Loula Anagnostaki'nin
İncelediğim oyun, Loula Anagnostaki’nin “Resmi Geçit” oyunu. Hikaye Yunanistan’ın 1967-1974 yıllarında yaşadığı albay cuntası döneminde geçmektedir. Bu dönem, Ülkedeki aşırı sağcı askerlerin gerçekleştirdiği bir darbe sonucu ülkenin başına geçmesiyle başlar (21 Nisan 1967). Bu darbenin arka planı, II. Dünya Savaşı sonrasında gerçekleşen Yunan İç Savaşı ve oluşturduğu kutuplaşmanın bir sonucudur. Soğuk savaşın getirisi olan Komünist yapılanmalar ülkedeki sağcı grupların radikalleşmesine sebep olmuş ve iktidar korkusu oluşturmuştur.
Ülkedeki merkez ve sol partilerin büyümesi, orduyu rahatsız etmiştir. 1960 ile başlayan siyasi iktidarsızlık ve toplumsal kutuplaşmalar ordunun yaptığı darbenin önünü açmıştır. Darbe sonrasında ülkedeki binlerce kişi gözaltına alınmış pek çok aydın ve sanatçı bu darbenin kurbanı olmuştur. Oluşan baskı rejimi ülke tarihinin en kanlı dönemlerinden biri olarak kabul edilir, çünkü Cunta hedef aldığı öğrencileri, aydınları ve muhalefetin sesini bastırmak için her türlü şiddet eylemini meşrulaştırmıştır. Cunta rejimi oluşturduğu antidemokratik yönetimi altı yıl boyunca sürdürebilmiştir. İlk büyük halk ayaklanması 1973 yılında gerçekleşmiş ve yönetim bu ayaklanmadan ciddi bir yara almıştır, bu ayaklanma sırasında tanklar üniversitelere girmiş ve onlarca öğrenciyi öldürmüştür (Atina Politeknik Direnişi). Bu ayaklanmadan bir yıl sonra Kıbrıs’a yapılan darbe ve ardından gelen Türk müdahalesi sonucu Cunta rejimi çökmüştür. Bu baskıcı dönemde sanatçılar alegorik ve simgesel anlatımlara yönelmiştir. Loula Anagnostaki’de bu anlatımı benimseyen muhalif yazarlardan biridir.
Loula Anagnostaki
Yazar, edebi hayatına başlamadan önce hukuk ve felsefi eğitim almış, daha sonrasında yazarlık ve dramaturgluğa geçiş yapmıştır. Yaşadığı dönemin politik ikliminden etkilenen Loula, eserlerinde de; bireyin iç dünyası, yalnızlık, zaman hafıza karmaşası, kadın kimliği ve toplum gibi temaları ele almıştır. Loula’nın oyunları genellikle tek bir mekanda geçer. Bu mekanlar klostrofobik ve izole mekanlardır.
Oyun Konusu:
Oyun, dış dünyayla ilişkisi kesilmiş bir odada yaşayan iki kardeşin (Aris ve Zoi) hikayesini anlatmaktadır. Erkek kardeş (Aris) kağıttan uçakları ve gemileriyle oynarken, ablası (Zoi) örgü örerek vakit geçirmektedir. Aynı odada yaşamasına rağmen birbirleriyle iletişim kurmayan bu iki kardeş aldıkları Resmi Geçit haberiyle kendi dünyaları hakkında paylaşımda bulunurlar.
Oyunun Öyküsü
Oyun karakterlerinin ikisi de asal karakterdir. Aris yaşadığı bilinmezlik dünyasında hayata tutunmanın yolunu hayal kurmakta bulmuştur. Elinde dış dünyaya dair yaşanmış bir tecrübe olmamasına rağmen, duyduklarından etkilenerek kurduğu hayallerle kendini var etmeye çalışmaktadır. Zoi ise geleceğe değil geçmişi düşünerek yaşayan bir karakterdir. Oyunun büyük bir kısmında, birbirinden farklı iki kardeşin hayata tutunma motivasyonlarını ve yaşadıkları bilinmez dünyanın onlarda bıraktığı izleri görürüz.
Hikayenin ikinci yarısındaysa Aris’in dışarıdan duyduğu seslerden ve pencereden gördükleri doğrultusunda bir tahminde bulunması ve bu tahminin onların aslında hayalleriyle ilişkili olması işlenir. Aris dışarıda bir Resmi Geçit töreni olduğunu düşünür ve bu onun hayatının en mutlu günü olur. Aris’in bu düşünceye kapılmasının sebebi dışarıdan duyduğu davul sesleri ve gördüğü askerlerdir. Zoi de bu durumdan heyecan duysa da Aris kadar coşkulu değildir, Çünkü o babasını düşünmektedir. Oyunun bazı yerlerinde geçen repliklerden eve uzun süredir gelmeyen bir babanın olduğunu bilmekteyiz fakat bu baba figürü Aris ve Zoi için hayali bir karaktere dönüşmüştür. Oyun sonunda dışarıdaki kalabalığın sebebinin bir Resmi Geçit töreni olmadığı, Cuntacı askerlerin mahkumları idam ettiği bir katliam olduğu ortaya çıkar. Bu durumun anlaşılmasıyla Aris ve Zoi büyük bir korkuya kapılmış ve kurdukları hayaller kabusa dönüşmüştür. Oyun Aris’in pencereden gördüklerini anlatmasıyla, ardından bir askerin yaşadıkları evin kapısını çalmasıyla son bulur.
Oyunun Teması
Baskı – İletişimsizlik
Karakterler
ARİS
Karakter evin küçük çocuğudur. Oyunun başında eğlenceli, kendi halinde oyuncaklarıyla oynayan, meraklı bir profil çizmektedir. Aris hayal kavramıyla ilişkili bir karakterdir. Kurulan hikayede hayaller ve bu hayallerin insan psikolojisindeki etkilerini Aris üzerinden görmekteyiz. Aris’in en büyük hayali babasıyla Resmi Geçit törenine katılmaktır. Bu hayal yaşadığı baskıcı dünyanın bir yansımasıdır. Aris’in hayallerinde yaşattığı savaş oyuncakları oyun sonunda gerçek bir tehdit olarak karşısına çıkar ve bu durum onun yıkımına sebep olur.
ZOİ
Zoi kardeşinin aksine daha sakin ve monoton bir rutine sahiptir. Oyunun büyük bir kısmında oturduğu koltukta örgü örer. Bu durum onun yaşadığı içsel bunalımdan kaçmasının bir göstergesidir. Aris’in aksine gelecekle değil geçmişle bağ kurmayı tercih eder. Bu bağ onun için faydalı değildir, hayata karşı yenik düşmesinin sebebidir. Tiyatro oyunu sonunda yaşanılan krizde bile eylemsiz kalarak, geçmişte öğrendiği bir şarkıyı söylemesi karakterin yaşadığı psikolojik sıkışmışlığın bir göstergesidir.
İki karakter arasında kurulan diyalektik oyuna hizmet ettiği kadar, alımlayıcının da dönem toplumunu ve yaşanan baskıcı tutumun birey üzerindeki etkilerini anlaması açısında iyi kurulmuştur. Bu diyalektik; Hayal-Gerçek, Kadın-Erkek ve Birey-Yalnızlık gibi çatışmaların kurulmasına hizmet etmektedir.
Oyunun Türü
Oyun karakterlerin içsel sıkışmışlıklarını ve kendileriyle olan yüzleşmelerini ön plana çıkarırken bir yandan da yaşadıkları cunta rejiminin kendileri üzerindeki etkilerini bizlere gösterir. Bu bağlamda oyunun türü “Psikolojik-Politik Dramdır”
Çatışma
Öykünün asal çatışması, “Hayal-Hakikat” kavramları üzerinden işlenmiştir. İki karakter de gerçeklerle yüzleşene kadar kendi hayalleri ve kurmaca dünyalarıyla yaşarken, finalde yüzlerine çarpan hakikat onları çöküşe sürükler.
Oyunun İncelenmesi
Oyunun serimi karakterleri tanımak ve yaşadıkları dünyayı anlamamız açısından iyi işlenmiştir. Aris’in afacanlığı ve Zoi’nin monotonluğu, finalde karşılaşacağımız gerçekliğe zıt bir durum çizdiği için oyunun seyircideki karşılığı daha etkili hale gelmiştir. Hikaye bizlere anlatılırken serim bölümünün tam olarak nerede bittiğini anlamak zordur. Benim incelememde Aris’in Resmi Geçit törenini anlatmaya başladığı yer Kriz bölümünün başlaması ve serim bölümünün de sonlanmasıdır. Kriz bölümü hikayenin durağanlığını bozmuş, özellikle Zoi karakterinin harekete geçmesini sağlayan bir noktaya ulaştırmıştır. Karakterlerin Resmi Geçit olarak heyecanlandıkları eylemin aslında bir idam hazırlığı olduğunu anlaması ve bu durumdan sonra yaşadıkları korku, hikayenin doruk noktasıdır. Doruk noktasıyla beraber, karakterler için güvenli alan olan ev bir anda ölüm gerçeğiyle yüz yüze gelmelerine sebep olmuştur. Karakterlerin bunu anlaması onların baht dönümü olmuş ve yaşadıkları gerçeklikle ilk defa burun buruna gelmelerini sağlamıştır. Bunun sonucunda yazar bizlere karakterlerin geleceği hakkında bir soru işareti bırakır. Karakterler öldü mü yoksa hiçbir şey olmadan hayatlarına devam mı ettiler sorusunun cevabı hikayede verilmemiştir.
Oyunun Mesajı
Dış dünya baskıyla var olurken birey kendi içinde direnmek zorundadır, Çünkü insan var olmak için baskılanan hayata değil kendine ait hayallere tutunur.