Skip to content
  • https://www.youtube.com/c/SanatsalHareketler
  • https://www.instagram.com/sanatsaalhareketler/?hl=en

Sanatsal Hareketler

  • anasayfa
  • zemin
    • zemin
    • ekip
  • film & dizi
  • edebiyat
  • felsefe
  • sanat
  • müzik
  • dijital kültür
  • tiyatro
  • destek ol
  • deneysel
YouTube
  • Anasayfa
  • İncelemeler
  • Kadın Gücü, Beden ve Toplumsal İmaj

Kadın Gücü, Beden ve Toplumsal İmaj

Yazar: Gizem Seçkin

Mart ayı, baharın gelişi, cemrenin havaya, toprağa düşmesinin kutlanması. Ama bunun da ötesinde, kadınlar gününü kutladığımız ay.

İnternette İngilizce “8 March” yazdığınızda karşımıza çıkan ilk sonuç; International Women’s Day , uluslararası kadınlar günü. Ancak canım Türkiye’mizde biz bugünü; Dünya Emekçi Kadınlar Günü diye kutluyoruz, ne güzel ki. Aslında hem güzel hem değil. O kısma birazdan geleceğim, ama öncesinde belki bildiğiniz üzere size kadınlar gününün nasıl ortaya çıktığından bahsetmek istiyorum.

Bugünün anılmasını ortaya çıkaran ilk olay aslında bir şehir efsanesi. Mite göre 1857 yılında New York City’ta 15 bin tekstil işçisi kadının daha adil çalışma şartları için grev yaparken çıkan arbede ve yangın sonucu hayatlarını kaybetmeleri bu olayın ilk kıvılcımıdır. Fakat yapılan araştırmalar ve o dönemin gazete ve resmî kayıtlarına göre böyle bir olay yaşanmamıştır. İyi ki de bu olay yaşanmamış, ancak şimdiye kadar çoğumuzun orijini olduğunu tahmin ettiğimiz bu olay maalesef gerçek değil. Bilinen ilk kutlaması; 1909 yılında yine New York City’ta, Socialist Party of America desteğiyle aktivist Theresa Malkiel önderliğinde kitlelerle yapılan etkinliktir. Sonraki yıllarda da birçok ülke bu günü Kadınlar Günü olarak ilan etmiştir. Türkiye’de de kadınlar günü ilk kez 1921 yılında Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlandı.

Theresa Malkiel ve Mücadele Arkadaşları

Yazımın başında bahsettiğim, bugünü kutlamamızın hem acı hem güzel olduğunu söylediğim konuya gelecek olursam; maalesef ki bu tarz direnişler ve kutlamalar, kadın haklarının en az verildiği ülkelerde coşkuyla kutlanıyor.

Üç yıl önce Birleşik Krallık’a ilk kez taşındığımda ilk kadınlar günü kutlamam için iş yerinden özel bir ilgi bekliyorum tabii ki; Türkiye’de beyaz yakalı biri olarak alışmışım sabah kadınlar olarak masamızda kırmızı karanfil, Türk kahvesi takımı, kolonya vs. bir hediye paketi bulmaya. İçinde de muhtemelen şöyle bir not: bizim için önemli olan tüm kadınlarımıza…

Birleşik Krallık’a dönecek olursam; akşam oldu, ne bir mesaj ne bir kutlama. Dayanamadım, kendim ekipteki kadınların gününü kutladım gruptan. Tabii ondan sonra erkekler de sırayla günümüzü tebrik ettiler ama sonradan düşününce şunu fark ettim: Buradaki kadınların böyle bir günle anılmaya, takdir edilmeye, kendilerinin bir birey olduğunu hatırlatılmasına ihtiyaçları yok.

Size Birleşik Krallık’ı güzelliyorum demek değil; artıları, eksileri tartışılır. Ancak daha geçtiğimiz hafta, eşi tarafından kendisine ve kızına yönelik cinsel istismarı dile getiren Fatma Nur Çelik ve kızının cansız bedenleri bulunurken akıllarda kalan tek şey; Fatma Nur’un “Ölürsem intihar demeyin” lafı oldu. Demek istediğim fark tam olarak bu aslında.

Amazonlar kelimesinin Yunan mitolojisindeki kökeni; a-mazos, memesiz demektir. Bu yorum Amazonların bir göğsünü keserek savaşması mitine bağlanmıştır. Amazon kadını bize neyi söyler; erkek gibi kadın, güçlü kadın değil mi? Neden biz kadınlar güçlü olmak için erkek gibi görünmek zorundayız ki? Neden memeli, estetikli, bakımlı, ojeli de güçlü olmayalım?

Biz kadınların bu coğrafyada dünya ile derdi var, çünkü dünyada bir yere olduğumuz gibi ait olmak istiyoruz. Erkek gibi değil, tomboy değil, erkek Fatma değil; sadece Fatma olmak istiyoruz. Evet, bu dünyayla, erkek hegemonyasıyla, Ataerkiyle bir derdimiz var, alacağımız var ve kabul görene kadar, saygı görene kadar bunun savaşını vereceğiz.

Bu yüzden de üzülerek söylüyorum, coşkuyla da olsa bugünü kutluyorum, kutlamaya da devam edeceğim. Görmek istemeyen erkekler ağlayarak günlüğüne yazabilir.

Biz meydanlarda bağıra çağıra sesimizi duyurmaya devam edeceğiz.

Yaşasın kız kardeşlik, yaşasın kadınların gücü!

Tags: Deneme

Post navigation

Önceki Kadın Emeği mi, Kurumsal İmaj mı?
Sonraki Aşağıdaki Pencere Tiyatro Oyunu: Bir Soğan, İki Domates ve Üç Biber

Son Yazılar

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek 1

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar? 2

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Trecento ve Hacim Duygusu 3

Trecento ve Hacim Duygusu

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı 4

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

Flanör: Modern Şehirde Yürümek Neden Bir Düşünme Biçimine Dönüştü? 5

Flanör: Modern Şehirde Yürümek Neden Bir Düşünme Biçimine Dönüştü?

Her Şeyi Yarım Bırakma Hissi: Neden Tamamlanmışlık Duygusu Azaldı? 6

Her Şeyi Yarım Bırakma Hissi: Neden Tamamlanmışlık Duygusu Azaldı?

İlgili İçerikler

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

Flanör: Modern Şehirde Yürümek Neden Bir Düşünme Biçimine Dönüştü?

Flanör: Modern Şehirde Yürümek Neden Bir Düşünme Biçimine Dönüştü?

Her Şeyi Yarım Bırakma Hissi: Neden Tamamlanmışlık Duygusu Azaldı?

Her Şeyi Yarım Bırakma Hissi: Neden Tamamlanmışlık Duygusu Azaldı?

Aşağıdaki Pencere Tiyatro Oyunu: Bir Soğan, İki Domates ve Üç Biber

Aşağıdaki Pencere Tiyatro Oyunu: Bir Soğan, İki Domates ve Üç Biber

Sanatsal Hareketler Dijital Tasarımlar
Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek 1

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar? 2

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Trecento ve Hacim Duygusu 3

Trecento ve Hacim Duygusu

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı 4

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

Flanör: Modern Şehirde Yürümek Neden Bir Düşünme Biçimine Dönüştü? 5

Flanör: Modern Şehirde Yürümek Neden Bir Düşünme Biçimine Dönüştü?

Her Şeyi Yarım Bırakma Hissi: Neden Tamamlanmışlık Duygusu Azaldı? 6

Her Şeyi Yarım Bırakma Hissi: Neden Tamamlanmışlık Duygusu Azaldı?

Aşağıdaki Pencere Tiyatro Oyunu: Bir Soğan, İki Domates ve Üç Biber 7

Aşağıdaki Pencere Tiyatro Oyunu: Bir Soğan, İki Domates ve Üç Biber

Haber bülteni

Son Yazılar

  • Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek
  • Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?
  • Trecento ve Hacim Duygusu
  • Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı
  • Flanör: Modern Şehirde Yürümek Neden Bir Düşünme Biçimine Dönüştü?

Öneriler

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Jakob von Gunten Üzerine: Bir Şey Olmaktan Vazgeçmek

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Orlando ve İnsan: Bir İnsan Kaç Hayat Yaşar?

Trecento ve Hacim Duygusu

Trecento ve Hacim Duygusu

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

Simone Weil ve Dikkat Kavramının Bugünkü Anlamı

  • Kullanıcı Sözleşmesi
  • Bize Ulaşın

©SanatsalHareketler2026