Felsefe tarihine giriş konusu olan doğa filozofları ve onların bakış açısı ile şekillenen arkhe sorunsalı, felsefi düşüncenin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Evrendeki her şeyin nereden geldiği, nasıl oluştuğunun açıklanmaya çalışıldığı bu düşünsel etkinlikler, ilk felsefi denemeleri oluşturur.
Arkhe nedir?
İlk filozoflar varoluşun kökeninde yer aldığı düşünülen ve evrendeki her şeyin böylece var olduğuna inandıkları arkhe sorunsalına yönelmişlerdir. Bu kavram ilk neden, ilke, temel, ana unsuru temsil etmektedir. Doğa filozofları tarafından evrenin nasıl oluştuğu bir veya birkaç sebep ile açıklanmaya çalışılmıştır. Mitopoetik yaklaşımdan kopularak doğal nedenler aranmaya başlanması felsefenin başlangıç unsurunu oluşturmaktadır.
Felsefe Nasıl Başladı?
Miletos ya da İyonya Okulu olarak bilinen, felsefe tarihinin ilk okulu olarak kabul edilir. Felsefenin kökenleri eski uygarlıklara, özellikle de Antik Yunan’a derinden dayanmaktadır. Ancak felsefi düşüncenin tohumları eski Mısır, Mezopotamya, Hindistan ve Çin gibi başka kültürlerde de bulunabilir. Antik Yunan’da felsefe, MÖ 6. yüzyılda, öncelikle İyonya’daki Milet şehir devletinde ortaya çıktı. Presokratikler olarak bilinen en eski Yunan filozofları, mitolojiye veya dine başvurmadan evrenin temel ilkelerini anlamaya çalıştılar. Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes’te İyonya okulun temsilcileri olmuşlardır.
Thales kimdir?
Düşünce tarihinin ilk filozofu olarak görülen Thales, filozof, matematik ve astronomi alanında çalışmaları olan biridir. Ancak Thales’e ait metinlere ulaşılamamıştır. Herodot, Aristoteles gibi düşünürlerin yazılarından onunla ilgili bilgilere ulaşabiliyoruz. Miletli Thales’in en bilinen niteliklerinden biri, felsefi düşüncenin doğuşuna katkıda bulunmasıdır. Doğa filozofları evrenin kökeninde yer alan maddeyi araştırdıklarından bahsetmiştik. Thales’e göre, evrenin temelinde su vardı ve su her şeyin kökeniydi.
Thales, dünyayı su üzerinde yüzen bir tepsi gibi tasavvur etmiştir. Bu yaklaşımın önemi mitolojik kaynaklarda gördüğümüz doğa üstü yaklaşımdan uzaklaşılarak bilimsel, felsefi neden öne sürmesiydi. Bilimsel ve felsefi olana yönelim Thales’i felsefi düşüncenin başlangıcında ön plana çıkarmıştı.
Ancak Thales’in bu argümanı hakkında çok fazla bir şey belirtmez Aristoteles. Ne çeşit bir akıl yürütmenin ürünü olduğu veya hangi kaynaklara dayandığından bahsedilmiyor. Thales’in suyu arkhe olarak seçmesi ile ilgili farklı düşünürler tarafından çeşitli nedenler ileri sürülmüştür. Aristoteles’e göre Thales’in arkhe olarak suyu seçmesindeki neden; her şeyin sıvı bir formdan beslendiği ve sıcağın kendisinin de ondan çıkarak onunla yaşadığına dair gözlemi olmuştur. Bir diğer neden olarak ise; her şeyin özünün nemli bir yapıda olması, suyun nemli şeylerin doğasının kaynağı olmasına dair gözlemidir. Aristotales, Thales’in argümanına gözlem ve deney yolu ile ulaştığını belirtir.
Aperion nedir?
Thales’in öğrencisi ve dostu olan Anaksimandros ile ilgili bilgiler oldukça az. Bir dünya haritası ile gök haritası yapmaya çalıştığı bilinmektedir. O da matematik ve astronomi ile ilgilenmiştir.Thales’in ileri sürdüğü dünya bir tepsidir ifadesine karşı Anaksimandros, ”dünya bir tepsi değil, genişliği yüksekliğinin üç katı olan bir silindir biçimindedir” demiştir.
Anaksimandors’un günümüze ulaşan tek eseri, Doğa Üzerine adlı öğretisi. Thales gibi o da evrenin ana maddesi nedir sorusunu sorgulamış ve buna evrenin ana maddesi aperion’dur cevabını getirmiştir. “Varolan şeylerin ilkesi, apeiron’dur. Şeyler ondan meydana gelir ve yine zorunlu olarak onda ortadan kalkarlar; çünkü onlar zamanın sırasına uygun olarak birbirlerine karşı işlemiş oldukları haksızlıkların cezasını (kefaretini) öderler.”
Anaksimandros’un aperion ile kastettiği anlam üzerine felsefi tartışmalar ortaya çıkmıştır. Belirlenemez, sınırsız bir varlık anlayışı genel kabullerden biridir. Aristotales’in fizik kitabında yer alana göre Anaksimandros ”genç, diri, her zaman canlı ve ezeli-ebedi olarak hareketli olan apeiron’dan önce ayrılma veya kopma yoluyla sıcak ve soğuk çıkmıştır.” ifadesi yer alır. Evrenin ana maddesi olarak gördüğü aperiondan diğer şeylerin nasıl var olduğuna dair bir açıklama getirmektedir. Anaksimandros ile birlikte metafiziğin var olması ve bu alana yönelik sorgulamalar yapılması önemli bir adımdır. Aynı şekilde Thales’in sorgulamalarını bir adım öteye taşıyarak deney ve gözlemleri ile bir akıl yürütme sürecinden geçmiştir.
Anaksimenes kimdir?
İyonya okulunun sonuncu filozofu Anaksimenes’tir. Onun da doğa üzerine adlı bir eseri olduğu bilinmektedir. Bilim ve astronomi ile ilgillendiği düşünülen Anaksimenes; boşlukta duran silindir şeklindeki dünya anlayışı yerine, havada aynen bir yaprak gibi yüzen, bir masa kapağı şeklindeki dünya anlayışını getirmiştir. İlk defa sabit yıldızlar ve gezegenler arasında ayrım yapan filozof olduğu ve ay ve güneş tutulması hakkında doğru bir açıklama getiren Yunan filozofu olduğu bilinmektedir.
Anaksimenes ile ilk madde anlayışı, hava ile ortaya çıkmıştır. Anaksimenes’e göre töz belirli bir yapıdadır ancak sonsuzdur. “Nasıl ki hava olan ruhumuz bizi tutmaktaysa, soluk ve havanın da bütün dünyayı çevrelediğini söylemekteydi.” Anaksimenes’in bu görüşü felsefe tarihi içerisinde önemli bir yer edinmiş ve ruh üzerine getirilen felsefi yaklaşımlar için de önem taşımıştır.
Doğa filozofları ile başlayan bu süreç felsefenin gelişip dönüşmesine olanak tanımıştır. Felsefi ve bilimsel olana yönelim doğa filozoflarının felsefe tarihinin başlangıcında ön plana çıkarmıştır.