Skip to content
  • https://www.youtube.com/c/SanatsalHareketler
  • https://www.instagram.com/sanatsaalhareketler/?hl=en

Sanatsal Hareketler

  • anasayfa
  • zemin
    • zemin
    • ekip
  • film & dizi
  • edebiyat
  • felsefe
  • sanat
  • müzik
  • dijital kültür
  • tiyatro
  • destek ol
  • deneysel
YouTube
  • Anasayfa
  • Edebiyat
  • Fantastik Edebiyattan Korkan Ebeveynler ve Onları Yiyen Ejderhalar

Fantastik Edebiyattan Korkan Ebeveynler ve Onları Yiyen Ejderhalar

Yazar: Merve Özen

Görsel: Merve Özen

Ejderhaların varlığını inkar edenler genellikle ejderhalar tarafından yenir.

                                                                                                           Ursula K. Le Guin

Bu yazı, hayatının bir yerinde ‘çocuk’ olan herkes için yazılmıştır.

Büyümek, doğruların kendi içinde de doğrulara ayrıldığını fark etmekle başlar. Şahsen ben bu farkındalıkla yetişkin olduğumu hissetmiştim (30’ların başı) sonra da yoluma, içindeki çocuğu beslemeyi unutmayan bir yetişkin olarak devam ettim. O çocuğu unutmamanın ne kadar çetrefilli olduğunu biliyorum. Çünkü sen hatırlamadıkça varlığını hatırlatmayacak kadar çekingendir, bilirsiniz. Bu yazıyı okuyorsak bir yerlerde büyümüşüz demektir ve ceplerimiz büyüme hikayeleriyle doludur. Bu da bizi çocuklara, çocukluğa, çocuksuluğa yakınlaştırır. Sorgusuz sualsiz ejderhalara inandığımızı hatırlayabiliriz. Bu yolla ejderhalara yem olmaktan kurtulabiliriz.

Acil Terbiye Kültürü Ve Gerçeklik Saplantısı

“Hayır, olmaz, sakın…”

Bu cümlelerin yüzümüze vuran soğuk rüzgarını hepimiz hatırlarız. Sonra unutur ve kültürel kodlarımızın seslendiricisi haline geliriz. Bu davranışın bilinçli bir edim olup olmadığı tartışılır. Büyük ihtimalle bilinçdışı bir alandan davranışlarımıza nüfus eden bu kalıplar o zamanın ve coğrafyanın çocuk yetiştirme kültürünü oluşturur.

Bir çocuk yetiştirmenin çok mühim olduğunu söyler dururuz. Fakat aynı cümleyi kullanmamıza rağmen semantik olarak farklı şeyler ifade ediyor olabiliriz. Kendin gibi çocuk yetiştirmek, özgür çocuk yetiştirmek, aile bireyi yetiştirmek, akıllı çocuk yetiştirmek, uslu çocuk yetiştirmek, okuyup adam olacak çocuk yetiştirmek, baba mesleğini eline alacak çocuk yetiştirmek, topluma faydalı çocuk yetiştirmek, vatana millete hayırlı çocuk yetiştirmek, birey yetiştirmek, ayakları üzerinde durabilen çocuk yetiştirmek… Yani bir çocuğu doğru yetiştirmek göreceli bir olgudur. Belli başlı etik ahlaki unsurlar haricinde kalan çoğu başlık birçok ailede farklı yorumlamaya ve tartışmaya açıktır.

Genellikle çocuk, yanlış yaptığında bir an önce terbiye edilmesi gereken, terbiye edilmezse o yanlışın ömür boyu üzerine yapışacağına inanılan bir varlıktır. Onu hayatın gerçeklerine hazırlamak ise asli bir görev(!)dir. Bu yüzden hayalperest olmasından, aşırı kitap okumasından, fantastik evrenler kurgulamasından korkarız. İyiler ve kötülerin, doğrular ve yanlışların keskin bir çizgi ile ortadan ayrıldığı bir şablon dikte edilir çocukların evrenine. Grinin varlığını görmezden gelerek beyaza sığınmalı ve siyahtan kaçınmalıdır çocuk, yoksa ceza alır. Tüm bunları en azından kendi çocukluğumuzdan anımsıyor olabiliriz. Ve ister istemez bu davranışların bazılarını uyguladığımızı fark edebiliriz. Geleneksel aile yapımızın bize naklettiği bu kaygılardan silkelenip kurtulmak kolay olmayacaktır. Ama kadim olan bu kaygılar değildir, kadim olan masallardır.

Kanatları Üzerinde Duran Çocuklar

Ana akım çocuk edebiyatı içeriklerine baktığımızda eğitim ve değerler etrafında toplanmış bir çok eser görüyoruz. Talebin bu yönde olduğunu, ev kütüphanelerinde (eğer varsa) çoğunlukla öğretici içeriklerin yer almasından anlayabiliriz. Peki çocuklar müfredatın dar yelpazesinden çıkan bu kitapları severek okuyor mu? Kitap sevgisi aşılamanın önemi hakkındaki bu denli laf salatası içinde kimse ebeveynlerin kitap tercihlerini sorgulamıyor. Anne babalar “Okulumuzu Seviyoruz” başlıklı bir kitabın heyecanla okunmasını bekliyor. Çocukluğunuzu hatırlayın ve elinize okulunuzu neden sevmeniz gerektiğini anlatan bir kitap tutuşturulduğunu hayal edin, sayfalarından uçak yapmayı yeğleyeceğinize neredeyse eminim. Kimse okulunu sevmez. Çocukların, yetişkin beyaz yalanlarını şıp diye hissettiğine inanıyorum. Ursula bu noktada çok sevdiğim şu sözü söylüyor “Çocuklar büyük miktarlarda çöp yiyebilirler ama yetişkinlerden farklıdırlar; daha plastik yemeyi öğrenememişlerdir.”

Biz, yapmamız gerektiği için yapmamız gereken şeylere zamanla inanmaya ve alışmaya başlayabiliriz ama çocuklar bunu yapamazlar. Bu yapaylık onların henüz öğrendiği bir şey değildir. Yutamazlar. Bizim onları eğitmek üzere dikte ettiğimiz doğruların sadece bize ait doğrular olduğunu hissederler. Bizler güçlü sezgilerle hayata gelen varlıklarız. Sadece aklımızın bize yetmediğini çoğu defa deneyimlemişizdir. İçgüdülerimize ve sezgilerimize ihtiyaç duyarız. Çocukların aklının yetmediği yerde içgüdülerinin onları hayata hazırladığına inanıyorum. Büyüklerin bunu gözden kaçırdıkları için kaygılarının peşinde çocuklarıyla birlikte yorulduklarını düşünüyorum. Bunu her unutuşunuzda içinizden üç kere “çocuklar plastik yemez.” diye tekrar edebilirsiniz. İşte sırrım.

Çocuk kitapları basit kitaplar değildir. Yetişkinlerin dahi anlam arayışını dolduracak güçte çocuk kitapları mevcuttur. Yetişkin dünyasında bir eser ne kadar gerçekçiyse o kadar ciddiye alınır ama çocukların dünyasında bu gerçekçiliğin karşılığı yoktur. Onların içlerinde değer yargılarıyla şekillenmiş bir yargıç yer almaz. Kitaplar sadece çocukların hayal ve sezgi süzgecinden geçer. Onlara, olmalarını istediğiniz kişi olabilmeleri için sunduğunuz her içerik ağızlarına plastik tadı verecektir.  Kötü bir masal bile bu yapay kurgudan yeğdir.

Çocukların içgüdüleri ve sezgileri onların kanatlarıdır. Ve bu kanatların üzerinde durmaları için sevgiden, hayal gücünden, masaldan, oyundan ve  fantastik edebiyattan beslenmeleri gerekir. Gerçek sansürün neler olması gerektiği üzerine yazmak gereksiz bir alt başlık oluşturacağı için devam etmiyorum. Kendi değer yargılarınız ve google eşliğinde bir liste oluşturabilirsiniz. Olması gereken sansürü belirledikten sonra çocuklarınızı fantastik edebiyatın gerçek dünyasına bırakın ve onları izleyin. Hayalperest olmalarından korkmayın. Hayatın acı gerçeklerinin farkına varmaları için fantasya da etkili olacaktır. Hatta yalnızca hayatın değil, kendi iç dünyalarının gerçeklerine varmanın da yolunu açacaktır. İroni yapmayı sevsem de bu kısımda yapmıyorum.

Gölgemi Görmeme İzin Ver

“Fantazi elbette hakikidir. Olgulara dayanmaz, ama hakikidir. Çocuklar bilir bunu. Yetişkinler de bilir, zaten çoğu bu yüzden fanteziden korkar. Fantezideki hakikatin, yaşamaya mecbur edildikleri ve kabullendikleri hayatın sahteliğine, kofluğuna, gereksizliğine, sıradanlığına karşı bir meydan okuma, hatta tehdit oluşturduğunu bilirler. Ejderhalardan korkarlar, çünkü özgürlükten korkarlar.”    Ursula K. Le Guin

Sezgilerimiz ve iç güdülerimize çocukluğumuzdaki kadar kulak verseydik bu sahteliği yaşayabiliyor olur muyduk? Kesinlikle hayır. Öyleyse çocuk yetiştirirken yapmamız gereken tek şey, bir çocuğun saf varlığına, berrak bilincine müdahale etmemek olacaktır. İyinin, kötünün, doğru ve yanlışın bilincinde olan çocuklar fantastik edebiyatta gölge yanlarını görecekler, gri ile tanışacaklar ve kendilerini pembe yalanlar ile kandırmayacaklardır. Hakiki bir yaşam için kendilerini tanımak zorunda olduklarının bilincine varacaklardır. Yetişkinlerin romantize ettiği her şey onların ağzına plastik tadı verecektir.

İyi ve kötünün kendi bedeninde birlikte yer aldığını kabul ederek büyüyen bir çocuk kendini tanımaya vakıftır. Bu süreç bir ömür bile alabilir.

Bana öyle geliyor ki, çocuklara tamamen dürüstçe ve gerçeklere dayanarak iyilik ve kötülükten söz etmenin yolu, benlikten, iç, en derin benlikten söz etmektir. Bu çocukların başa çıkabileceği, zaten başa çıktıkları bir şeydir; aslında büyürken tek işimiz de budur: kendimiz olmak. Ursula K. Le Guin

Fantazya işte tam bu noktadan doğar. İç benliğin ve hayal gücünün sentezine ayna tutar. Biz bu aynayı çocuklarımıza tutmak ve bundan korkmamak zorundayız. Öğreticiliğe okul koridorlarında kursaklarına kadar doyan çocuklarımızın “Ejderhalara inanıyorum” diye haykırmalarını gururla izlemeliyiz.

Tags: Fantastik Edebiyat İnceleme

Post navigation

Önceki Pygmalion’ın Kadınları: Galatea ve Eliza
Sonraki Hakikatin Biçimle Mücadelesi: Modernizmde ve Postmodernizmde Sanat Eleştirisinin Ontolojisi

Son Yazılar

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right. 1

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti?  2

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü 3

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi 4

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek 5

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar? 6

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

İlgili İçerikler

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right.

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

Sanatsal Hareketler Dijital Tasarımlar
Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right. 1

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti?  2

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü 3

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi 4

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek 5

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar? 6

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Trecento ve Hacim Duygusu 7

Trecento ve Hacim Duygusu

Haber bülteni

Son Yazılar

  • Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış
  • Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 
  • Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü
  • Tanrı Olmak ya da Daha İyisi
  • Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Öneriler

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış Smartphone-style mockup showing a book cover titled 'IRMAK ZİLELİ' with a woman in a teal dress and a white dove, on a black background with a Turkish quote to the right.

Irmak Zileli’den Yaşamın İnsanına: Son Bakış

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Brain Rot: Dikkat Süremiz Nereye Gitti? 

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Pentimento: Değişimin Öteki Yüzü

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

Tanrı Olmak ya da Daha İyisi

  • Kullanıcı Sözleşmesi
  • Bize Ulaşın

©SanatsalHareketler2026