Orman yangınında şehit olan, dostum Alperen Özcan anısına
“İnsan ruhu gibi dostluk da ölümsüzdür…Sadece iyi insanlar arasında dostluk kurulabilir, zira o ihtiyaçtan doğmaz.”
Giriş: Erdemli Dostluğun Üzerine
Marcus Tullius Cicero, tıpkı Platon gibi, antik çağların felsefi yazım geleneğine uygun biçimde “Dostluk Üzerine” adlı eserini diyalog şeklinde kaleme almıştır. Eserinde, yüzyıllar boyunca anlamını ve değerini fark etmeksizin koruyan bir can ciğer ilişki olan dostluğu, derinlikli bir şekilde ele alır.İnsan hayatında, kan bağı olmaksızın bir aile üyesi kadar yakın hissedilebilen ve kimi zaman aileden bile daha güçlü bir bağ kurulabilen dostluğu; bireysel gelişimin, toplumsal uyumun ve ahlaki olgunluğun temel yapıtaşlarından biri olarak değerlendirir. Cicero, dostluğun yalnızca erdemli bireyler arasında kurulabileceğini savunurken; sadakat, dürüstlük, sonsuz güven ve özveri gibi değerlere dayanan gerçek bir dostluğun, insanı hem ruhsal anlamda beslediğini hem de yaşamın zorluklarına karşı dirençli kıldığını dile getirir. Bu yönüyle eser insanların zihnini meşgul eden birtakım sorular soruyor: “Erdemli dostluk nedir?”, “Dost kime denir?”, “Kimler dostluğa layıktır?”, Anlamın bozulduğu ve yerinden edildiği günümüz çağında daha da önem kazanan bu sorulara belki de hepimize mantıklı gelecek yalınlıkta cevaplar veriyor. “Hakikaten de dostunun yüzüne bakan kişi, o an sanki kendi aksini görür. Böylece eksikler tamamlanır, fakirler zenginleşir, zayıflar güçlenir…”
Dostuk Üzerine Bir Zihin Aktarımı
Günümüz dünyasında, ne vahim bir çelişkinin içindeyiz. İletişim ve bağ kurmanın bu kadar kolaylaştığı bir çağda, birbirimizden bu denli habersiz ve uzak kalmayı nasıl başarıyoruz? Dostluk kavramını konuşmak artık biraz nostaljik bir eylem gibi geliyor. Hatta neredeyse bir çocukluk anısını yad eder gibi… Halbuki dostluk, yalnızca geçmişte kalabilecek bir sıcaklık değil; insanın doğumundan ölümüne kadar ruhuyla beraber gelen temel, hakiki bir ihtiyaçtır. Dünya nüfusunun gittikçe kalabalıklaştığı, ama bir o kadar da yalnızlaştığı bu çağda, dostluk kavramını yeniden düşünmeye, hatta farkındalık kazanarak yeniden inşa etmeye ihtiyacımız var. Bu bağlamda, binlerce yıl öncesinde bizlere seslenen hakiki bir dostluk yaşamış filozofun düşünceleri, hala bize ışık tutabiliyor: Marcus Tullius Cicero.
Cicero, “Dostluk Üzerine” adlı eserinde, dostluğu sıradanlaşmış bir arkadaşlıktan ayırır ve onu yalnızca “erdemli insanlar” arasında kurulabilecek ve yaşanabilecek bir bağ olarak tanımlar. Bu dostluk, hiçbir türlü menfaat ilişkisine dayanmaz, geçici heveslerle ve kibirle beslenmez. Tam tersine, doğruluk, samimiyet, anlayış ve belki de özbenliğinin içtenliğiyle beslenir. Ona göre gerçek dost, sadece neşeyi, mutluluğu paylaşmaz, acının da en büyük ortağıdır. Ve daha da önemlisi dostunu düzeltmekten çekinmeyecek kadar cesurdur.
Cicero’nun dostluk anlayışında “erdem” kilit kavramdır. Bu kavram, insanın önce kendisinde bulup, inşa etmesi gereken insani ve ahlaki bir olgunluktur. Dostluk, sadece iyi insanların yaşatabileceği bir ilişkidir, çünkü ancak bu kişiler kendi benliklerini aşarak bir başkasının iyiliğini içtenlikle isteyebilir. Ne yazık ki günümüzde bu erdemlere edilen hürmet azaldıkça, dostluk da yüzeysel bir ilişki haline dönüşüyor. Cicero’nun ifadesiyle: “Birçok kişi de kendilerinin olamayacağı türde bir dosta sahip olmak istiyor, dostlarına vermedikleri şeyleri onlardan talep ediyorlar. Oysa olması gereken, önce kişinin kendisinin iyi bir insan olması, sonra kendisine benzeyen başka birini aramasıdır..
Bu cümle, bizi derin bir yüzleşmeye davet eder. Çünkü bir dost, yalnızca aynadaki suretimiz değil; İnsanlığımızla kurduğumuz en sahici ilişkidir. Ne kadar insan olabiliyorsak o kadar dostuz. Ne var ki insan bu sahici ilişkinin yokluğunu, yalnızca dostunu kaybettikten sonra farkına varır. Teknoloji çağının vermiş olduğu dalgınlıkla hayatının bir çok anını kaybetme raddesine gelmiş olan insanoğlunun bu farkındalığı aynı zamanda varoluşsal bir çağrıdır. Belki de bu sebeple, Cicero’nun dostluk tanımı, bugünün insanı için yalnızca felsefi değil, insanoğlu için evrensel farkındalığın bir uyarıcısıdır. Dostluk, insanın yalnızca ruhunu değil, zamanla kendini de onarabileceği bir bağdır. Bu bağ, sabırla örülür, dikkatle korunur ve karşılıklı anlayış ve iyi niyetle yaşatılır. Gerçek bir dost, insanın iç dünyasını bozmadan, onu kendi benliğinden alıkoymadan yanında olabilendir. Ve belki de en önemlisi, ne olursa olsun, hayatın her evresinde, değişmeden sağlam bir şekilde kalabilendir.
Bugün hala böyle bir dostluğun hayalinde yaşıyorsak, nitekim önce erdemli bir birey olmanın yolculuğuna çıkmalıyız. Asıl mesele, dost bulmaktan önce, dost olmaya talip olabilmektir. Velhasıl, dostluk üzerine konuşmak sadece bir duyguyu değil, bir sorumluluğu gözler önüne getiriyor. İzninizle Cicero’nun bir sözüyle yazıma son vermek istiyorum:
“Ben sadece size, dostluğu bütün beşeri unsurlardan üstün tutmanız gerektiğini söyleyebilirim.”
Kaynakça
Cicero, M. T. (2020). Dostluk üzerine (Ç. Cengiz) İş Bankası Kültür Yayınları.
Cicero, M. T. (2005). On friendship. (M. Grant, Trans.). Penguin Books.
Cicero, M. T. (1923). De Amicitia: On friendship (W. A. Falconer, Trans.). Harvard University Press.