Skip to content
  • https://www.youtube.com/c/SanatsalHareketler
  • https://www.instagram.com/sanatsaalhareketler/?hl=en

Sanatsal Hareketler

  • anasayfa
  • zemin
    • zemin
    • ekip
  • film & dizi
  • edebiyat
  • felsefe
  • sanat
  • müzik
  • dijital kültür
  • tiyatro
  • destek ol
  • deneysel
YouTube
  • Anasayfa
  • İncelemeler
  • Beş Yüzyıldan Sonra Gelen Barış: Kral Charles’ın Vatikan’a Gitmesi Ne Anlatıyor?

Beş Yüzyıldan Sonra Gelen Barış: Kral Charles’ın Vatikan’a Gitmesi Ne Anlatıyor?

Yazar: Zeynep Naz Zincirli

Geçtiğimiz günlerde Birleşik Krallık Hükümdarı Kral III. Charles, resmi ziyaret kapsamında 2025 Jübile Yılı etkinliklerine katılmak üzere Vatikan’a gitti.

Buckingham Sarayı, ziyaretin “İngiltere Kilisesi ve Katolik Kilisesi’nin evrensel (ekümenik) çalışmalarını kutlamak ve Jübile yılının teması olan umudun yolcuları olarak birlikte yürümeyi yansıtmak” amaçlı olduğunu kamuoyuna duyurdu. Dünya basınında dikkatleri üstüne çeken bu ziyaretin aslında Vatikan-Birleşik Krallık ilişkisinde ayrı bir önemi var.

Hristiyanlıktaki Mezhep Ayrılıkları

Birçok dinde olduğu gibi Hıristiyanlıkta da zaman içinde bazı görüş ayrılıkları yaşanmış ve Hıristiyanlık kendi içinde mezheplere bölünmüştür. İlk keskin ayrılık Kadıköy Konsili’nde yaşanmıştır. Konsilde İsa Mesih’in Tanrı mı, insan mı, yoksa hem Tanrı hem insan mı olduğu tartışılmış; Konsil sonucunda da Hazreti İsa’da ilâhî ve insanî tabiatın birleşerek “tek tabiat” oluştuğunu düşünenler İskenderiye, Süryani ve Ermeni Kiliselerini; Hazreti İsa’nın ilâhî ve insanî “iki ayrı tabiat” olduğunu savunanlar ise Roma, Konstantinapolis, Antakya ve Kudüs Kilisesini kurmuştur. İlk ayrılıktan sonra diğerleri de gecikmeden gelerek zamanla Doğu (Ortodoks) – Batı (Katolik) şeklinde bir oluşum gerçekleşmiş, 16. yüzyıldan sonra ise Reform Hareketi gerçekleşerek Protestanlık ortaya çıkmıştır.

Günümüzde tarihçiler İngiltere’de ilk Hıristiyanlaşmanın Roma İmparatorluğunun bugünkü İngiltere topraklarını işgal edip kendi dinlerini ve kültürlerini yaymaya başladığı M.S 43 tarihinde başladığını belirtiyor. Ancak bugün her ne kadar İngiltere dahil olmak üzere Birleşik Krallık, Protestan olan Anglikan Kilisesi’ne mensup olsa da bir zamanlar İngiltere Krallığı, döneminin diğer birçok Hıristiyan ülkesi gibi Katolik Kilisesi’ne mensuptu ve hükümdarı Papa’ya bağlıydı.

Kıta Avrupa’sındaki Farklı Sesler

Alman din adamı Martin Luther’in 1517 yılında Katolik Kilisesi’ni eleştirdiği Doksan Beş Tezi (Ninety-five Theses) Wittenberg’teki Tüm Azizler Kilisesi’ne asılışı, Protestan Reformunun başlangıcı kabul edilmektedir. Fakat reform denen olguya sadece bu olayın çerçevesinde bakmak yeterli değildir. Reform da diğer birçok olgu gibi tarihsel süreç içinde gerçekleşen olayların bir sonucudur. Nitekim reformdan önce de halkın Katolik Kilisesi’ne olan güveni pek de sağlam temeller üzerinde değildi.

Veba salgını ve sonucunda tecrübeli din adamlarının hayatını kaybedip yerlerine çaylak kişilerin geçmesi; bölgedeki doğal afetler, engizisyon mahkemeleri, halk ve din adamları arasındaki sınıf farkı gibi etkenler, XVI. yüzyılda Katolik Kilisesi’ne olan güveni sarsmıştı. Matbaa ve hareketli matbaa harflerinin icadı ise Martin Luther ve arkadaşlarının düşüncelerini çeşitli dillerde kitaplar halinde yayımlamasını ve Almanya’da dönemin en çok okunan yazıları olmasını sağlamış, böylece Reform’a giden yolu bir daha kapanmamak üzere açmıştı.

Erken İngiliz Reformu

Kıta Avrupası’ndaki reformu Martin Luther gerçekleştirdiyse, bu fitilin ateşini ilk başta İngiliz din adamı John Wycliffe (1328-1384) yakmıştır. Martin Luther ile çok benzer görüşlere sahip olan Wycliffe, İncil’i İngilizceye çeviren ilk kişidir. Kendisi, Papa’nın gayrimeşru bir şekilde dünyevi gücünü Kutsal Kitap’a bağladığını belirtmiş ve İncil’in bir Hıristiyanın mutlak kaynağı olması gerektiğini savunmuştur. Fikirlerini benimseyen bir grup insan, Wycliffe vefat ettikten sonra Lollardcılık denen dini hareketin öncüsü oldular ve İngiltere’de özellikle orta-üst ve orta sınıfta ses getirdiler. Fakat merkezi otoritenin bastırmasıyla gücünü kaybeden Lollard Hareketi, 1400’lü yıllara gelindiğinde sadece bir takım zanaatkar ve alt sınıf insanın desteklediği bir dini harekete dönüştü. Günümüzde Lollardcılık, Erken İngiliz Reformu olarak nitelendirilir ve bu da Wycliffe’in Reform’un babalarından biri olduğunu açıkça gözler önüne serer.

Kral VIII. Henry ve Reformasyon

İngiltere’nin belki de en ünlü Kralı olan Henry bu ününü başarılarına değil, 6 tane kadınla evlenmiş olmasına borçlu. Bu evliliklerin hepsinde de yegane amacı erkek vârislere sahip olmak ve böylece kendi hanedanlığı Tudor Hanedanı’nı koruma altına almaktı. İlk evliliğini Kastilyalı Isabella ve Aragonlu Ferdinand’ın kızı Katherine ile yaptı. Ancak Katherine’in ilk evliliği Henry ile değil, Henry’nin abisi Arthur’laydı. Arthur, evlendikten kısa bir süre sonra dönemin salgını terleme hastalığından dolayı vefat edince Katherine, dul bir prenses olarak Arthur ile evliliğinin gerçek anlamda hiç gerçekleşmediğini belirterek Henry ile evlendi. Genel olarak mutlu bir evlilikleri olsa da çiftin 6 çocuğundan sadece bir tane kız çocuğu hayatta kaldı ve bu da Henry gibi erkek vârisle soyunu güvence altına almak isteyen bir Kralı tatmin etmedi. Katherine 40 yaşına gelmişti, artık hamile kalamıyordu ve gençliğinin verdiği güzellik zamanın acımasız insafına bırakılmış ve sönmüştü. Bu durum üzerine, zamanla eşi ile arası açılan Henry, karısından boşanmayı istedi fakat boşanmak için öncelikle Papa’dan izin alınması gerekiyordu. Dönemin Papası VII. Clement, kendi çıkarını da düşünerek gerekli izni vermedi: Roma, Kutsal Roma İmparatoru V. Karl’ın birlikleri tarafından yağmalanmıştı, Clement ise V. Karl’ın tutsağıydı. Aragonlu Katherine Karl’ın teyzesi olduğundan boşanma izni vermek demek hem Karl’ın şahsına hakaret hem de İngiltere’nin kendi düşmanı Fransa ile bir ittifak kurması demekti.

Papa’dan beklediği cevabı alamayan Henry’e göre Katherine ile evliliği Tanrı tarafından lanetlenmişti. Kilise Kanunu’na göre abisinin/kardeşinin karısı ile evlenen adam Tanrı’nın gazabına uğrardı; Henry’e göre erkek vâris sahibi olamayışının nedeni, ölen ağabeyinin karısıyla evlenmesiydi. Yani Katherine ile Arthur’un evliliği aslında gerçek bir evlilikti, bu durumda Katherine Tanrı’nın huzurunda kendisine yalan söylemişti.

Henry’nin bu benmerkezci düşüncesi ve yeni metresi Anne Boleyn’in hamileliği işleri iyice kızıştırdı; bu evliliğin bitmesi gerekiyordu. Fakat nihai kararı Roma, yani Papa verecekti; Roma da kararı sürekli erteleyip zaman kazanmaya çalışıyordu. İngiliz Parlamentosu Roma’nın Kral VIII. Henry’i oyalamasını kınadı ve Temyiz Kısıtlama Yasası’nı (The Act of the Restraints of Appeals) geçirdi:

“…İngiltere bir imparatorluktur, Kral da hem dünyevi hem de ruhani konularda bu imparatorluğun tek, nihai ve bağımsız başıdır; bu nedenle Roma’daki Papa’ya temyiz yapılamaz…”

Bu yasa ile birlikte Papalık ile her türlü ilişkisini kesen İngiltere, yaklaşık bir sene sonra da düzenli olarak her sene arazi sahiplerinin Papalık’a yaptığı ödemeyi de yasadan kaldırdı ve bu ödemelerin Canterbury Başpiskoposluğu’na yapılmasını emretti. Kral VIII. Henry ise kendisini İngiltere Kilisesi’nin başı yaptı, dış ülkelerin kurallarını, geleneklerini, yasalarını geçersiz saydı. Sonuç olarak da İngiltere Kilisesi önce İngiltere’nin, sonra Birleşik Krallık’ın resmi mezhebi oldu.

Günümüzdek İlişkiler

Yukarıda anlatılan olaylar silsilesi sonucunda 16. yüzyıldan 23 Ekim 2025’e kadar hiçbir İngiltere Hükümdarı Papa ile aynı ortamda dua etmemişti. İlerleyen zamanlarda Vatikan’a resmi ziyaretler gerçekleştirilse de Kral III. Charles’ın Papa XIV. Leo ile birlikte evrensel dua seremonisine katılması Anglikan- Katolik ilişkisine yeni bir boyut kazandırdı. 21. yüzyılda iki mezhebin ilişkisi de gayet barışçıl bir çerçevede devam ederken bu etkinlik Vatikanlı Martin Browne’un da dediği gibi “bizi birleştirenin daha önemli olduğunu”  tüm insanlığa hatırlattı.

Aynı birleştiriciliği Filistinde’de görmek dileğiyle.

Kaynaklar

Parlak, Abdulkadir. “Protestan Reformunun Meydana Gelmesinde Etkili Olan Toplumsal, Siyasi ve Ekonomik Faktörler”. Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 56 (Aralık2022), 7-49. https://doi.org/10.21054/deuifd.1115368.

Marshall, Peter. “Heretics and Believers”. YALE UNIVERSITY PRESS NEW HAVEN AND LONDON.

Ankara Üniversitesi Açık Ders Malzemeleri

Tags: İnceleme

Post navigation

Önceki Les Quatre Cents Coups Bağlamında Çocukluk ve Yabancılaşma
Sonraki Thomas Hart Benton ve Amerikan Sanatında Kimlik Krizi: Modernizme Karşı Direnişin Anatomisi

Son Yazılar

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek 1

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar? 2

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Trecento ve Hacim Duygusu 3

Trecento ve Hacim Duygusu

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı 4

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

Flanör: Modern Şehirde Yürümek Neden Bir Düşünme Biçimine Dönüştü? 5

Flanör: Modern Şehirde Yürümek Neden Bir Düşünme Biçimine Dönüştü?

Her Şeyi Yarım Bırakma Hissi: Neden Tamamlanmışlık Duygusu Azaldı? 6

Her Şeyi Yarım Bırakma Hissi: Neden Tamamlanmışlık Duygusu Azaldı?

İlgili İçerikler

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

Flanör: Modern Şehirde Yürümek Neden Bir Düşünme Biçimine Dönüştü?

Flanör: Modern Şehirde Yürümek Neden Bir Düşünme Biçimine Dönüştü?

Her Şeyi Yarım Bırakma Hissi: Neden Tamamlanmışlık Duygusu Azaldı?

Her Şeyi Yarım Bırakma Hissi: Neden Tamamlanmışlık Duygusu Azaldı?

Aşağıdaki Pencere Tiyatro Oyunu: Bir Soğan, İki Domates ve Üç Biber

Aşağıdaki Pencere Tiyatro Oyunu: Bir Soğan, İki Domates ve Üç Biber

Sanatsal Hareketler Dijital Tasarımlar
Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek 1

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar? 2

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Trecento ve Hacim Duygusu 3

Trecento ve Hacim Duygusu

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı 4

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

Flanör: Modern Şehirde Yürümek Neden Bir Düşünme Biçimine Dönüştü? 5

Flanör: Modern Şehirde Yürümek Neden Bir Düşünme Biçimine Dönüştü?

Her Şeyi Yarım Bırakma Hissi: Neden Tamamlanmışlık Duygusu Azaldı? 6

Her Şeyi Yarım Bırakma Hissi: Neden Tamamlanmışlık Duygusu Azaldı?

Aşağıdaki Pencere Tiyatro Oyunu: Bir Soğan, İki Domates ve Üç Biber 7

Aşağıdaki Pencere Tiyatro Oyunu: Bir Soğan, İki Domates ve Üç Biber

Haber bülteni

Son Yazılar

  • Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek
  • Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?
  • Trecento ve Hacim Duygusu
  • Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı
  • Flanör: Modern Şehirde Yürümek Neden Bir Düşünme Biçimine Dönüştü?

Öneriler

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Trecento ve Hacim Duygusu

Trecento ve Hacim Duygusu

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

  • Kullanıcı Sözleşmesi
  • Bize Ulaşın

©SanatsalHareketler2026