Türk mitolojisinde kam veya şaman kültürü en önemli unsurlardan birisidir. Mitolojimizin kökenleri anaerkil ve toplayıcı-avcı dönemlere uzanmaktadır. Coğrafi konumu net olmasa da Altay dağları, Altay – Kırgız bozkırları arası veya 90. boylamın doğusu gibi tespitler vardır. Bir sınır çizmek kolay değil zira etkisi dünyanın birçok yerine yayılmış bir milletin köklerinden bahsediyoruz, dolayısıyla günümüzde de birçok toprakta Türk mitolojisinin bugüne uzanmış geleneklerine rastlamaktayız. Mitoloji, inanç sistemlerini, toplumsal yapıyı ve kültürü bir bütün halinde şekillendiriyor.
Kamlık Dini veya Şamanizm ise fazlasıyla derin. Günümüzde de hâlâ varlığını devam ettiren kamlık dini ve şamanizm kandaş toplum açısından arkaik bir döneme dayanıyor. Kam ve şaman ayinleri kritik ve aktif olarak inancı taşıyan toplumlarda hâlâ devam etmekte. Eski Türk kültüründe ayin ve törenler iki kısma ayrılır: Önemli olaylarda yapılan ayinler ve törenler, tesadüfi olaylar neticesinde yapılan törenler. İlki için ilkbahar, yaz ve güzü örnek verebiliriz. Bahar bayramı müslüman olan Kazak, Kırgız ve Başkurtlarda “kımız murunduk” adıyla bugün de kutlanmaktadır.
Kam olma süreci de hayli mühimdir. Aday ya bir kam ailesinden gelmeli veya yeteneklerine göre seçilmelidir. Kamlık “öğretilen” bir şey değildir, genç kamın yaşlı ve tecrübeli bir kam tarafından “yetiştirilmesi” gerekir. Şamanların görevlerine baktığımızda yalnızca dini bir lider olmaktan öte, çok yapılı ve çok yönlü bir ayrım görüyoruz. Şamanlar kehanette bulunur, büyü yapar, kurban keser, ruhlarla iletişime geçer, ölünün ruhunu öbür dünyaya gönderir, ağır hastalıkları tedavi eder, avcılıkta şanssızlığı ortadan kaldırır. Dolayısıyla tek bir görevi yoktur. Şaman gökyüzünde Ülgen Ata ile, yer altında Erlik ile dostluk kurar. Benzeri birçok iş şamanın sorumluluğundadır. Ayin ve törenlerde kullandıkları eşyaların ve şamanların giysilerinin her birinin özel anlamları vardır.

Tanrılar ve ruhlar hakkındaki bilgilerimizin bir kısmını ayinlerde kamlar ve şamanlar tarafından okunan dualardan öğrensek de bu duaları tespit etmek çok zordur. Ayinlerden sonra kamlar tekrar dile getiremez çünkü dualar tamamen doğaçlamadır. Ve şamanlar, tanrılarına ait bildikleri şeyleri gizli tutarlar. W. Radloff’un bir anlatısında, karşılaştığı Hristiyanlığı kabul etmiş şamanlar bile bilgi vermeyi reddetmiştir. Kamın cübbesine Altaylar “manyak” adını verirler. Bu cübbenin üzerinde semboller bulunur, göğüs kısmında kadın memelerini andıran yumrular vardır ve kamlar cübbeleri olmadığı takdirde kadın entarisi de giyerler. Kırgız ve Kazak “baksıları” Altay ve Saha kamları gibi özel cübbe veya elbise giymeseler de perçem ve külahlarına kuş tüyü takarlar. Bazıları için bu da mühim değildir.
Mitlerimize göre her kamın iki adet davulu vardır. Birisi ayinlerde yer ederken diğeri saklanmalıdır. Kimi zamanlarda kamlar davul yerine küçük bir yaya sahip olsalar da bu yay tam olarak bir ayine ait sayılmaz. Altaylar davulun tokmağına “orbu” derken Sahalar ise “bulaayah” diye adlandırırlar, kayın ağacından veya geyik boynuzundan yapılır. Bu davullar kamın ruhunun dünyanın çevresinde dolaşmasını sağlar. Karada davul at, tokmak kamçı; suda davuk kayık, tokmak kürek ve gökyüzünde davul kuş görevini görür. Doğu Türkistan’ın müslüman baksıları, davul yerine def ve dombak kullanır. Ayin yaparken defi başka birisi çalarken dombakı baksının kendisi çalar. Davul milletimizin en eski zamanlarından beri kullanılmaktadır. Saha şamanlarının davul bulamadıkları zaman at kuyruğu kullandıkları da görülmüştür. Her kamın davulu, kam öldükten sonra bir ormanda parçalanıp ağacın dalına asılır. Kendisi de ağacın dibine gömülür.
Kamlık ve Şamanlık kültürü çok detaylı, bildiğimizden daha farklı özelliklere ve görevlere sahipler. Şaman törenleri ve geleneklerini ve Türk mitolojisine dair daha fazlasını bir sonraki yazımda bulabilirsiniz.