Bilinç akışına başlamadan önce, minnettarlık kavramının tam olarak neyi anlatmak istediğini inceleyelim. En basit tanımıyla minnettarlık, elde olanın değerini bilme ve takdir etme eylemidir. Günümüzde iyice varlığından bir haber olduğumuz bu kavramın kümülatif ve çok daha derin bir anlamının olduğunu kendimize hatırlatmalıyız. Her şeyden önce Minnettarlık, hayata dair bir bakış açısıdır; sahip olmadıklarımıza ve istemsizce elimizden kayıp gidenlere odaklanmak yerine, mevcut olan iyiliği, güzelliği ve desteği daim olarak arama ve anlamlandırma becerisidir. Eksikliğin ortasında bile var olanı hissedebilmektir. İkinci olarak, minnettarlık en zorlu dertlerin arkasında parlar, Sağlığın değerini hastalıkta huzurun değerini kaosta anladığımız anlarda ortaya çıkan o içsel özlem hissidir. Derdi tecrübe etmeden, çözüme giden yola ve çözümün getirdiği rahatlamaya minnet duymak imkansızdır.

Bir diğer olgu ise, minnettarlık yalnızlık hissini azaltır. Bir başkasının yardımına minnet duyduğumuzda o kişiyle olan duygusal bağımız önemli derecede güçlenir. Hayatın bizzat kendisine ve doğaya minnet duyduğumuzda ise, kendimizi evrenin daha büyük bir parçası olarak hissederiz. Doğaya ve insanlığa olan sevgimizin kendimiz için bir ihtiyaç olduğunu görürüz. Son olaraksa, ki bence en önemlisi, minnettarlık bilgeliğin yegâne bir parçasıdır. Bilge bir insan, olumsuz bir olayın bile içinde bir ders, bir büyüme fırsatı ve hayata karşı dayanıklılığını artıran bir fırsat olduğunu görebilir. Bu sürece ve öğrenilen derse duyulan takdir de minnettarlığın vazgeçilmez bir parçasıdır. Minnettarlık kavramını açıkladığımıza göre şimdi sizi bilinç akışı ile baş başa bırakıyorum.
Minnettarlık Üzerine Bilinç Akışı
Her şeye rağmen insanın hayatta huzur ve kısmi mutluluk duyması için, benliğinde bulundurduğu ve hayatın ona verdiği, minnettarlık duyduğu şeyler vardır. Bunları ortaya çıkarması, kişinin kendi çabası ve azmine bağlıdır. Günümüzde her insanın şikâyet ettiği binlerce olgu vardır. Ama şu da unutulmamalıdır ki, şikâyetlerimizin arasında bizi hayata bağlayan şey, onları çözebileceğimize olan inancımızdır. Dertlerimizin varlığı, çözümlerde saklıdır. Minnettarlık kavramı ise tam olarak bu iki kavramın arasındadır. Dertlerimizle bocalarken bile, minnet duyduğumuz bir şey her zaman vardır. Bunu ortaya çıkarmak ne kadar çözümlerdeymiş gibi dursa da insan, minnet duygusunu derdi olmadan kavrayamaz. Yaban otlarının arasında, rengârenk bir çiçek görünümündedir minnet.
Öncelikle minnet duyacağımız şeylerin farkına varmalıyız. Hayat ne kadar karmaşık ve zor olsa da elimizde olan (en azından şu anlık) mutlulukların üstüne gitmeliyiz. Sonunda çözüm ve huzur olan bu yolda, minnet duygusunu yol arkadaşı edinmeliyiz.
Başımıza gelen çoğu şeyin bir sebebi olduğunu, kendi seçimlerimizden doğan problemlerle baş etmeye çalıştığımızı unutmamalıyız. Değiştiremediğimiz sorunların çözümlerini aramayı bırakıp, daha analitik bir şekilde gerçeklerin üzerinde durmalıyız. “Bize gerçekten sorun olan şeyler ne?” sorusunu mutlaka kendimize düzenli olarak hatırlatmalıyız. Doğuştan gelen özelliklerimiz dışındaki her şeyin bir çözümünün mutlaka olduğunu idrak etmeliyiz. Çözüme ulaşamazsak bile o yolda verdiğimiz savaşı ve emeği göz önüne almalı, sonuna kadar gittiğimizden emin olmalıyız. Ve inanın ki bazen, yolda öğrendiklerimiz çözümlerden çok daha değerlidir. Hatta ve hatta bu yolda farkına varmadan bile çözüme kavuşulduğu olmuştur.

Şimdi de minnet kavramının önemini daha iyi anlamak için, onun yol arkadaşı olan bilgelik kavramının gücüne başvuralım. Basitçe öğrenmeyi ve tecrübeyi tek çatı altında buluşturup buna “bilgelik” dersek, minnettarlık kavramı için de yegâne olduğunu anlarız. Günümüz dünyasında maalesef ki maddiyat, bilgi dâhil her şeyin ötesine geçmiş vaziyettedir. İnsanlar her geçen gün öğrenmekten vazgeçip, bilgiyi başta yapay zekâ olmak üzere ötelemeye başlamışlardır. Bilginin gücü ise bütün tarihi dönemlerde yerini korumuş, bilgili insana her daim hürmet ve saygı duyulmuştur.
Öğrenmeyi seven insan, hayatının her döneminde kendine yeni şeyler eklemiş; belki de bilgeliğin tanımı olan bir konuyu, bir olguyu tamamıyla öğrenmiş ve o konu hakkında kendini bilge olarak görmüştür. Bilmenin gücünü fark etmeyen insanlar, maddiyatının bile yetemediği ortamlarda bilgenin ağzından çıkanlara hayran kalmış; bütün saygının ve sevginin onda toplandığını dehşetle izlemişlerdir. İşte tam olarak böyle olaylarda, maddiyatı hayatının en önemli yerine koyan insanların kendi içlerinde barışık oldukları minnettarlık duygusu tamamıyla ezilmiş; aslında hayatlarında para hariç çoğu şeyden eksik kaldıklarının farkına varmışlardır.
Bilge insanların hayatlarına biraz göz gezdirdiğimizde bu durumun tam tersiyle karşılaşıyoruz. Hayatlarındaki acıya ve sefalete bile minnet ettikleri görülmüştür. Dertlerinin çözümlerine yoğunlaşmak yerine, minnet edip hedefledikleri yerden hiç sapmamışlardır. Çoğu şeyi eksik olsa bile, bir şeyi tamamıyla başarmayı her şeyden üstün tutup o yolda mutlu ve huzurlu olunabileceğini göstermişlerdir. Hırsları ve iradeleri gelecek kuşaklara ilham olmuş, bilginin ve minnetin tarihler boyunca taşınmasına vesile olmuşlardır.