Margaret Atwood tarafından yaratılan kitap, genel olarak karanlık bir atmosferde geçiyor. Kanadalı yazar, Toronto Üniversitesi Victoria Koleji’ndeki eğitiminin ardından Radcliffe College da yüksek lisans yapmıştır. Ayrıca Cambridge, Massachusetts’teki Harvard Üniversitesi’nde de eğitim almıştır. Edebiyat dünyasında pek çok ödüle layık görülen Atwood, dünya çapında bir tanınırlığa ulaşmıştır. Damızlık Kızın Öyküsü (The Handmaid’s Tale), kitabına geldiğimizde hikaye bize spekülatif kurgu türünün başarılı bir örneğini sunmaktadır. Atwood’un yaratmış olduğu distopya, empati sınırlarını oldukça zorlayan, kadınların köleleştirildiği bir dizayn üzerine kurulu. Rahatsız edici öğeler ile çevrili olan bu distopya, özünde pek çok soruyu barındırmaktadır.
Konusu
Kadınların bir meta olarak görüldüğü, baskıcı ve teokratik bir rejim, topluma hakimdir. Genel olarak kadınların bütün haklarının yok sayıldığını görüyoruz. Ayrıca toplum açık bir şekilde sınıflara ayrılmıştır. Bu ayrımcılığın net ve spesifik detayları simgeler, kıyafetler aracılığı ile de gösterilmektedir. Toplumdaki doğurganlık oranın önemli bir düşüş yaşaması sebebi ile ”doğurganlık” daha fazla önem kazanmış ve kadınların birincil görevi olarak belirlenmiştir. ”Damızlık Kızlar” dogurganlıkları neticesinde komutanların yanına verilmiştir. Aynı zamanda kadınlar kendi aralarında da sınıflara ayrılmıştır. Sadece kadınların değil bazı rütbeli erkeklerin de özgürlüklerinin kısıtlandığını ve mutlak güç tarafından ezildiklerini görüyoruz. Yani özgürlüğün olmadığı, insan haklarının çiğnendiği, özellikle kadınların korkunç derece zarar gördüğü bir sistemden söz ediyoruz. Kitap üzerine bahsedilecek çok fazla şey var. Fazla detaya girmeden mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Aynı zamanda kitabın bir film uyarlaması ve güncel dizi uyarlaması bulunuyor. 1990 yapımı olan film, Volker Schlöndorff tarafından yönetilmiştir. 2017 yılında yayınlananDamızlık Kızın Öyküsü (The Handmaid’s Tale) dizisi ise IMDB üzerinden 8,4 puan almış ve pek çok ödüle layık görülmüştür.