Skip to content
  • https://www.youtube.com/c/SanatsalHareketler
  • https://www.instagram.com/sanatsaalhareketler/?hl=en

Sanatsal Hareketler

  • anasayfa
  • zemin
    • zemin
    • ekip
  • film & dizi
  • edebiyat
  • felsefe
  • sanat
  • müzik
  • dijital kültür
  • tiyatro
  • destek ol
  • deneysel
YouTube
  • Anasayfa
  • Film & Dizi
  • Les Quatre Cents Coups Bağlamında Çocukluk ve Yabancılaşma

Les Quatre Cents Coups Bağlamında Çocukluk ve Yabancılaşma

Yazar: Gizem Seçkin

Les Quatre Cents Coups, Yönetmen: François Truffaut

Yabancılaşma kavramı, etimolojik kökeninde yabandan türemiştir. Yaban; Farsça`da ıssız yer, insansız yer, sahra, çöl anlamına gelir. Yabancılaşma terimi; Latince kökeninde ise “alienus” (yabancı) kelimesine dayanır. Alien İngilizce’de yabancı kökünden gelmektedir ve bildiğimiz gibi uzaylı anlamı da vardır. Kısaca yabancı, bizim gibi olmayanı, farklıyı betimlemek için kullanılır.

Sinemada ise Ingmar Bergman ve David Lynch’in de ele aldığı üzere insanın kendine yabancılaşması sıklıkla ele alınan bir temadır. Nobel ödüllü şair Louise Glück’ün çok sevdiğim bir cümlesi vardır: “Dünyaya bir kez çocukken bakarız. Gerisi hatıradır.” Sanırım insanın kendine yabancılaşmaya başladığı yegâne yer; zihnimizin hazinesi çocuklukta başlar.


Bu yazımda, François Truffaut’nun 1959 yapımı Les quatre cents coups filmi üzerinden çocuklukta aldığımız yaraların insanın kendini hem kendine, hem de topluma nasıl yabancılaştırdığını ele alacağım.

Les quatre cents coups filmi üzerine

Filmin Türkçeye “400 Darbe” olarak çevrilmesinin yegâne sebebi İngilizcesinin 400 Blows olması. Ancak orijinal Fransızca ismi ile aslında bir kelime oyunu yapar yönetmen bize, çünkü deyim olarak les quatre cents coups Fransızca’da ortalığı birbirine katmak, kıyameti koparmak, çılgınca işler çevirmek gibi anlamlara gelen bir başkaldırıyı betimler. Ki bu da tam olarak başrolümüzdeki çocuğun davranışlarıdır.

Antoine Doinel adındaki çocuk, anne ve babasıyla birlikte Paris’te küçük bir evde yaşamaktadır. Filmin ilk sahnesinde gördüğümüz üzere Antoine, öğretmenine karşı gelen, başkaldıran bir çocuktur. Toplumsal normlara karşı durur. Nitekim bir sonraki sahnede, yaşadığı eve döndüğümüzde, onun aile içinde yeterince sevilmediğini ve değer görmediğini fark ederiz. Aslında, en küçük toplumsal birim olan ailesinden alamadıkları düşünüldüğünde, bu çocuğun topluma verebileceklerini hayal etmek çok da zor olmayacaktır.

Anne babasının kendisi hakkındaki sevgisiz konuşmalarına tanık olan bu çocuk, zamanla okuldan kaçar, hırsızlık yapar ve bu eylemini aslında topluma bir başkaldırı olarak gerçekleştirir. Hrant Dink’in cenazesinde eşi Rakel Dink’in söylediği gibi: “Yaşı kaç olursa olsun — 17 ya da 27, katil kim olursa olsun. Bir zamanlar bir bebek olduğunu biliyorum. Bir bebekten katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz, kardeşlerim.”

Bu yüzden ben insanın kendine yabancılaşmasının tohumlarının çocuklukta atıldığına inanıyorum. Çünkü çocukluk, maskelerin olmadığı ve saflığın püripak bir şekilde mevcut olduğu o yer. El değmemiş, kirlenmemiş. Fakat orayı nasıl şekillendireceği, insanın kendinden ne kadar uzağa gideceği de tam olarak orada belirleniyor. Truffaut bize tam da aslında o mesajı veriyor; başka bir dünya var. Bir çocuğun babasının işyerinden daktilo çalmayacağı, topluma karşı gelmeyeceği, çünkü kendine kızdığından toplumu cezalandırmayacağı o dünya…

İnsan bir sabah uyanıp, “Kendime yabancılaştım” demiyor. Kendini dünyadan soyutlamıyor. Bir çocuğu suça sevk eden de, kendinden uzaklaştıran da yine toplum. Émile Ajar’ın (nam-ı diğer Romain Gary’nin) Onca Yoksulluk Varken’inde ki Momo’su ya da Eric-Emmanuel Schmitt’in Mösyö İbrahim ve Kuran’ın Çiçekleri`ndeki Momo’su, fark etmez. İkisi de farklı çocuk, ikisi de toplumda maske takmak zorunda kalmış çocuklar. Çünkü güçlü görünmek durumundalar, çünkü güçsüzlük zaten öğrenilmiş bir şekilde içlerinde.

Bir persona takınmak için bir fikrin bize öğretilmiş olması gerekir. Alice’in Harikalar Diyarındaki kedinin de dediği gibi; “We are all mad here” (Burada hepimiz deliyiz). Hepimiz birazcık deliyiz, ama kimse deliliğine sığınıp topluma yabancılaşmıyor. Ya da tersini düşünürsek; hiçbir çocuk kendine yabancılaşsın diye büyütülmüyor, büyütülmemeli.

Yabancılaşmayı konuşmak istiyorsak, bence uzaklasmaya gerek yok en yakınımıza dönmemiz gerekiyor sanırım: kendimize, içimizdeki çocuğa.

Tags: Film İnceleme

Post navigation

Önceki Yazmak ve Yazmış Olmak Arasındaki Uçurum: Ariana Harwicz ile Die My Love Filmi, Yazarlık ve Kitaplara Dair Sohbet
Sonraki Beş Yüzyıldan Sonra Gelen Barış: Kral Charles’ın Vatikan’a Gitmesi Ne Anlatıyor?

Son Yazılar

Elsa Morante Kimdir? Hayatı, Kitapları ve Edebiyatı Woman at a desk with a vintage typewriter, resting her chin on her hands among books and papers in a cluttered study. 1

Elsa Morante Kimdir? Hayatı, Kitapları ve Edebiyatı

Hang Kang ve Vejetaryen Romanı Bookstore aisle with a long table of stacked books in the foreground and tall shelves along the walls in the background, dimly lit. 2

Hang Kang ve Vejetaryen Romanı

Hipergerçeklik Nedir? Gerçeklik Algımız Nasıl Değişti? A person sits on a rock by the water, head in hands, appearing sad or distressed at dusk. 3

Hipergerçeklik Nedir? Gerçeklik Algımız Nasıl Değişti?

Salem Cadı Mahkemeleri: Toplumsal Paranoya ve Tarihin En Karanlık Yargılamalarından Biri Public courtroom scene: a man lies unconscious on the floor while a speaker at a raised lectern pleads to a crowded, tense audience as officials look on. 4

Salem Cadı Mahkemeleri: Toplumsal Paranoya ve Tarihin En Karanlık Yargılamalarından Biri

Ingeborg Bachmann’ın Eserleri ve Hayatı Üzerine Bir Bakış Woman with short hair in a dark coat standing beside a carved stone lion sculpture, looking upward thoughtfully (black and white photo). 5

Ingeborg Bachmann’ın Eserleri ve Hayatı Üzerine Bir Bakış

En iyi bilim-kurgu dizileri A person in a winter coat stands in a snow-covered suburban street, watching a large futuristic spaceship with glowing blue lights hovering overhead. 6

En iyi bilim-kurgu dizileri

İlgili İçerikler

Hang Kang ve Vejetaryen Romanı Bookstore aisle with a long table of stacked books in the foreground and tall shelves along the walls in the background, dimly lit.

Hang Kang ve Vejetaryen Romanı

Hipergerçeklik Nedir? Gerçeklik Algımız Nasıl Değişti? A person sits on a rock by the water, head in hands, appearing sad or distressed at dusk.

Hipergerçeklik Nedir? Gerçeklik Algımız Nasıl Değişti?

Salem Cadı Mahkemeleri: Toplumsal Paranoya ve Tarihin En Karanlık Yargılamalarından Biri Public courtroom scene: a man lies unconscious on the floor while a speaker at a raised lectern pleads to a crowded, tense audience as officials look on.

Salem Cadı Mahkemeleri: Toplumsal Paranoya ve Tarihin En Karanlık Yargılamalarından Biri

Ingeborg Bachmann’ın Eserleri ve Hayatı Üzerine Bir Bakış Woman with short hair in a dark coat standing beside a carved stone lion sculpture, looking upward thoughtfully (black and white photo).

Ingeborg Bachmann’ın Eserleri ve Hayatı Üzerine Bir Bakış

En iyi bilim-kurgu dizileri A person in a winter coat stands in a snow-covered suburban street, watching a large futuristic spaceship with glowing blue lights hovering overhead.

En iyi bilim-kurgu dizileri

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster Silhouette of a person sitting alone at a long table in a dark room, with an open window behind them letting light in.

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster

Sanatsal Hareketler Dijital Tasarımlar
Elsa Morante Kimdir? Hayatı, Kitapları ve Edebiyatı Woman at a desk with a vintage typewriter, resting her chin on her hands among books and papers in a cluttered study. 1

Elsa Morante Kimdir? Hayatı, Kitapları ve Edebiyatı

Hang Kang ve Vejetaryen Romanı Bookstore aisle with a long table of stacked books in the foreground and tall shelves along the walls in the background, dimly lit. 2

Hang Kang ve Vejetaryen Romanı

Hipergerçeklik Nedir? Gerçeklik Algımız Nasıl Değişti? A person sits on a rock by the water, head in hands, appearing sad or distressed at dusk. 3

Hipergerçeklik Nedir? Gerçeklik Algımız Nasıl Değişti?

Salem Cadı Mahkemeleri: Toplumsal Paranoya ve Tarihin En Karanlık Yargılamalarından Biri Public courtroom scene: a man lies unconscious on the floor while a speaker at a raised lectern pleads to a crowded, tense audience as officials look on. 4

Salem Cadı Mahkemeleri: Toplumsal Paranoya ve Tarihin En Karanlık Yargılamalarından Biri

Ingeborg Bachmann’ın Eserleri ve Hayatı Üzerine Bir Bakış Woman with short hair in a dark coat standing beside a carved stone lion sculpture, looking upward thoughtfully (black and white photo). 5

Ingeborg Bachmann’ın Eserleri ve Hayatı Üzerine Bir Bakış

En iyi bilim-kurgu dizileri A person in a winter coat stands in a snow-covered suburban street, watching a large futuristic spaceship with glowing blue lights hovering overhead. 6

En iyi bilim-kurgu dizileri

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster Silhouette of a person sitting alone at a long table in a dark room, with an open window behind them letting light in. 7

Bazı Çocuklar Terbiye Değil, Tedavi İster

Haber bülteni

Son Yazılar

  • Elsa Morante Kimdir? Hayatı, Kitapları ve Edebiyatı
  • Hang Kang ve Vejetaryen Romanı
  • Hipergerçeklik Nedir? Gerçeklik Algımız Nasıl Değişti?
  • Salem Cadı Mahkemeleri: Toplumsal Paranoya ve Tarihin En Karanlık Yargılamalarından Biri
  • Ingeborg Bachmann’ın Eserleri ve Hayatı Üzerine Bir Bakış

Öneriler

Elsa Morante Kimdir? Hayatı, Kitapları ve Edebiyatı Woman at a desk with a vintage typewriter, resting her chin on her hands among books and papers in a cluttered study.

Elsa Morante Kimdir? Hayatı, Kitapları ve Edebiyatı

Hang Kang ve Vejetaryen Romanı Bookstore aisle with a long table of stacked books in the foreground and tall shelves along the walls in the background, dimly lit.

Hang Kang ve Vejetaryen Romanı

Hipergerçeklik Nedir? Gerçeklik Algımız Nasıl Değişti? A person sits on a rock by the water, head in hands, appearing sad or distressed at dusk.

Hipergerçeklik Nedir? Gerçeklik Algımız Nasıl Değişti?

Salem Cadı Mahkemeleri: Toplumsal Paranoya ve Tarihin En Karanlık Yargılamalarından Biri Public courtroom scene: a man lies unconscious on the floor while a speaker at a raised lectern pleads to a crowded, tense audience as officials look on.

Salem Cadı Mahkemeleri: Toplumsal Paranoya ve Tarihin En Karanlık Yargılamalarından Biri

  • Kullanıcı Sözleşmesi
  • Bize Ulaşın

©SanatsalHareketler2026