Mise en abyme, sanat ve edebiyatta bir eserin kendi içinde tekrar edilmesi, yansıtılması ya da kendi benzerini barındırması anlamına gelen bir anlatım ve kompozisyon tekniğidir. Terim Fransızcadır ve kelime anlamı olarak “sonsuzluğa yerleştirme” ya da “uçuruma koyma” şeklinde çevrilebilir. En basit haliyle bir görüntünün kendi içinde yeniden görünmesi, bir hikâyenin içinde başka bir hikâyenin yer alması ya da bir eserin kendi yapısını yansıtmasıdır.
Kavramın kökeni Orta Çağ heraldik geleneğine dayanır. Arma tasarımlarında büyük bir kalkanın ortasında daha küçük bir kalkanın yer alması bu tekniğin erken örnekleri arasında kabul edilir. Terim ise 19. yüzyılın sonlarında Fransız yazar André Gide tarafından edebiyat alanında teorik bir kavram olarak kullanılmaya başlanmıştır. Gide, bir yapıtın kendi içinde kendisini yansıtmasını estetik bir bilinç ve yapı tekniği olarak tanımlar.
Mise en abyme tekniği yalnızca görsel sanatlarda değil, edebiyat, sinema, tiyatro ve fotoğraf gibi pek çok alanda kullanılır. Ortak nokta, eserin kendi yapısına gönderme yapmasıdır. Bu nedenle çoğu zaman “eser içinde eser” ya da “hikâye içinde hikâye” olarak da açıklanır. Ancak teknik yalnızca tekrar değil, aynı zamanda öz-farkındalık ve meta anlatı özelliği taşır. Yani eser kendi varlığının bilincindedir ve izleyiciye bunu sezdirir.
Edebiyatta mise en abyme örneği, bir romanın içinde başka bir romanın yazılması ya da karakterin kendi hikâyesini okuması şeklinde görülebilir. Bu yapı anlatıya çok katmanlı bir derinlik kazandırır. Okur hem ana hikâyeyi hem de onun içindeki yansımayı takip eder. Böylece gerçeklik ile kurgu arasındaki sınır bilinçli biçimde bulanıklaştırılır. Görsel sanatlarda ise en bilinen örneklerden biri iki karşılıklı aynanın birbirini sonsuz biçimde yansıtmasıdır. Bir resimde resmin kendisinin yer alması, fotoğrafın içinde fotoğraf görülmesi ya da bir tuvalde ressamın tuvali çizmesi bu tekniğe örnek gösterilir. Bu tür kullanım, izleyicide sonsuzluk ve derinlik hissi uyandırır.
Sinemada mise en abyme, film içinde film gösterilmesi ya da karakterlerin izledikleri yapının kendi hikâyeleriyle paralellik kurması şeklinde ortaya çıkar. Bu teknik izleyicinin anlatıya dışarıdan bakmasını sağlar ve anlatının kurmaca yapısını görünür kılar. Aynı zamanda sinemanın kendi dilini sorgulamasına imkân tanır. Mise en abyme tekniğinin temel amacı yalnızca estetik bir tekrar oluşturmak değildir. Bu yöntem çoğu zaman kimlik, gerçeklik ve temsil kavramlarını sorgulamak için kullanılır. Eser kendi içindeki yansıma aracılığıyla izleyiciye “gördüğün şey nedir” sorusunu yöneltir. Bu nedenle özellikle modern ve postmodern sanat akımlarında sıkça tercih edilen bir anlatım biçimi haline gelmiştir.
Sonuç olarak mise en abyme, bir yapıtın kendi içinde kendisini çoğaltması ve yansıtması üzerine kurulu bir tekniktir. Hem görsel hem yazınsal sanatlarda derinlik, öz-farkındalık ve sonsuzluk hissi yaratmak için kullanılır. Sanat tarihinde önemli bir yere sahip olmasının nedeni, izleyiciyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkarıp eserin yapısı üzerine düşünmeye yöneltmesidir.