romanların karakteri Alper Kamu sıra dışı bir çocuk…
Üç romanında ana çatışma konusu kendini camdan atıp öldürmekle, yaşayıp cinayet çözmek arasında gidip gelen Alper Kamu’nun iç çatışması. Karakterin adından da anlaşılacağı gibi yazar Albert Camus’nün yaşamın anlamsızlığı felsefesine bir gönderme yapıyor. Her üç romanında olay kurgusu çok başarılı. Son ana kadar cinayeti işleyen katil hakkında tahminlerde bulunsanız da, cinayeti tam olarak çözmeniz romanların sonunda Alper Kamu ile birlikte gerçekleşiyor.
İpuçlarını adım adım incelikle veriyor, olay akışları gayet doğal işliyor, okuru Alper Kamu’nun iç sesiyle öyle meşgul ediyor ki merak unsuru romanların sonuna kadar sürüyor. Adım adım verilen ipuçları ve olay akışları romanların sonunda puzzle’ın parçaları gibi cinayetin çözümlenmesine yarıyor. Oğullar ve Rencide Ruhlar romanında on birinci bölümde yer alan bilinç akışı sahnesi çok başarılı ve Sigmund Freud’un Oidipus kompleksine gönderme yapıyor. Bu göndermeyi Cehennem Çiceği romanının beşinci bölümündeki rüyada ve Kıyamet Park romanının yine beşinci bölümünde hayali arkadaşlarıyla oynadığı hikâyelerde de görüyoruz.
Oğullar ve Rencide Ruhlar romanında psikolojik tespitler ve terimler biraz fazla olsa da diğer romanlarda bu durum azalıyor. Alper Kamu’nun iç konuşmaları, kendini eleştirmesi, vicdanı, içsel çatışmaları, isyanları, kendi ile dalga geçmesi, kimi zaman bir yetişkinden daha bilgili kim zamanda saf bir çocuğa dönüşmesi, korkuları, isyanları ve merakı ile derinlikli bir karakter.
Yazar Alper Canıgüz, Cehennem Çiceği romanında Alper Kamu’nun görmediği bir konuyu okura göstererek hiç kimse görmek istemeyen biri kadar kör değildir diyor âdeta. Kitapları okurken kâh kahkaha atarken, kâh düşünüp sorgularken buluyorsunuz kendinizi. Bazen de karakterle birlikte kendi bilinçaltınıza bakarken… Üç kitapta da aileye, topluma, sisteme ve otoriteye yönelik eleştiriler var ancak bu eleştiriler mizahla ve ince bir zekâ ile yapıldığı için okuru yormuyor aksine düşündürüyor.
Üst katmanda işlenen öykülerin altında mizah ve zekâ ile harmanlamış incelikli bir kurgu ve derinlikli yorumlarla da yazar okurunu şaşırtmayı başarıyor. Yazarın üslubu, kurgusu her kitapta daha da güzelleşiyor ve yeni kitaplarını okuma isteği doğuruyor.
Yaşamla ölüm arasında gidip gelen Alper Kamu gerçekleri arayan, gerçekleri bulmak için sonuna kadar mücadele eden bir karakter. Gerçeklerle yüzleşmek canını acıtsa da mücadeleden ve gerçeği aramaktan vazgeçmeyen biri, bu durumda, yetişkin olmuş ancak çocuk kalmış, çocukluk travmalarıyla, gerçeklerle ya da kendisi ile yüzleşememiş yetişkinleri hatırlattı bana. Belki de yazar Alper Canıgüz psikoloji eğitimi almış olmasının da bilinciyle, karakterin yaş ile değil psikolojik olgunlukla ilgili olduğunu anlatıyordur kim bilir…
Kıyamet Park’tan bir alıntı
“Gebze bayisi beni sallamadan, belli ki iyice koyulaşmış sohbetlerini kaldığı yerden sürdürdü.
- Şimdi abicim ne olacak bu demokrasi gelince memlekete, onu de bir hele?
- Ne olacağı var mı? dedi babam keyifle, hepimiz özgür olacağız.”
- Nasıl yani bizim karı da mı özgür olacak?
Ey koca Sokrates! Ey Platon! Kalkın yattığınız yerden de, insanoğlunun ikibinbeşyüz yıllık demokrasi idealini tek bir soruyla yerle bir eden şu büyük düşünüre şapka çıkarın. Onca kafa yordunuz. Onca dil döktünüz demokrasi denen şeytan icadının tehlikeleri hakkında amma velakin bu topraklara kim bilir hangi kadim çağda çalınmış, kendisi hiç değişmezken her şeyi kendisine dönüştüren o tadına doyulmaz mayanın şuuruyla dillendirilmiş şu itiraz gelmedi aklınıza. Eğilin irfanımızın yüceliği karşısında ve artık teslim edin hakkımızı: Siz giderken biz çoktan dönmüştük, siz yoğurt nedir bilmezken biz Anadolu’nun göllerini mayalıyorduk.”
İnsan ancak kalıplarla düşünmeyi bıraktığında özgürleşir ve demokrasi bireyde başlar.
Kaynakça
Litprom. (n.d.). Litprom. https://www.litprom.de
Canıgüz, A. (2004). Oğullar ve Rencide Ruhlar. Alfa Yayınları.
Canıgüz, A. (2005). Cehennem Çiçeği. Alfa Yayınları.
Canıgüz, A. (2008). Kıyamet Park. Alfa Yayınları.