Jostein Gaarder
İskambil Kağıtlarının Esrarı, okuyucuyu zihinsel ve duygusal bir yolculuğa çıkaran büyülü bir anlatıya sahiptir. Gerçeklikle kurgu arasındaki sınırları bulanıklaştıran, satır aralarında geçen mor gazozun tadını neredeyse damağınızda hissettirir. Hikayenin akışını, bir kart destesinin karıştırılıp, her bir kartın sırayla açıldığı bir oyun gibi düşünebilirsiniz. Her bir kart, yeni bir karakter, yeni bir soru ve yeni bir oyunun başlangıcını temsil eder.
“Kafasının içine bütün dünyayı sığdıran biri, sonunda bir ağzı olduğunu unutur gider” (İskambil Kağıtlarının Esrarı, sy.270)
Romanın merkezinde Hans Thomas adlı Norveçli bir çocuk vardır. Felsefeye meraklı babasıyla çıktığı Avrupa yolculuğu, nihayetinde filozofların şehri Atina’ya varır. Yolculuk sırasında Hans Thomas’ın yolu, ona gizemli bir büyüteç ve küçük bir defter veren bir cüceyle kesişir. Defterin sayfalarında, iskambil kâğıtlarıyla kurulan efsanevi bir ada yaşamının hikâyesi gizlidir. Bu masalsı anlatı, Hans Thomas’ın kendi yaşamıyla iç içe geçerek romanın iki katmanlı kurgusunu oluşturur.
Norveçli yazar Jostein Gaarder, çoğunlukla Sofie’nin Dünyası ile tanınsa da bu kitabı daha önce, 1990’lı yıllarda kaleme almıştır. Felsefi ve edebi derinliğiyle dikkat çeken, ayrıksı bir anlatıya sahiptir. Norveççe adı Kabalmysteriet olan roman, Türkçeye İskambil Kâğıtlarının Esrarı olarak çevrilmiştir. Özellikle “eşzamanlılık” temasıyla, hayattaki rastlantıların ve görünmez bağların aslında ne kadar anlam yüklü olabileceğini hissettirmektedir.
Kitap, felsefeye düşkün babasıyla Avrupa’da bir yolculuğa çıkan ve yolculuğun filozoflar şehri olarak bilinen Atina’a da son bulan Hans Thomas adlı Norveçli bir çocuğun hikayesini konu alır. Yolculukta Hans Thomas, bir cüceden gizemli bir büyüteç ve eski küçük bir not defteri alır. Bu defterde anlatılan hikaye, bir adada yaşayan insanların iskambil kağıtlarıyla bağlantılı efsanevi yaşamlarını anlatmaktadır.
Zamanla Hans Thomas, bu büyülü hikayenin kendi yaşamıyla iç içe geçtiğini fark eder. Romanda iki katmanlı bir anlatı yapısı vardır: Biri gerçek hayattaki Avrupa yolculuğu, diğeri ise defterin içindeki alegorik, düşsel kurgu. Her bölüm, iskambil destesindeki bir karta karşılık gelir. Bu kartlar, insan davranışlarını, kişilik yapılarını ve toplumsal rolleri simgeler. Kartlar Adası’nda geçen anlatı ise varoluşu sorgulayan ontolojik bir boyut taşır.
Adadaki kart karakterleri, bir gün adaya düşen bir gezgin olan Frode’un yaratımıyla hayat bulur. Her biri belirli bir rolü üstlenmiş ve bu rolün dışına çıkamaz hale gelmiştir. Ancak bir tanesi hariç: Joker. Joker, bu sahte düzenin farkında olan, sistemin dışına çıkabilen, hayatı sorgulayan, bilinç sahibi tek figürdür.
“Joker küçük bir delidir. Herkesten farklıdır o. Ne sinektir ne karo, ne kupa ne de maça sekiz veya dokuz, papaz veya bacak değildir. Her şeyin dışındadır, ötekilerle aynı yere ait değildir. Gerçi öbür kartlarla aynı pakette bulunur, ama orası onun kendi evi değildir aslında. Bu yüzden de çıkarılıp bir kenara konabilir, hiç arayanı soranı olmadan.”
(İskambil Kağıtlarının Esrarı, sy.69-70)
Akışta yaşama dair, yaşamanın hakkının nasıl verileceğine dair metaforlarla karşılaşırız. İnsanın içinde bulunduğu Dünyaya karşı nasıl sıradanlaştığımızı, şaşırmayı unuttuğumuzu hatırlatarız. Belki de asıl zekiler gördüklerinin ne kadar sınırlı olduğunu farkeden kişilerdir. Görünenin sınırlı olduğunu farkedip öteye geçebilen kişiler ise, yaşamın varlığını ve kaynağını akıl etmeyenler tarafından ötelenen ve deli olarak atfedilen kişilerdir. Yani Jokerler!
Kitap boyunca yaşamın akışına kapılmadan yaşamanın, varoluşun hakkını vermenin yolları üzerine metaforlarla karşılaşırız. İnsanın, içinde bulunduğu dünyaya karşı nasıl sıradanlaştığı, şaşırmayı nasıl unuttuğu hatırlatılır. Belki de gerçek zeka, gördüklerinin ne kadar sınırlı olduğunu fark edenlerdedir. Bu farkındalıkla öteye geçenler ise çoğunluk tarafından anlaşılmaz, hatta deli olarak görülür. Tıpkı Joker gibi.
“Ve ardından joker görünenin ardını görür.”
(İskambil Kağıtlarının Esrarı, sy.111)
Umarım her şeye rağmen, bu dünyada “Joker” olma cesareti gösterebiliriz.
Ve son olarak… Tim Burton bu hikayeyi Alice Harikalar Diyarında’da yaptığı gibi sinemaya uyarlasa nasıl olurdu, hiç düşündünüz mü? “Belki de bir gün Joker’i yalnızca okumakla kalmayıp izleme imkânı da buluruz.”

Anlatı Diyagramı, Merve Taşlıoğlu
KAYNAKÇA
Gaarder, J. (1990). İskambil Kâğıtlarının Esrarı (S. Yücesoy, Çev.). Pan Yayıncılık.
Goodreads. İskambil Kâğıtlarının Esrarı by Jostein Gaarder. Goodreads.
Skrimshire, S. (2002). Kabalmysteriet. Scandinavica, 41(1), 99–101.